2019 yılında kazandığı Nobel Edebiyat Ödülü ile adını tüm dünyaya duyuran Avusturyalı yazar Peter Handke, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki deneysel edebiyatın en öncü ve tartışılan figürlerinden biridir. 6 Aralık 1942 tarihinde Avusturya'nın Kârnten eyaletinde bulunan Griffen kentinde dünyaya gözlerini açan sıra dışı edebiyatçı, kelimelerle kurduğu bağ ve alışılmışın dışındaki anlatım tarzıyla modern edebiyata yön vermiştir. Yaşamı boyunca geleneksel kalıpları yıkan Handke, kaleme aldığı seksenin üzerindeki eserle postdramatik kurgunun mimarları arasına girmeyi başarmıştır.
Çalkantılı Bir Gençlikten Graz Sokaklarına
Yazarın yaşam öyküsü, daha doğmadan önce anne ve biyolojik babasının yollarını ayırmasıyla sancılı bir başlangıç yaptı. Kendisine soyadını verecek olan Bruno Handke ile annesinin yaptığı evlilik, ailenin Doğu Berlin'e taşınmasını sağladı. Ancak Berlin'in Sovyetler tarafından işgal edilmesi üzerine bu şehirden ayrılmak zorunda kaldılar. Handke, on iki yaşına gelene dek dini eğitimin ağırlıkta olduğu bir okulda eğitim gördü. Liseyi ise normal bir lisede tamamladı. Slovak kökenli dedesi vasıtasıyla Slovak kültürüne ilgi duydu.
1961 yılında, Graz Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne adım atarak yükseköğrenimine başladı. Bu dönem, yazarın edebiyata olan tutkusunun filizlendiği yıllar oldu. Graz'da eğitim alırken, genç edebiyatçılar topluluğu Forum Stadtpark'a katıldı. 1966 yılında ilk roman denemesi kabul edildi. Eşekarıları (Die Hornissen) adlı eseri Suhrkamp tarafından basılınca eğitimini yarıda bıraktı.
Sahnede Bir Devrim: Kalıpları Kıran Tiyatro Anlayışı
Üniversiteyi geride bıraktığı yıl Amerika Birleşik Devletleri'ne seyahat eden yazar, burada dönemin geçerli edebiyat anlayışına yönelttiği cesur eleştirilerle dikkatleri üzerine çekti. Avrupa'ya dönüşünün ardından Paris başta olmak üzere Almanya'nın pek çok kentinde yaşayan Handke, tiyatro dünyasında deprem etkisi yaratacak adımlar attı. 1968 yılında sahnelenen ilk oyunu Kaspar, onu savaş sonrasındaki kuşağın en önemli ve ses getiren genç yazarlarından biri haline getirdi.
Geleneksel tiyatronun sınırlarını zorlayan Handke, gerçekliğin sahnede yeniden yaratılamayacağını savunuyordu. Ona göre tiyatro; dükkanlarda, dershanelerde, sokaklarda ya da kiliselerde doğrudan halkla buluşmalıydı. Bu radikal anlayışın en uç örneği olan Publikumsbeschimpfung (Seyirciye Hakaret) adlı oyununda olay örgüsü ya da eylemi tamamen yok ederek izleyiciyi başkahraman yaptı. Oyunun sonunda izleyicilere yöneltilen sövgülerin ardından hoparlörden yükselen alkış sesleri, dönemin küçük burjuva yaşantısını ve dilin yapaylığını hedef alan sarsıcı bir başkaldırıydı.
Kişisel Trajediler ve Küresel Başarılar
1970'li yıllarda asiliği, aykırı görüşleri ve başkaldıran hayat tarzıyla eleştirmenlerin hedef tahtası haline gelen yazar, 1971 senesinde annesinin intiharıyla sarsıldı. Bu tarifsiz acı ve çaresizlik hissi, yazarın Mutsuzluğun Doruğu (Mutsuzluğa Doyum) adlı başyapıtına ilham verdi. Bu trajediden bir yıl sonra eşinden ayrılan Handke, kızını tek başına büyütme sorumluluğunu üstlendi. Yazarın Solak Kadın ve Kaspar isimli kitapları dünya çok satanlar listelerinde yer aldı.
Yalnızca edebiyatla değil, sinemayla da çok yakın ilişkiler kuran yazar, ünlü yönetmen Wim Wenders ile ortak projelere imza attı. Türkiye'de de geniş bir okur kitlesine ulaşan 1970 tarihli Kalecinin Penaltı Korkusu romanı, 1972 yılında Wenders tarafından beyaz perdeye uyarlandı. Ayrıca 1987 yapımı Der Himmel über Berlin (Wings of Desire) filminin unutulmaz senaryosunu da yine Handke kaleme aldı.
Tartışmalarla Dolu Bir Yaşamın Mirası
1995 yılında Sırbistan ve Bosna'nın Sırp bölgelerine gerçekleştirdiği seyahatin izlenimlerini aktardığı Tuna, Sava, Morava ve Drina'ya Bir Kış Yolculuğu adlı eseri nedeniyle uluslararası kamuoyunda yoğun tepkilerle karşılaştı. Tepkiler, 2006'da hapishanede ölen eski Sırp lider Slobodan Milosevic'in cenazesine katılmasıyla zirveye ulaştı. Buna rağmen, dilin yapmacıklığına ve yabancılaşmaya karşı giriştiği amansız mücadele, ona prestijli ödüller kazandırdı.
Edebiyat dünyasındaki başarıları ona şu prestijli ödülleri kazandırdı:
- 1967 - Gerhart Hauptmann Ödülü
- 1973 - Georg Büchner Ödülü
- 1979 - Franz Kafka Ödülü (tüm eserleri için)
- 2019 - Nobel Edebiyat Ödülü
Avusturya'nın Salzburg kentinde yaşamını sürdüren ve eserleri küresel düzeyde en çok satanlar listelerinden inmeyen yazar, postdramatik edebiyatın yaşayan efsanelerinden biri olarak kabul edilmektedir.
