Cumhuriyetin ilk yıllarında, İstanbul'da hayata gözlerini açan ve Türk hafif batı müziği ile caz sahnesine adını altın harflerle yazdıran Orhan Sezener, 1923 yılında dünyaya gelmiştir. Eğitim hayatını Musiki Muallim Mektebi'nde tamamladıktan sonra müzikal yolculuğuna profesyonel olarak başlayan sanatçı, yalnızca virtüözlüğüyle değil, aynı zamanda yönettiği efsanevi topluluklarla da Türkiye'nin müzik tarihini şekillendirmiştir. Ülkenin dört bir yanında ve yurt dışında gerçekleştirdiği performanslarla geniş kitlelere ulaşan Sezener, Ajda Pekkan ve Tanju Okan gibi efsanevi isimlerin kariyer basamaklarını ilk tırmandığı dönemde onlara eşlik ederek adeta bir müzik okulu işlevi görmüştür. Trompetten davula, kontrbastan solistliğe kadar müziğin her alanında varlık gösteren bu çok yönlü usta, hem devlet kurumlarındaki resmi görevleri hem de popüler gece kulüplerindeki sahne şovlarıyla çok sesli müziğin yaygınlaşmasında öncü bir rol oynamıştır.
Eğitim Hayatı ve İlk Orkestra Deneyimleri
Eğitim hayatını başarıyla noktalayan genç müzisyen, Musiki Muallim Mektebi (Müzik Öğretmenliği Okulu) diplomasını aldıktan hemen sonra profesyonel müzik dünyasına ilk adımını atmıştır. Ünlü Fehmi Ege Orkestrası bünyesine katılarak profesyonel kariyerine resmiyet kazandıran sanatçı, buradaki deneyiminin ardından bir başka önemli topluluk olan Nihat Esengin Orkestrası'nda trompet çalmaya başlamıştır. Enstrümanındaki yeteneği ve müzikal vizyonu sayesinde kısa sürede kendi kanatlarıyla uçmaya karar veren Sezener, takvimler 1947 yılını gösterdiğinde kendi bağımsız orkestrasını kurmuştur. 1950'li yıllara gelindiğinde ise dönemin en popüler dans türlerinden birine odaklanarak Orhan Sezener Tango Orkestrası'nı hayata geçirmiştir. Bu hamlesiyle İstanbul cemiyet hayatında ve müzik dünyasında adını iyice duyurmuş, dönemin müzikal eğilimlerine yön veren isimlerden biri haline gelmiştir.
Festivaller, Ödüller ve Yıldızlar Geçidi
Kendi adını taşıyan orkestrayı sürekli geliştiren ve yeni eserlerle repertuarını zenginleştiren usta şef, titiz çalışma disiplini sayesinde topluluğunu ülkenin en seçkin gruplarından biri haline getirmiştir. Bu yoğun emeğin meyveleri gecikmemiş ve Orhan Sezener Orkestrası; 1969, 1970 ve 1974 yıllarında üst üste prestijli ödüller kazanarak Türkiye'de yılın sanatçısı unvanına layık görülmüştür. Ayrıca 1976 yılında dönemin popüler yayını Hey Dergisi tarafından düzenlenen "Yılın Orkestrası" anketinde, müzikseverlerin oylarıyla yedinci sırada yer bularak halk nezdindeki yerini sağlamlaştırmıştır.
Orkestra, yurt dışından gelen dünyaca ünlü caz müzisyenlerine sahnede büyük bir başarıyla eşlik ederek uluslararası düzeyde de kendini kanıtlamıştır. Grubun sahne trafiği de oldukça yoğundur; 1961-1965 yılları arasında Ankara'nın meşhur Göl Gazinosu'nda, 1964-1965 döneminde ise Kervansaray'da düzenli olarak çalmışlardır. 1961'deki unutulmaz Göl Gazinosu programlarında, assolistiğini Türk müziğinin dev sesi Behiye Aksoy'un yaptığı ve kadrosunda Tanju Okan'ın da bulunduğu muazzam bir ekiple sahne almışlardır. Bu programlarda Orhan Sezener, ana repertuarda kontrbas çalarken, program bitiminde başlayan dans müziği bölümünde ise davulun başına geçip yabancı pop şarkılarını seslendirerek solistlik yeteneğini de sergilemiştir.
