Mustafa Nusret Suman, Cumhuriyet tarihinin en saygın heykeltıraşlarındandır. Sanatçı, Selanik yakınlarındaki Karaferye'de 21 Mart 1905 tarihinde dünyaya geldi. Yaşamı boyunca ürettiği benzersiz portre ve anıt heykellerle Türk sanat dünyasında derin izler bıraktı. Cumhuriyet'in simge anıtlarına hayat veren usta sanatçı, 15 Ağustos 1978 tarihinde İzmit yakınlarında geçirdiği trafik kazasıyla aramızdan ayrıldı. Suman, hem ürettiği eserlerle hem de yetiştirdiği sayısız heykeltıraşla ülkenin sanat belleğinde yaşamaya devam etmektedir.
Sanata İlk Adım ve İstanbul'a Göç
Sanatçının heykele olan sevdası çocukluk yıllarında başladı. Subay olan babası İsmail Hakkı Bey'in yaptığı suluboya resimleri izleyerek sanata ilk adımını attı. Annesi ise tarihe ilk Türk kadın fotoğrafçı olarak geçen Naciye Hanım'dı. Balkan Savaşı'ndaki büyük yenilgi, aileyi ata yurtlarından kopararak zorlu bir göç dalgasıyla İstanbul'a sürükledi. Burada sanat eğitimine yönelen Nusret Suman, 1922 yılında Sanayi Nefise Mektebi'ne girerek yeteneğini akademik boyuta taşıdı. Mektebin ilk yıllarında Hikmet Onat ve İbrahim Çallı gibi dev isimlerin atölyelerinde resim eğitimi alarak sanat görüşünü şekillendirdi.
Sanatçı, 1925 yılında yönünü tamamen heykel sanatına çevirdi. Bu doğrultuda İhsan Özsoy'un atölyesine geçiş yaparak eğitimine devam etti. 1929 yılına gelindiğinde ise mektebin heykel bölümünü başarıyla tamamladı. Mezuniyetinin hemen ardından katıldığı sınavda sunduğu "Tayyareci Fethi ve Sadık Anıtı" tasarımı ona Avrupa'da eğitim kapılarını araladı. Genç cumhuriyetin devlet bursuyla yurt dışına gönderdiği ilk heykeltıraşlardan biri olarak tarihe geçmeyi başarıdı. Gittiği Avrupa'da önce Münih kentinde resim eğitimi aldı, akabinde Paris'te heykel üzerine derinlemesine çalışmalarda bulundu.
Akademik Kariyeri ve Anıtkabir Eserleri
Suman, 1934 yılında ülkesine döndü. Türkiye'ye dönüşünün ardından Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği'nin kurucu çalışmalarında çok aktif görevler üstlendi. 1941 yılında ise dönemin en prestijli sanat oluşumlarından olan D Grubu sanatçıları arasındaki yerini aldı. Akademik kariyerine 1943'te İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretim üyesi olarak başlayan sanatçı, burada uzun yıllar boyunca Türk sanatına yön verecek yetenekli öğrenciler yetiştirdi. Bu değerli eğitimcilik kariyerinin ardından 1969 yılında profesörlük unvanını alarak akademideki görevinden emekliye ayrıldı. Emekliliğini takip eden dönemde, sanat çalışmalarını üç yıl boyunca Amerika Birleşik Devletleri'nde sürdürdü.
Sanatçı, ömrü boyunca çoğunlukla ulu önder Atatürk'ü konu edinen yirmiye yakın büyük anıt çalışması gerçekleştirdi. En önemli başarılarından biri de Anıtkabir'deki heykel ve kabartmalar için açılan ulusal yarışmada kazandığı birincilikler oldu. Yarşma kapsamında tarihî anıt kabir alanındaki şu kulelerin kabartma rölyeflerini üstün bir işçilikle tamamladı:
- İnkılap Kulesi
- Barış Kulesi
- Müdafaa-i Hukuk Kulesi
- Misak-ı Millî Kulesi
Nusret Suman'ın hayata gözlerini yummadan önce ortaya koyduğu en son şaheseri ise Ankara'nın sembolü haline gelen Hitit Güneş Kursu Anıtı'dır. Sıhhiye Meydanı'na yerleştirilecek olan bu anıtın açılışından hemen önce, son çalışmaları denetlemek amacıyla çıktığı yolculukta İzmit yakınlarında geçirdiği feci trafik kazasıyla yaşama veda etti.
