Türk resim sanatının özgün ve yenilikçi isimlerinden biri olan Şerif Oral Enuğur, 1935 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği bu değerli ressam, akademik eğitimini İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi bünyesinde tamamlayarak 1960 yılında mezuniyetini ilan etti. Sanatçının eğitim hayatı boyunca atölyelerinde feyzaldığı hocalar arasında Türk resminin mihenk taşları kabul edilen Nurullah Berk, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Cemal Tollu gibi dev isimler yer alıyordu. Bu güçlü isimlerin rahlesinden geçen sanatçı, özellikle de Bedri Rahmi Eyüboğlu ekolünün izlerini taşıyan ve bu disiplinle yoğrulan kimliğiyle ön plana çıktı. Akademideki bu yıllar gelişiminde büyük rol oynadı.
Akademiden Paris Yıllarına Uzanan Sanat Serüveni
Mezuniyetinin hemen ardından rotasını dünya sanatının kalbi sayılan Fransa'ya çeviren ressam, Paris'e giderek burada üç sene boyunca yaşadı. Paris'teki yaşamı süresince resim alanında derinlemesine incelemeler yürüten sanatçı, çeşitli karma sergilere katılarak eserlerini izleyiciyle buluşturdu. Orada son derece verimli dönemler geçirdi. Bu dönemde adeta ikinci bir okul haline gelen Paris İnsan Müzesi (Musée de l'Homme), genç sanatçının estetik algısını kökten değiştiren bir merkez oldu. Neredeyse her gün ziyaret ettiği bu müzeden aldığı ilhamla kendi özgün çizgisini şekillendirmeye başlayan ressam, eserlerinde sıkça karşımıza çıkan deforme edilmiş insan ve hayvan tasvirlerinin temelini burada attı.
İstanbul'da Sahne ve Eğitim Çalışmaları
Yurt dışındaki verimli üç yılın ardından 1963 senesinde Türkiye'ye geri dönen Oral Enuğur, sanat faaliyetlerini doğup büyüdüğü şehir olan İstanbul'da sürdürdü. İstanbul onun için vazgeçilmez bir esin kaynağıydı. Şehirdeki kültürel hayatın merkezinde yer alarak Taksim Tepebaşı Şehir Tiyatroları'nda dekoratörlük görevini üstlendi. Tiyatrodaki bu dekor tasarımı tecrübesinin yanı sıra 1970'li yıllara gelindiğinde birikimini genç nesillere aktarmak amacıyla pek çok okulda resim eğitmeni olarak görev aldı. Türk figüratif resim sanatının en parlak nesillerinden biriyle yolları kesişen sanatçı, şu isimlerin yer aldığı kuşakla beraber anılmaktadır:
- Komet
- Alaettin Aksoy
- Mehmet Güleryüz
- Ergin İnan
- Aka Gündüz Temur
- Burhan Uygur
Figüratif dile kendine has soluk kazandıran ressamın çalışmaları, hem Türkiye'deki hem de yurt dışındaki önemli koleksiyonlarda yer bularak kalıcı değerini kanıtladı.
Sessiz Bir Liman: Babakale ve Son Dönem
Yaşamının son demlerini hayat arkadaşı Kader Enuğur ile birlikte huzurlu bir ortamda geçirmeyi tercih eden usta sanatçı, Çanakkale'nin gözlerden uzak, sakin bir balıkçı köyü olan Babakale'ye yerleşti. Doğanın ve sessizliğin içinde üretimlerini sürdüren sanatçı, eşiyle birlikte geçirdiği bu dingin yılların ardından 2011 yılında hayata veda etti. Vefatı tüm sanat camiasını derinden sarstı. Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı bu sakin köyde 76 yaşında aramızdan ayrılan ressam, geride Türk resim tarihine damga vurmuş eşsiz bir sanatsal miras bıraktı.
