Türkiye'nin özgün sanatçılarından biri olan ressam Sefer Öztürk, keçe materyalini tuvalle buluşturarak gelenekselle moderni harmanlayan çalışmalarıyla tanınmaktadır. Yatılı öğretmen okulu yıllarında öğretmenleri tarafından keşfedilen resim yeteneğini akademik eğitimle taçlandıran sanatçı, uzun yıllar İstanbul Devlet Opera ve Balesi bünyesinde sahne ressamlığı yaparak Türk resim sanatına yüzlerce değerli eser kazandırmıştır.
Öğretmen Okulundan Akademik Eğitime Sanat Yolculuğu
Sefer Öztürk'ün sanat serüveni, ilköğreniminin ardından kazandığı yatılı Eskişehir Yunus Emre İlköğretmen Okulu'nda başladı. Bu dönemde okuldaki yeteneğe yönlendirme uygulaması, genç yeteneğin hayatında büyük bir dönüm noktası oldu. Üçüncü sınıftan dördüncü sınıfa geçerken, yüksek ders notları ve resim yeteneği öğretmenlerinin gözünden kaçmadı. Böylece genç Öztürk, 1966 yılında girdiğı sınavla İstanbul Ortaköy İlköğretmen Okulu bünyesindeki resim seminerine kaydoldu. Burada değerli sanat eğitimcileri Selahattin Hüsnü Taran ve Hamdi Dicle'den temel sanat dersleri aldı.
Üç yıllık eğitimin ardından henüz öğrenciyken, 1967'de Devlet Resim ve Heykel Sergisi'ne eseri kabul edilen en genç sanatçı unvanını kazandı. Okul yıllarında elde ettiği başarılar bununla da sınırlı kalmadı. Berlin konulu bir resim yarışmasında, okul arkadaşı Cuma Ocaklı'nın birinci olduğu organizasyonda ikincilik derecesine layık görüldü. Genç öğretmen, 1969 yılında Denizli'nin bir köyüne tayin edildi. İçindeki sanat eğitiminin cazibesine kapılan genç ressam, dönemin Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu yetenek sınavlarına girmeye karar verdi.
Sınavı başarıyla geçerek, şimdiki adı Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan kurumda eğitimine başladı. Akademide Türk resim dünyasının önemli isimlerinden dersler aldı:
- Mustafa Aslıer
- Mustafa Pilevneli
- Erol Eti
Sahne Tasarımından Keçeresim Öncülüğüne Uzanan Kariyer
Vatani görevini tamamladıktan hemen sonra İstanbul Devlet Opera ve Balesi bünyesinde sahne ressamı olarak çalışmaya başladı. Burada aralıksız yirmi yedi yıl boyunca görev yapan sanatçı, profesyonel sorumluluklarının yanı sıra kişisel resim çalışmalarını da kararlılıkla sürdürdü. İlk sergisini henüz akademi son sınıf öğrencisiyken, 1972 yılında açarak sanat dünyasına resmi olarak merhaba dedi. Sanat kurumundan emekli olmasının ardından, hiç ara vermediği resim çalışmalarına çok daha fazla zaman ayırma fırsatı buldu.
Sefer Öztürk, Türk resim tarihinde öncü bir adıma imza atarak ülkemizde ilk "Keçeresim" çalışmalarının başlatıcısı oldu. Geleneksel keçe malzemesini çağdaş sanatın dinamikleriyle yoğuran ressam, aralarında ikiye üç metre boyutlarında devasa çalışmaların da yer aldığı beş yüzden fazla keçeresim üreterek bu alanda kırılması zor bir rekora imza attı. Sanat hayatı boyunca otuz sekiz kişisel sergiye imza atan sanatçı, günümüde de İstanbul'daki özel atölyesinde üretimlerine devam etmektedir. Başarılı ressam, kendisi gibi ressam ve sanat eğitimcisi olan eşi Nedret Saraçoğlu Öztürk ile omuz omuza vererek yağlı boya ve keçeresim alanında yeni yapıtlar üretmeye devam etmektedir.