Türkiye'nin spor tarihindeki en önemli öncülerinden biri olan Ruhi Sarıalp, 15 Aralık 1924 tarihinde Manisa'da dünyaya geldi. Ülkemizi atletizm alanında uluslararası düzeyde temsil etmiş olan sporcu, bu alanda adını tarihe yazdırmıştır. Üç adım atlama branşında yarışan Sarıalp, hem Avrupa Atletizm Şampiyonası hem de Olimpiyat Oyunları kapsamında madalya kazanan ilk Türk atlet olmuştur. Bu başarısı büyük ses getirdi. 1948 yılında kazandığı bronz madalya ile başlayan bu başarı süreci, uzun yıllar boyunca aşılamayan rekorlar ve kazanımlar olarak tarihteki yerini almıştır.
Olimpiyatlarda Tarihi Dönüm Noktası
Atletizm kariyerine ilk olarak Manisa Askeri Lisesi bünyesinde adım atan Sarıalp, gösterdiği yüksek potansiyel sayesinde daha sonra Fenerbahçe kulübünün kadrosuna dahil oldu. Burada kendisini geliştiren başarılı atlet, Londra kentinde düzenlenen 1948 Yaz Olimpiyatları'nda Türkiye'yi üç adım atlama kategorisinde temsil etme hakkı kazandı. Zorlu mücadelelerin ardından elde ettiği bronz madalya, ülkemiz adına olimpiyatlarda çok uzun soluklu bir gururun başlangıcı oldu. Bu madalya tarihe geçti. Nitekim bu madalya, 1984 yılındaki olimpiyat oyunlarında boksör Eyüp Can'ın kazandığı dereceye kadar, tam 36 sene boyunca Türkiye'nin güreş dışındaki branşlarda ulaştığı yegane madalya olarak kaldı. Aynı zamanda bu başarı, 2004 Yaz Olimpiyatları'nda çekiç atma dalında bronz madalyaya uzanan Eşref Apak'ın derecesine kadar, 56 yıl boyunca Türkiye'nin olimpiyat düzeyinde atletizm alanında elde ettiği tek madalya olma unvanını korudu.
Avrupa ve Dünya Arenasında Başarı Rüzgarları
Olimpiyatlardaki büyük başarısının ardından Sarıalp, pistlerdeki gücünü Avrupa sahnesine de taşıdı. Brüksel şehrinde organize edilen 1950 Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda da üstün bir performans ortaya koyan milli sporcu, burada da bronz madalyanın sahibi olmayı başardı. Brüksel'de kazanılan bu ödül, Türk atletizminin gelişimi açısından büyük bir sembol haline geldi. Bu derece, 2002 yılında Süreyya Ayhan Kop'un 1500 metre yarışında kazandığı altın madalyaya dek, tam 52 yıl boyunca Türkiye'nin Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda elde ettiği tek başarı olarak kaldı.
Başarılı sporcu, askeri yükümlülüklerini yerine getirdiği 1951-1952 döneminde de pistlerden kopmadı. Bu süre zarfında Ordu Millî Takımı kadrosunda görev alan Sarıalp, askeri şampiyonalarda da ülkesini başarıyla temsil etti. Kendisi 21-23 Eylül 1951 tarihlerinde Roma'da ve 12-14 Eylül 1952 tarihlerinde Kopenhag'da düzenlenen Dünya Ordulararası Atletizm Şampiyonalarında yarıştı. Sarıalp bu iki şampiyonadan da altın madalyayla dönerek büyük bir başarı sağladı.
Çok Yönlü Bir Entelektüel ve Mirası
Pistlerdeki parlak kariyerinin ardından yaşamını çok yönlü bir akademisyen ve araştırmacı olarak sürdüren Sarıalp, Amerika Birleşik Devletleri'nda bulunan Coast Guard Academy bünyesinde öğretmenlik görevini üstlendi. Amerika'da bulunduğu bu dönemde uzay programlarında da yer alarak farklı alanlardaki yetkinliğini gösterdi. Yurda dönüşü hızlı oldu. Türkiye'ye geri dönüşünün ardından İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesine katılan Sarıalp, spor bölümünde Spor Tarihi derslerinin yanı sıra denizcilik dersleri de verdi. Çok yönlü kişiliğiyle öne çıkan eski milli atlet, geniş kitlelere mitoloji üzerine konuşmalar ve sunumlar gerçekleştirdi.
Yaşamı boyunca farklı ilgi alanlarını sentezleyen Sarıalp, özellikle şu üç konuya büyük bir tutkuyla bağlıydı:
- Geniş kitlelere sevdirdiği spor ve atletizm branşı,
- Hayatının merkezine koyduğu deniz ve denizcilik faaliyetleri,
- Kültürel birikimini yansıtan kadim mitoloji öyküleri.
Denizde hayatta kalma konusundaki bilgi birikimini aktardığı "Survival" isimli bir kitabı da mevcuttur. Ayrıca ömrünün son yıllarında ise 3 ciltten oluşacak kapsamlı bir Dünya Denizcilik Tarihi eseri yazmak amacıyla derinlemesine araştırmalar yürütüyordu. Kültürel ve sportif çalışmalarını son anına kadar sürdüren Sarıalp, 2001 yılında Bergama'da gerçekleştirilen arkeolojik kazı çalışmalarını yerinde takip ettiği esnada aniden rahatıszlandı. Nefes darlığı teşhisi konulmasının ardından Ege Üniversitesi Túp Fakültesi Hastanesi yoğun bakım ünitesine kaldırılan efsanevi atlet, tüm mücadelelere rağmen kurtarılamayarak 3 Mart 2001 tarihinde İzmir'de hayata gözlerini yumdu.
Sarıalp'in aile ilişkileri de Türkiye'nin tanınmış simalarıyla bağlantılıdır. Eşi Ayşe Cebesoy, Türkiye'nin önemli devlet adamları arasında yer alan Ali Fuat Cebesoy'un kuzenidir. Bununla birlikte, başarılı sporcu müzik dünyasının unutulmaz isimlerinden biri olan sanatçı Tanju Okan'ın da dayısıdır.