Topluluk, 1973 yılında Almanya turnesine çıkarak burada çok sayıda konser vermiş, 1974-1975 yıllarında ise Ankara Maltepe'deki seçkin gece kulüplerinde performanslarını sürdürmüştür. Müzikal kalitesini büyük organizasyonlara da taşıyan orkestra; Ankara, İzmir ve Zonguldak Caz Festivalleri gibi saygın etkinliklerde dinleyicilerle buluşmuştur. Bu orkestra, adeta bir müzik akademisi gibi çalışarak ülke müziğinin en parlak yıldızlarının yetişmesine zemin hazırlamıştır. Örneğin, süperstar Ajda Pekkan kariyerindeki ilk kayıtlarını bu orkestrayla gerçekleştirmiştir. Benzer şekilde, efsanevi ses Tanju Okan da profesyonel sahne hayatına ilk kez Orhan Sezener Orkestrası ile adım atmıştır. 1954 yılında ise hafif batı müziğinin önemli ismi İlhan Feyman bu çatı altında birlikte çalışmıştır.
Orhan Sezener'in yönettiği bu dev orkestra kadrosundan gelip geçen ve Türk müziğinin gelişimine büyük katkı sağlayan dışarıdan ve içeriden pek çok isim şunlardır:
- Tuna Ötenel, Feza Gökçül Çolakoğlu ve Berkant Akgürgen
- Sevim Emre, Tahsin Teksan, Ali Rıza Ekemen ve Özkan Karayaşçın
- Metin Hamurabi, Okan Akansel, Kanat Gür ve Vedat Gür
- Şadan İnal, Özcan Uygur, Ergun Olgaç ve Naci Esen
- Alper Sözmen, Vedat Oktay, Niko Degastino ve Zeynep Bulat
- Müfit İşgörür, Zafer Gerdanlı ve Zafer Önen
- Işıl German, Aslan Kartalpençe, Fevzi Alper ve Aslan Öztürk
- İ. Hakkı Can, Bülent Arıkman, Bilbay Özel ve Mustafa Çırıka
- Ömer Kuzucu, Mustafa Alphan, Behsat Şarıl ve S. Kentmen
- Şahin Yüzak, Ercan Kuntel, Adnan Sezer, Şükrü Ertüzün, Enver Yeralan, Haydar İldaştır ve Ergun Akçay
Resmi Kurumlarda ve Radyo Dalgalarında Bir Öncü
Orhan Sezener, yalnızca sivil sahne organizasyonlarında değil, devletin resmi ve askeri kurumlarında da oldukça önemli görevleri yürütmüştür. Takvimler 1961 yılını gösterdiğinde, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İrfan Tansel'in özel talimatıyla Hava Kuvvetleri Bando Komutanlığı bünyesinde yepyeni bir caz topluluğu kurulmuştur. "Cazın Kartalları" adıyla da anılan bu prestijli Hava Kuvvetleri Komutanlığı Caz Orkestrası'nın şeflik görevine Orhan Sezener getirilmiştir. Usta müzisyen, bu seçkin topluluktaki yöneticilik görevini uzun yıllar boyunca başarıyla sürdürmüştür.
Şeflik ve yöneticilik vasıflarının yanı sıra sanatçı, Türkiye'nin en köklü sanat kurumu olan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası bünyesinde de tam 14 yıl boyunca enstrümanıyla yer almıştır. Klasik müzik alanındaki bu yoğun mesaisinin dışında, Ankara Radyosu çatısı altında Hafif Batı Müziği ve Özel Eğlence Programları şefliği unvanını da üstlenmiştir. Sektördeki meslektaşlarının haklarını savunmak adına da sorumluluk almaktan çekinmeyen Sezener, bir süre Ankara Müzik Sendikası'nın başkanlık makamında bulunmuştur. 1970'li yılların sonuna kadar sahnelerden kopmayan sanatçı, ardında yüzlerce başarılı konser ve paha biçilemez bir eğitim mirası bırakmıştır. Müzik dünyasından ebediyete göç eden bu büyük şefin vefat yeri ve tarihi hakkında ise ne yazık ki kaynaklarda net bir kayıt bulunmamaktadır.
