Mustafa Kemal Atatürk'ün Selanik sokaklarında başlayan çocukluk arkadaşlığından cephelerde omuz omuza çarpışan silah arkadaşlığına uzanan, Türk tarihinin en özel dostluklarından birinin kahramanıdır Mehmet Nuri Conker. 29 Eylül 1882 tarihinde Selanik kentinde dünyaya gözlerini açan bu cesur asker ve siyasetçi, ömrü boyunca ülkesinin kaderini değiştiren adımların tam merkezinde yer aldı. Cumhuriyet'in kuruluş harcına ter döken Conker, 11 Ocak 1937'de başkent Ankara'da geçirdiği kalp krizi neticesinde 55 yaşındayken hayata veda etti. Onun vefatı, cumhuriyetin kurucusunun hayatında annesinden sonra yaşadığı en derin sarsıntılardan biri olarak kayıtlara geçecekti.
Selanik Sokaklarından Harp Akademisine Uzanan Kardeşlik
Zehra Hanım'ın oğlu olarak dünyaya gelen Nuri Conker'in yaşam çizgisi, daha çocukluk yıllarında gelecekteki liderle kesişmişti. Onların yolları ilk kez Selanik mahallelerinde kesişmişti. Bu dostluk askeri okul yıllarında iyice pekişti. İki can dostu, eğitim hayatları boyunca şu kurumlarda birlikte dirsek çürüttü:
- Askeri Rüştiye
- Manastır Askeri İdadisi
- İstanbul Harbiye Mektebi
- Harp Akademisi
O, 1902 yılında Harbiye'yi bitirdi. Ardından, 1905 senesinde Harp Akademisi eğitimini tamamladı. Bu eğitim süreci, onun sadece askeri kimliğini şekillendirmekle kalmadı, aynı zamanda ömür boyu sürecek tarihi bir yoldaşlığın da temelini attı. Zira o, koskoca bir milletin kaderini değiştirecek olan lider Mustafa Kemal'e, resmiyetten uzak bir samimiyetle sadece "Kemal" diye hitap edebilme ayrıcalığına sahip tek insandı. Evlilik hayatında da dönemin önemli figürleriyle akrabalık kuran Conker, Jön Türklerin göz bebeği ve Teşkilat-ı Mahsusa'nın ikinci adamı Süleyman Askeri'nin kız kardeşi ile dünya evine girmişti.
Cephelerin Kahramanı ve Conkbayırı Efsanesi
Nuri Conker'in askeri kariyeri, Osmanlı İmparatorluğu'nun en çalkantılı döneminde cepheden cepheye koşarak geçti. İlk görev yeri Selanik'teki Üçüncü Ordu oldu. Burada Mustafa Kemal ile beraber çalıştı. Ardından meşrutiyetin korunması için Hareket Ordusu bünyesinde bulundu. Kararlı duruşuyla Arnavutluk harekatında isyancılara karşı mücadele etti. Kuzey Afrika topraklarında İtalyan işgaline karşı Trablusgarp ve Bingazi çöllerinde savaşan Conker, vatan savunmasının en kritik sınavlarından birini Çanakkale'de verdi. Anafartalar ve özellikle Conkbayırı muharebelerinde gösterdiği olağanüstü cesaret ve askeri başarılar, ona adını sonsuza dek taşıyacağı bir unvan kazandırdı. Mustafa Kemal, bu muharebede sergilenen büyük kahramanlığın nişanesi olarak kendisine bizzat "Conker" soyadını armağan etti. Doğu cephesinde Muş hattında Ruslara karşı koyan cesur asker, milli bağımsızlık ateşinin yakıldığı İstiklal Harbi sürecinde de en ön saflardaydı. Tarih 13 Haziran 1920'yi gösterdiğinde Milli Mücadele'ye katılmak üzere Ankara'ya ulaştı. TBMM tarafından önce Basın ve İstihbarat Müdürlüğü vazifesine getirildi. Hemen ardından 17 Haziran 1920'de Ankara Vali Vekilliği ve Ankara Bölge Komutanlığı sorumluluklarını üstlendi. 16 Eylül 1920 günü 41. Tümen Komutanlığı'na atanmasıyla birlikte Adana Valiliği görevini de üstlenen tecrübeli komutan, bu güney cephesinde Fransızlarla amansız bir mücadeleye girişti. Savaşın diplomatik ve lojistik boyutunda da etkin rol oynayan Conker, 1921 yılının Mart ayında askeri malzeme alımı ve özel diplomatik misyonlar için Almanya'ya gönderildi.
Meclis Kürsüsünden Sivil Hayata
Savaş meydanlarındaki büyük başarılarının ardından Nuri Conker, ülkenin yeniden inşası sürecinde sivil alanda hizmet etmeye karar verdi. Bu doğrultuda 4 Temmuz 1927 tarihinde, uzun yıllar onurla taşıdığı üniformasını çıkararak kendi isteğiyle askerlik mesleğinden emekliye ayrıldı. Askerlik sonrası dönemde birikimini siyasete aktaran Conker, 1925 ile 1927 yılları arasında Kütahya Milletvekili olarak parlamentoda yer aldı. Siyasi kariyerini daha sonra 1932-1935 döneminde Gaziantep Milletvekili olarak sürdürürken, bu süreçte parlamentonun en saygın makamlarından biri olan TBMM Başkan Vekilliği görevini yürüttü. Çok partili hayata geçiş denemelerinde de aktif rol oynayan devlet adamı, 1930 yılında kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kurucu kadrosunda yer alarak partinin Genel Sekreterliği vazifesini deruhte etti. Çok iyi derecede Almanca bilen Conker, askeri tecrübelerini kaleme aldığı "Zabit ve Komutan" isimli değerli bir eser de miras bıraktı. Cumhuriyet tarihinin bu müstesna şahsiyetinin hayatı, gazeteci yazar Yaşar Gürsoy tarafından kaleme alınan "Atatürk ve Can Yoldaşı Nuri Conker" adlı biyografik çalışmayla ölümsüzleştirilmiştir.
