Nusret Özcan, 25 Kasım 1958'de İstanbul'un tarihi semti Eyüpsultan'da dünyaya gözlerini açan, Türk basın ve edebiyat dünyasında kalemiyle derin izler bırakmış seçkin bir gazeteci ve yazardır. Yaşamı boyunca kültürel birikimi ve özgün üslubuyla tanınan yazar, 22 Haziran 2007'de İstanbul'da geçirdiği ani bir kalp krizi neticesinde genç denilebilecek bir yaşta aramızdan ayrılmıştır.
Zorlu Eğitim Yıllarından Gazeteciliğe İlk Adım
Nusret Özcan, ilköğrenimini Gümüşsuyu İlkokulu bünyesinde tamamladıktan sonra Gaziosmanpaşa İmam Hatip Lisesi'ne adım attı. Eğitim hayatına 1972 yılından itibaren İstanbul İmam Hatip Lisesi'nde devam etti. Okul sürecinde bir dönem uzaklaştırma cezası alsa da bu engeli aşarak başarıyla mezuniyetini elde etti. Yükseköğrenim tercihini ise her zaman ilgi duyduğu Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden yana kullandı. Buradaki eğitimi, onun edebiyatla olan bağını daha da kuvvetlendirdi. Üniversite sonrasında, Kasım 1980 tarihinde vatan görevini yerine getirmek üzere askere gitti. Acemi birliğini Antalya'da başarıyla tamamladıktan sonra usta birliği için Ardahan yollarına düştü. Askerliğini bitirip İstanbul'a dönen Özcan, 1981 yılında Millî Gazete'de profesyonel çalışma yaşamına başladı.
Basın Dünyasındaki İzleri ve Yeni Şafak Süreci
Genç gazeteci, mesleğinin ilk yıllarında Türkiye'nin zorlu siyasi ve sosyal atmosferini yakından tecrübe etti. Ünlü şair Necip Fazıl Kısakürek'in 25 Mayıs 1983 tarihindeki cenaze törenine katılan Özcan, bu merasim sırasında kolluk kuvvetlerince gözaltına alındı. On beş günlük gözaltı süresinin ardından serbest bırakıldı. Bu olayın akabinde öğretmenlik ataması gerçekleşti. İlk görev yeri olarak Bingöl belirlendi. Ancak Özcan, buraya gitmek yerine ikinci atama yeri olan Nevşehir'de öğretmenlik yapmayı tercih etti. Nevşehir'deki bu mesleki deneyimi ise çok kısa sürdü. Sadece on beş gün öğretmenlik yaptıktan sonra istifa ederek çok sevdiği İstanbul'a geri döndü. Şehirde farklı kurumlarda görev alan deneyimli kalem, bir dönem TGRT ve MÜSİAD bünyesinde hizmet verdi. Ardından, Türk basınında önemli bir yere sahip olan Yeni Şafak gazetesinin kuruluş aşamasında aktif roller üstlendi. Gazetenin kuruluşundan itibaren vefatına dek kültür-sanat sayfasında hem yazarlık hem de editörlük görevlerini başarıyla yürüttü.
Edebi Çalışmaları ve Radyo Programcılığı
Özcan'ın kültürel birikimi gazete sayfalarıyla da sınırlı kalmadı. Edebiyata ve insana dair derinlikli yazılarını pek çok saygın dergide okuyucuyla buluşturdu. Kaleminden dökülen kıymetli çalışmalar şu mecralarda yayınlandı:
- Semerkand Aile
- İzlenim
- Kayıtlar
- Dergibi
- Kafdağı
- Cemre
Aynı zamanda sesli yayınculık alanında da boy gösterdi. Bugün Semerkand Radyo adıyla faaliyet gösteren Radyo Onbeş bünyesinde mikrofon başına geçti. Burada hazırlayıp sunduğu "Her Mevsim İstanbul" isimli programla dinleyicilerin gönlünde taht kurdu. İstanbul aşığı olan Özcan, şehrin ruhunu ve kültürünü radyo dalgalarından evlere taşıdı. Hayatı boyunca ailesine ve mesleğine bağlı bir yaşam süren Özcan, evli ve üç evlat babasıydı. Onun erken yaşta vefatı, Türk basın ve yayın camiasında büyük bir boşluk yarattı.
