Türk sinemasını uluslararası arenada başarıyla temsil eden ödüllü yönetmen, senarist ve fotoğrafçı Nuri Bilge Ceylan, 26 Ocak 1959 tarihinde İstanbul’un Bakırköy ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Sanat hayatı boyunca imza attığı nitelikli uzun metrajlı yapımlarla dünya çapında geniş bir izleyici kitlesine ulaşan sanatçı, özellikle 2014 yılında Cannes Film Festivali’nde kazandığı Altın Palmiye Ödülü ile adını sinema tarihine yazdırdı. Annesi Fatma Ceylan ve ziraat mühendisi olan babası Mehmet Emin Ceylan’ın evladı olarak dünyaya gelen yönetmenin çocukluk yılları, babasının memleketi Çanakkale’nin Yenice ilçesinde geçti. İlköğrenimini bu sakin taşra ilçesinde tamamladı. Ortaokul ve lise eğitimini ise İstanbul’da tamamladı. Yaratıcı bakış açısını teknik eğitimle birleştiren yönetmen, bugüne kadar beş yapımıyla En İyi Uluslararası Film Akademi Ödülü yarışında Türkiye’yi temsil etmek üzere seçilerek ulusal sinemanın küresel vitrinindeki en önemli figürlerden biri haline geldi.
Mühendislikten Vizörün Arkasına: İlk Sanatsal Adımlar
Ceylan, yükseköğrenim hayatına 1976 senesinde İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde başladı. Ancak buradaki eğitimi uzun sürmedi. İki yıl sonra, yani 1978'de Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümüne geçiş yaptı. Boğaziçi’ndeki öğrencilik yıllarında üniversitenin fotoğrafçılık (BÜFOK), dağcılık ve mağaracılık kulüplerine katılarak doğa etkinlikleriyle yakından ilgilendi. Bu süreçte fotoğrafçılık alanındaki yeteneğiyle adını duyurmaya başladı. Nitekim 1982 yılında Milliyet Sanat dergisinin "Türk Fotoğraf Sanatında Gençler" başlıklı özel sayısında kendisine yer verildi. Sanatçının özgün portföyleri 1980’li yıllarda Gergedan gibi kültür sanat dergilerinde yayımlanırken, 1989'da "Çıplak ve Deniz" adlı fotoğraf dizisi Kodak'ın düzenlediği yarışmada birinci seçilerek Türkiye'yi temsil hakkı kazandı. Bu büyük başarı, Ceylan’ın uluslararası yarışmada Türkiye'yi temsil etmesini sağladı.
Mamak Askerliğinden Cannes Kırmızı Halısına
Boğaziçi Üniversitesi’nden 1985 yılında mezun olan Ceylan, rotasını yurtdışına çevirerek Londra ve Katmandu gibi şehirleri kapsayan uzun bir seyahate çıktı. Yurtdışından dönmesinin ardından vatanı görevini yapmak ürere hemen Ankara'nın Mamak ilçesine gitti. Burada askerlik hizmetini yerine getirdiği esnada hayatını değiştirecek o kararı vererek sinemaya yönelmeyi seçti. Bu kararın ardından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde iki yıl boyunca sinema eğitimi aldı. Sektördeki pratik tecrübesini artırmak adına, 1993 yılında Mehmet Eryılmaz’ın yönettiği "Seviyorum Ergo Sum" isimli kısa filmde hem oyuncu olarak rol aldı hem de kamera arkasındaki teknik hazırlıklara katıldı. Kameranın çalışma prensiplerini ve çekim tekniklerini burada pekiştirdi. