Dünya sinemasının gelmiş geçmiş en büyük efsanelerinden Raj Kapoor, 14 Aralık 1924'te dünyaya geldi. Doğum yeri, bugün Pakistan sınırlarında bulunan Peşaver kasabasıdır. Ünlü tiyatro ve sinema sanatçısı olan babası Prithviraj Kapoor ile annesi Rama Kapoor çiftinin dört çocuğunun en büyüğü olarak dünyaya gözlerini açan dahi sanatçı, küçük yaşta Bombay'a göç etmelerinin ardından eğitimini de tamamıyla bu şehirde almıştır. Genç yaşta göç eden dahi sanatçı, eğitimini Bombay stüdyolarının gölgesinde aldı. Hint sinemasını küresel arenada temsil eden devasa bir endüstri haline getirdi. Özellikle 1951 yapımı unutulmaz Avare filmiyle Türkiye dahil pek çok ülkede geniş kitlelerin kalbini fethetti. Sinemaya klaket tutarak adım atan efsane, hem oyunculuğu hem de toplumsal meselelere getirdiği devrimci bakış açısıyla adını altın harflerle yazdırdı.
Klaketçilikten Zirveye Uzanan Bir Yönetmenlik Hikayesi
Kapoor ailesi, 1929 yılında Bombay kentinin hareketli sokaklarına yerleşti. İlk, orta ve lise eğitiminin ardından yüksek öğrenimini de tamamıyla Bombay'da tamamlayan Raj Kapoor, görkemli stüdyoların parıltılı kapılarından girmek yerine sinema kariyerine usta yönetmen Kidar Sharma'nın yanında klaketçilik yaparak en alt basamaktan başlamayı tercih etmiştir. Henüz 11 yaşındayken, 1935 yılında çekilen İnquilab filminde küçük bir rol üstlenerek kameralarla tanışmış oldu. Yolu oldukça zorluydu. Fakat azmi sayesinde engelleri birer birer aşmayı bildi. Büyük çıkışını ise yine ustası Sharma'nın yönettiği 1947 yapımı Neel Kemal filmindeki başrolüyle gerçekleştirdi.
Kendi kaderini çizmek isteyen genç dahi, henüz 24 yaşındayken tarihi bir adım attı. Takvimler 1948 yılını gösterdiğinde, kendi adını taşıyan R.K. Films stüdyosunu kurdu. Bu hamle, onu o dönemin en genç film yönetmeni unvanına ulaştırdı. Yapımcılıfını, yönetmenliğini ve başrolünü tek başına üstlendiği ilk filmi Aag için kolları sıvadı. Bu yapımdaki partneri, ilerleyen yıllarda hayatında derin izler bırakacak olan ünlü aktris Nargis oldu. O, sinemada yepyeni bir dönemin kapılarını aralıyordu.
Kısa sürede gişe rekorlarını altüst eden Raj Kapoor, sinema tarihine altın harflerle geçen şu şaheserleri izleyiciyle buluşturdu:
- Barsaat (1949)
- Avara (1951)
- Shree 420 (1955)
- Chori Chori (1956)
- Jis Desh Men Ganga Behti Hai (1960)
- Sangam (1964)
Hırslar, Klasikler ve Hüzün Dolu Bir Aşk Öyküsü
Sangam'dan sonra kendi sanatsal vizyonunu ve hırslarını sonuna kadar zorlayarak tamamlanması altı yıldan fazla süren Mera Naam Joker filmine imza atan Kapoor, bu yapıtın gişede büyük bir başarısızlık yaşaması üzerine kendisini derin bir finansal krizin içinde bulmuştur. Parasal çöküşe rağmen pes etmedi. Zamanla bu eser, değeri sonradan anlaşılan sinema klasikleri arasında hak ettiği yeri aldı. Kapoor da hayatı boyunca bu filmi, kendi çektiği en kaliteli yapıt olarak nitelendirdi. Özel yaşamında ise 1946 yılında Krishna Kapoor ile dünya evine girdi. Bu mutlu birliktelikten Randhir Kapoor, Rita Kapoor, Rishi Kapoor, Rima Kapoor ve Rajiv Kapoor adlarında beş çocuk dünyaya geldi.
Raj Kapoor sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda Hint sinemasının sınırlarını zorlayan cesur bir devrimciydi. Hint sinemasında o döneme kadar kadın oyuncuların beyaz perdede mayoyla görünmesi hatta erkek aktörlerle yakın sahnelerde oynaması dahi hayal bile edilemezken, Avare filminde partneri Nargis'i mayoyla yüzdürerek sektöre devrim niteliğinde yenilikler getirmeyi başarmıştır. Oyunculuğunda çocuksu bir masumiyet hakimdi. Hayranlık duyduğu Charlie Chaplin'in mimiklerini ve komedi ögelerini kendi kültürel potasında harmanlamayı başardı. Filmlerinde sokaktaki sıradan ve yoksul insanı büyük bir empatiyle canlandırdı. Kendisi son derece alçakgönüllü ve aşırı duygusal bir insandı. Büyük zenginliğine ve görkemli şöhretine rağmen şatafattan hep uzak durdu, halkın içinde mütevazı bir yaşam sürdü.
Öte yandan, Raj Kapoor'un kalbini derinden yaralayan bir aşk öyküsü vardı. Hint sinemasının en güzel kadınlarından biri olan Nargis ile 1948 yılında başlayan fırtınalı aşkları, 1956 yılına kadar gizli bir şekilde devam etti. Birbirlerini deli gibi sevmelerine karşın çocuklarının düzenli bir aile ortamında babasız büyümesini istemeyen aktör, karısından ayrılmayarak büyük bir fedakarlık göstermiş ve Nargis'in 1957 yılında Sunil Dutt ile dünya evine girmesiyle bu hüzünlü hikaye ebediyen noktalanmıştır. Fakat efsane sanatçı bu kaybı hiçbir zaman kabullenemedi. Uzun süren ağır bir depresyona girdi. İçindeki yalnızlığı bastıramadı. Kendini tamamen koyvererek hızla kilo aldı ve ömrünün sonuna dek bu sessiz yalnızlığı ruhunda taşıdı.
Bir Devrin Sonu ve Yaşayan Miras
Raj Kapoor'un Hint sinema endüstrisine yaptığı katkılar yadsınamaz bir boyuttadır. Hayatının son demlerinde kronik astım rahatsızlığından ötürü büyük acılar çekti. Nihayetinde 2 Haziran 1988 tarihinde, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de astım nöbeti nedeniyle 63 yaşında yaşama veda etti. Onun aramızdan ayrılışının ardından bayrağı büyük oğlu Randhir ile küçük oğlu Rajiv devralarak babalarının çizgisini yaşatmaya gayret etti. Ayrıca Randhir'in kızları olan Krishna Kapoor ile Karina Kapoor da bugün Hint sinemasının en gözde ve başarılı kadın oyuncuları arasında yer almaktadır. Mütevazı ruhu, unutulmaz melodileri ve sinema tarihindeki eşsiz vizyonuyla Raj Kapoor, her zaman halkın kalbinde yaşamaya devam edecektir.
