Alman birliğini kurarak zayıf prenslikleri birleştiren ve ülkesini Avrupa'nın en önemli askeri güçlerinden biri haline getiren efsanevi devlet adamı Otto von Bismarck, 1 Nisan 1815'te Prusya'nın Schönhausen kentinde dünyaya geldi. Aristokrat kökenli bir ailede doğan ve Göttingen Üniversitesi'nde hukuk okuyan bu karizmatik lider, 1862'de Prusya başbakanlığına atanarak modern Almanya'nın temellerini attı. Diplomasiyi askeri güçle harmanlayarak kıtanın çehresini değiştiren ünlü şansölye, 30 Temmuz 1898'de hayata gözlerini yumdu.
Prusya'dan Şansölyeliğe Uzanan Yol
Tam adıyla Otto Eduard Leopold von Bismarck-Schönhausen, gençlik yıllarında hareketli, avcılıkla ve at binmekle geçen bir yaşam sürüyordu. Güçlü bir fiziksel yapıya sahip olan genç asilzade, Berlin'deki lise eğitiminin ardından hukuk eğitimini tamamladı. Hayatına memuriyetle başlasa da bu mesleğin kendisine uygun olmadığını düşünerek kısa sürede istifa etti. Bir dönem babasının arazilerini yönettikten sonra 1847 yılında Johanna von Puttkamer ile evlendi. Eşinin etkisiyle Lutheranizm mezhebini benimsemesi, yaşamında ve devlet görüşünde büyük bir dönüm noktası oldu.
Siyasi kariyerine 1847'de Prusya Parlamentosu'na seçilerek başlayan Bismarck, burada kralın katı bir sağ kanat destekçisi olarak tanındı. Kral IV. Frederick William ve onun ardılı I. Wilhelm'in safında yer aldı. Fransa ve Rusya'da başarıyla yürüttüğü elçilik görevlerinin ardından, 22 Eylül 1862'de Prusya başbakanı oldu. Meclisteki ünlü ilk konuşmasında, büyük sorunların ancak "kan ve kılıçla" çözülebileceğini vurgulayarak yöntemini açıkladı. Öncelikli hedefi kraliyeti korumak, askeri yapıyı güçlendirmek ve bağımsızlıklarından vazgeçmek istemeyen dağınık Alman prensliklerini yeni bir federasyona katılmaya ikna etmekti. Hanover ve Frankfurt gibi küçük devletleri ilhak ederek birliğe doğru büyük adımlar attı. Nihayet 1870'teki Fransız-Prusya Savaşı ve Sedan Muharebesi'nde Fransız İmparatoru III. Napolyon'un esir düşmesiyle zafer elde edildi. Bu başarı, tüm Alman prensliklerinin Prusya çatısı altında birleşmesini sağladı ve Bismarck 21 Mart 1871'de İmparator I. Wilhelm tarafından federasyonun ilk Şansölyesi ilan edildi.
Realpolitik ve İç Politika Reformları
Şansölye unvanını aldıktan sonra yeni kurulan imparatorluğun ekonomik ve askeri açıdan güçlenmesi için Avrupa genelinde barışı güvence altına almaya çalıştı. Dış siyasette ideolojileri bir kenara bırakıp güçler dengesini temel alan realpolitik yöntemiyle büyük bir ün kazandı. Bu pragmatik diplomasi anlayışı doğrultusunda, Mart 1878'de Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasındaki barış görüşmelerinin tıkanması üzerine devreye girerek Berlin Kongresi'ne başkanlık etti ve arabuluculuk rolünü üstlendi. Sömürgecilik alanında da adımlar atan Bismarck yönetimi altındaki Almanya, Afrika kıtasında önemli kazanımlar elde etti.
Bismarck döneminde Almanya, Afrika'daki ilk sömürgelerini ele geçirdi ve bu bölgeler arasında bugün bağımsız olan şu devletler yer alıyordu:
- Kamerun
- Namibya
- Tanzanya
İç politikada kendisi de bir Junker olan asilzade, zamanla daha muhafazakar bir yönelim gösterdi. Askeri bütçe açıklarını kapatmak amacıyla yeni vergiler koymaya çalıştıysa da meclis buna direnç gösterdi. Bunun üzerine Bismarck, İmparator I. Wilhelm'e yapılan bir suikast girişimini fırsat bilerek parlamentoyu feshetti. 1870-1900 yılları arasındaki genel ekonomik durgunlukla mücadele adına gümrük duvarlarını yükselterek korumacı bir ticaret politikası izledi. Bu tutum hem büyük toprak sahiplerinin hem de gelişen sanayicilerin desteğini kazanmasını sağladı. Aynı zamanda toplumsal memnuniyetsizlikleri azaltmak adına 1889'da dünyanın ilk sosyal güvence sistemlerinden birini yürürlüğe koydu. Uyguladığı bu kapsamlı emeklilik ve sağlık programları, yıllar sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin sosyal güvence yapılanmasına da model teşkil edecekti.
Görevden Ayrılış ve Bırakılan Miras
İmparator I. Wilhelm'in vefatının ardından tahta çıkan torunu II. Wilhelm ile yaşlı şansölye arasında büyük bir anlaşmazlık baş gösterdi. Genç imparatorun daha saldırgan ve hırslı bir dış politika yürütme isteği, Bismarck'ın nüfuzunu sınırladı. Nihayetinde politik yönetimdeki gücünü kaybeden tecrübeli devlet adamı, 20 Mart 1890'da resmi görevinden istifa ederek ayrıldı. Hayatının son yıllarını sessizlik içinde geçiren ve eşi Johanna'yı 1894 yılında kaybeden yönetici, 30 Temmuz 1898'de Friedrichsruh kentinde 83 yaşındayken vefat etti.
Otto von Bismarck, ardında sadece birleşmiş bir ülke değil, tüm dünyaya yayılan kültürel bir miras da bıraktı. Amerika Birleşik Devletleri'nin Kanada sınırında yer alan Kuzey Dakota eyaletinin başkentinin adı, 1873 yılından bu yana onun anısına Bismarck olarak adlandırılmaktadır. Bununla birlikte, İkinci Dünya Savaşı'nda Alman donanmasının en önemli ve devasa savaş gemilerinden birine onun ismi verilmiş; bu zırhlı gemi ise 1940 yılında iki gün süren çetin bir çatışmanın ardından İngiliz kuvvetlerince batırılmıştır.
