Anadolu Selçuklu Devleti'nin siyasi kaderine yön veren en nüfuzlu figürlerden biri olan devlet adamı, baş mimar ve komutan Sadeddin Köpek, 1239 yılında Konya sınırlarında yer alan Kubadabad Sarayı'nda uğradığı suikast sonucu öldürülmüştür. Gerçek adı "Köpek bin Muhammed" olan bu sıra dışı şahsiyet, I. Alaaddin Keykubad ve II. Gıyaseddin Keyhusrev devirlerinde üstlendiği kritik görevlerle saltanat idaresinde muazzam bir güç kazanmıştır. Hem göz alıcı mimari eserlere imza atan bir deha hem de saray entrikalarıyla devletin temellerini sarsan hırslı bir siyasetçi olarak tarihteki yerini almıştır.
Askeri Başarıları ve Mimari Dehası
Sadeddin Köpek'in çocukluk ve gençlik yılları karanlıkta kalmış olsa da, Konya'nın köklü ailelerine mensup olduğu ve annesinin Şehnaz Hanım adını taşıdığı yönünde güçlü rivayetler mevcuttur. İlk kez I. Alaaddin Keykubad döneminde emirlik makamına getirilerek adından söz ettirmeye başlamıştır. Dönemin ünlü tarihçisi İbn Bîbî, onu sadece bir askeri lider olarak değil; aynı zamanda usta bir nakkaş, mimar ve emîr-i şikâr olarak tanımlar. Nitekim askeri alandaki ilk büyük sınavını 1226 senesinde vermiştir. Sultan Keykubad’ın Harput civarında Eyyûbîler ile yaptığı zorlu savaşta Selçuklu ordusunun sol kanadını başarıyla yönetmiştir.
Onun yetenekleri savaş meydanlarıyla sınırlı değildir. Estetik vizyonuyla da devlete hizmet etmiştir. Beyşehir Gölü kıyısında yükselen ihtişamlı Kubadabad Sarayı'nın mimarlığını üstlenmiştir. Ayrıca Konya ile Aksaray yollarını birbirine bağlayan tarihi kervansaray Zazadin Hanı'nı 1235-1236 yıllarında inşa ettirmiştir. Halk arasında "Zazadin" olarak anılan bu kervansaray, onun adının halk dilindeki yansımasıdır. Bazı araştırmacılar, tarihi kitabelerde yer alan kelimenin yazılış özelliklerinden yola çıkarak ismin Kübek veya Köbek olabileceğini öne sürseler de, bu durumun Arapçada 'p' sesinin bulunmamasından kaynaklandığı bilinmektedir.
Saray İktidarı ve Taht Mücadeleleri
Devletin zirvesindeki asıl kırılma noktası, I. Alaaddin Keykubad'ın 1237 yılındaki ani vefatıyla yaşanmıştır. Bu kaybın ardından şehzadeler arasında baş gösteren taht kavgasında Sadeddin Köpek, II. Gıyaseddin Keyhusrev'in safında yer almıştır. Onun tahta çıkmasında kilit rol oynamış ve karşılığında yönetimdeki gücünü pekiştirmiştir. Sultanın tahta oturmasının hemen ardından, kendi iktidarına engel gördüğü önemli şahsiyetleri ortadan kaldırma planını devreye sokmuştur.
Hârizmliler ile yapılan savaştaki mağlubiyetin faturasını atabegi Şemseddin Altunaba’ya keserek onu acımasızca katlettirmiştir. Güç zehirlenmesi yaşayan devlet adamı, tasfiyelerine hız kesmeden devam etmiştir. Ölüm emirlerini verdiği ya da sürgüne gönderdiği isimler şunlardır:
- Atabey Şemseddîn Altunaba (Katledildi)
- Tâceddîn Pervâne (Katledildi)
- Saltanat naibi Kemâleddîn Kâmyar (Katledildi)
- Hüsâmeddîn Kaymerî (Görevden uzaklaştırıldı)
- Celâleddîn Karatay (Görevden uzaklaştırıldı)
Bu kanlı tasfiyelerin ardından Saltanat naibliği ve Pervanecilik makamlarına bizzat kendisi oturmuştur. Nüfuzunu perçinlemek için Melikü’l-Ümerâ unvanıyla sefere çıkarak Eyyubiler'e ait Samsat kalesi başta olmak üzere pek çok kaleyi zapt etmiştir.
Büyük İddia ve Kanlı Son
Samsat seferinden zaferle dönen Sadeddin Köpek, gözünü Selçuklu tahtına dikmiştir. Hanedan üyesi olduğunu kanıtlamak için annesi Şehnaz Hatun'un eski Sultan I. Gıyaseddin Keyhusrev ile gayrimeşru bir ilişkisi olduğunu iddia etmiştir. Bu iddiaya göre annesi, gıyabında evlenmeden önce sultandan iki aylık hamiledir ve kendisi bu evlilikten yedi ay sonra dünyaya gelmiştir. Taht iddiasını meşrulaştırmaya çalışırken, bir yandan da mevcut hükümdarın devleti kötü yönettiğini savunarak onun Abbasi halifeliğini tanımayacağı söylentisini yaymıştır.
Köpek'in durdurulamaz yükselişi, nihayetinde II. Gıyaseddin Keyhusrev'i harekete geçmeye zorlamıştır. 1238 yılının sonbaharında Kubadabad Sarayı'na yapılan ortak ziyaret, kanlı bir planın başlangıcı olmuştur. Sultan, Sivas Subaşısı Hüsâmeddin Karaca'ya onun ortadan kaldırılması talimatını gizlice iletmiştir. Karaca, sarayda Köpek'in güvenini kazanıp dostluk kurduktan sonra bir ziyafet sırasında suikast girişiminde bulunmuştur. İlk hamlede başarısız olsa da, araya giren Emîr-i alem Togan'ın kılıç darbesiyle ağır yaralanan Köpek, can havliyle sultanın şaraphanesine sığınmıştır. Burada şarabdâr ve adamları tarafından öldürülmüştür. Cesedi, ibret-i alem olması için demir bir kafese konularak Kubâdâbâd Sarayı'nın burçlarına asılmıştır.
Tarihteki Mirası ve Popüler Kültür
Sadeddin Köpek hakkında tarihi kaynaklarda tezat barındıran değerlendirmeler mevcuttur. Çağdaş tarihçi İbn Bîbî, onun halka karşı adil ve merhametli davrandığını yazar. Özellikle toprak sahiplerinin çiftçilerden fahiş vergi almasını engelleyerek geniş kitlelerin sevgisini kazandığını aktarır. Cömert ve hoşsohbet biri olduğunu da ekler. Buna mukabil, Harizmliler'e karşı yürüttüğü yanlış politikalar ve devletin omurgasını oluşturan en değerli devlet adamlarını acımasızca katlettirmesi, Anadolu Selçuklu Devleti'nin temellerini derinden sarsarak yıkılış sürecini hızlandırmıştır. Bu yüzden tarihe uğursuz ve kötü şöhretli bir karakter olarak geçmiştir. Osmanlı vakanüvisi Müneccimbaşı Ahmed Dede de kendisinden "habis Köpek" olarak bahseder ve onu hasetçi, bozguncu olarak niteler. Günümüzde ise bu tarihi figür, 2016 yılında TRT 1 ekranlarında izleyiciyle buluşan ve geniş kitleler tarafından ilgiyle takip edilen Diriliş: Ertuğrul dizisinde Murat Garipağaoğlu'nun başarılı oyunculuğuyla yeniden popülerlik kazanmıştır.
