Savaş Buldan, 1964 yılında Hakkari'de dünyaya gelen ve 4 Haziran 1994 tarihinde Bolu sınırlarında ölü bulunan, Türkiye'nin yakın siyasi tarihindeki en tartışmalı isimlerden biridir. Siyasetçi Pervin Buldan'ın eşi olan Hakkari kökenli isim, Susurluk skandalı ekseninde gelişen olayların merkezinde yer almıştır. Bu olay faili meçhul cinayetler listesine girdi.
Giriştiği Faaliyetler ve Susurluk Raporları
Savaş Buldan'ın babasının ismi Şükrü'dür. Gençlik yıllarından itibaren bölgedeki siyasi hareketlerin içinde aktif rol aldığı iddia edilmektedir. Susurluk Raporu'nda yer alan iddialara göre Buldan, 1979 yılından itibaren Yüksekova bölgesinde faaliyet göstermiştir. Aynı yılın Mart ayında ilçede yaşanan bazı olaylara karıştığı gerekçesiyle yargı sürecine dahil olmuştur. Buldan'ın 1980 yılındaki çatışma döneminde bazı örgüt mensuplarını kendi konutunda barındırdığı da aynı devlet raporunda iddia edilmiştir. 1986 yılında teyzesinin kñzı Pervin Buldan ile evlenmiştir. 1992 yılının ortalarından itibaren yaşamını İstanbul'da sürdürmeye başlayan Buldan, bu dönemde uyuşturucu ticaretiyle suçlanmıştır. Buradan elde edilen maddi kaynağın örgütün finansmanında kullanıldığı iddiasıyla karşı karşıya kalmıştır. Temmuz 1992'de Haznedar semtinde ele geçirilen yasa dışı silahlar sebebiyle kolluk güçleri tarafının gözaltına alınmasının ardından, sevk edildiği Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından tutuklanmıştır.
Yeşilyurt Oteli'nden Bolu'ya Uzanan Yol
Cinayetlerden yaklaşık yedi ay önce dönemin Başbakanı Tansu Çiller, PKK'ya maddi destek sağlayan Kürt iş adamlarının listesinin ellerinde olduğunu ve devletin bunlarla her şekilde mücadele edeceğini ilan etmiştir. Bu açıklamanın gölgesinde, 2 Haziran 1994 gecesi polis yeleği giymiş ve telsiz taşıyan sekiz şahıs Yeşilyurt Çınar Oteli'ne gelmiştir. Saldırganlar otelden ayrılan şu isimleri zorla götürmüştür:
- Savaş Buldan
- Adnan Yıldırım
- Hacı Karay
Kaçırılmalarından iki gün sonra, üç arkadaşın cansız bedenleri Bolu'nun Yığılca ilçesindeki Melen çayı kıyısında bulunmuştur. Hazırlanan otopsi raporları, kurbanların baş ve göğüs bölgelerine ateş edilmeden evvel ağır işkencelere ve fiziki darbelere maruz kaldıklarını ortaya koymuştur.
Yargı Süreci ve İtiraflar
Söz konusu cinayetler, yıllar sonra patlak veren Susurluk davası kapsamında detaylı biçimde ele alınmıştır. Eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın'ın itirafları doğrultusunda; İstanbul, Bolu, Adapazarı ve Sapanca hattında keşifler gerçekleştirilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2004 yılında verdiği kararda yeterli ve etkili bir soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin yaşama hakkını düzenleyen ikinci maddesinin Türkiye tarafından ihlal edildiğine hükmetmiştir. Mahkeme, hayatını kaybeden Buldan'ın dul eşine, çocuklarına ve davacı ağabeyi Nejdet Buldan'a maddi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Cinayetin ardından ölüm tehditleri aldığını belirterek yurt dışına giden ve bir dönem Yüksekova belediye başkanığı yapan Nejdet Buldan, 19 yıl sonra Türkiye'ye dönmüş ve kardeşine ithafen bir kitap kaleme almıştır.
Aradan geçen süreçte, failleri cezalandırmak amacıyla açılan davalarda önemli iddialar gündeme gelmiştir. Eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, mahkemedeki ifadesinde infazların Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla ilişkili olduğunu öne sürmüştür. Eymür ifadesinde, MİT elemanı Tarık Ümit'in sorgulama sırasında itiraflar aldıktan sonra infazı gerçekleştirdiğini söylemiştir. Eymür cinayeti yetkililere bildirmediğini kabul etmiştir. Bunu devlet adına yaptığını savunmuştur. Savaş Buldan'ın yaşam öyküsünün, popüler bir televizyon dizisindeki Barış Bulmaz karakterine ilham verdiği düşünülmektedir.
