Türk spor ve siyaset dünyasının önemli figürlerinden Osman Kavrakoğlu, 3 Mart 1913 tarihinde Rize'de dünyaya gözlerini açtı.
Hukukçu kimliğinin yanı sıra spor yöneticiliği ve siyasetçi yönüyle de tanınan Kavrakoğlu, 2 Mayıs 1995 günü İstanbul'da hayata gözlerini yumdu.
Sarı-lacivertli camiada özellikle 29 Haziran 1952 ile 18 Temmuz 1954 tarihleri arasında üstlendiği 16. Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlığı göreviyle büyük başarılara imza atarak adını kulübün unutulmaz liderleri arasına yazdırmayı başardı.
Aynı zamanda Demokrat Parti çatısı altında Rize milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde aktif görev aldı.
Çocuk yaşta babasını kaybettikten sonra ailesiyle göç ettiği İstanbul'da eğitimini tamamlayarak ülkesine çok yönlü hizmetler sundu.
İstanbul'a Uzanan Gençlik ve Hukuk Yılları
Genç yaşta babası Hacı İbrahim Efendi'yi kaybetmesi, onun hayatındaki ilk büyük dönüm noktası oldu.
Memleketinin öncü futbolcularından olan abisi Ali Kemal Kavrakoğlu'nun öncülüğünde, annesiyle birlikte Kadıköy'e taşındılar.
Kadıköy Ortaokulu'nda başladığı eğitim hayatını, 1935 yılında İstanbul Erkek Lisesi'nden mezun olarak taçlandırdı.
Yükseköğrenim sürecinde amatör lig takımlarından Altıntepsi bünyesinde futbol oynayarak spora olan bağını sürdürdü.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki eğitimini 1939 yılında başarıyla tamamladı.
Mezuniyetinin ardından Rize'de hakim adayı olarak çalıştı.
Kısa süre sonra Hopa'da görev yaptı.
1941 senesinde ise Hendek ve Mesudiye bölgelerinde cumhuriyet savcısı olarak sorumluluk üstlendi.
Hendek'te savcılık yaptığı sırada hayat arkadaşı Zehra Hanım ile tanışarak dünya evine girdi.
Mesudiye'deki savcılık görevinden 1943 yılında istifa etmesinin ardından yönünü serbest mesleğe çeviren Kavrakoğlu, İstanbul Barosu bünyesinde kayıtlı bir avukat olarak uzun yıllar boyunca mesleki çalışmalarını sürdürdü.
Sarı-Lacivertli Renklerde Altın Dönem
Spor tutkusunu profesyonel yöneticiliğe taşıyan Kavrakoğlu, 1939 yılında 418 sicil numarasıyla Fenerbahçe Spor Kulübü'ne üye oldu.
Kısa sürede dikkat çekerek 1944 yılında kulübün yönetim kurulu üyeliğine seçilmeyi başardı.
Sivil toplum faaliyetlerine önem veren isim, 1946 yılındaki Spor Şurası'nda İstanbul delegesi olarak şehri temsil etti.
Sarı-lacivertli kulüpte Muhittin Hacı Bekir'in ardından, 29 Haziran 1952 tarihindeki kongrede başkanlık koltuğuna oturdu.
Onun liderliğinde oluşturulan yeni yönetim kadrosu, kulübün farklı branşlarda tarihi başarılara imza atmasını sağladı.
Bu parlak dönemde elde edilen bazı sportif kazanımlar şunlardır:
- 1952-1953 sezonunda futbol takımı İstanbul Şampiyonluğu kupasını müzesine götürdü.
- Erkek basketbol takımı 1954'te ezeli rakibini yenerek 1954-1955 sezonunda tarihinin ilk İstanbul şampiyonluğunu kazandı.
- Yeni kurulan kadın basketbol takımı 1955 yılında İstanbul şampiyonu olma başarısı gösterdi.
- Erkek voleybol takımı yedi yıllık, boks takımı ise sekiz yıllık aranın ardından yeniden faaliyete geçirildi.
- Kürek şubesi 1951'de ilk Türkiye şampiyonluğunu elde etti.
- Atletizm takımı 1952'de elde ettiği Türkiye şampiyonluğunu takip eden iki yılda da korudu.
- Yüzme branşı rekorlarla şampiyonluklar yaşarken, yelken, masa tenisi, sutopu ve güreş takımları da önemli başarılar kazandı.
Kavrakoğlu, kulübün tüm branşlarında topyekun bir kalkınma hamlesi başlatarak Fenerbahçe'nin Türk sporundaki yerini güçlendirdi.
Rize'den Meclis Kürsüsüne Siyasi Yolculuk
Yazın dünyasında da aktif olan Kavrakoğlu, 1945-1950 yılları arasında Yeni Sabah ve Son Posta gazetelerinde siyasi makaleler kaleme aldı.
Gazetecilik yıllarının ardından, kulübün efsanevi ismi Zeki Rıza Sporel ile birlikte 1950 yılında aktif siyasete atılma kararı verdi.
Aslında ilk siyasi girişimini 1946 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nden milletvekili aday adayı olarak yapmış fakat listeye girememişti.
Ardından Celal Bayar ve Fuad Köprülü ile tanıştı.
Çevresinin de yoğun desteğini alarak 1950 genel seçimlerinde Demokrat Parti'nin Rize milletvekili adayı oldu.
Henüz 37 yaşındayken katıldığı bu yarışı 42.832 oy alarak kazandı ve TBMM'ye girmeyi başardı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında son derece aktif ve üretken bir parlamenter portresi çizen Kavrakoğlu; bütçe, ticaret, tarım kanunları ve belediye gelirleri gibi komisyonlarda üstlendiği kritik görevlerle ülke politikasına yön verdi.
Mecliste memleketinin sıkıntılarını kararlılıkla dile getirdi.
Hemşehrilerinin haklarını her mecrada savundu.
Özellikle seçim kütüğüne kayıtlı olamadığı için en temel demokratik hakkını kullanamayan Rizeli vatandaşların sorununu gündeme taşıdı.
Ayrıca coğrafi yapısından dolayı büyük ulaşım ve yaşam sıkıntıları barındıran Rize'nin Güneyce ilçesinin İkizdere'ye bağlanması yönündeki meclis teklifini sunarak bu önemli kararın kabul edilmesinde başrolü oynadı.
Bunun yanı sıra, Atatürk'ü Koruma Kanunu görüşmelerinde aktif tutum alarak hükümetten atılan adımlara dair detaylı açıklamalar talep etti.
Üniversiteler Kanunu ve Türk Ceza Kanunu düzenlemelerinde söz alarak dönemin siyasi ve sosyal meseleleri hakkında görüşlerini cesurca beyan etti.
Kör, sağır ve dilsizlerin kullandığı özel cihazların gümrük vergisinden muaf tutulması yönündeki insani adımları destekledi.
Kan gütme suçlarının faillerine uygulanacak işlemler konusundaki kanun tasarısının daha demokratik bir çerçeveye kavuşturulması için mücadele verdi.
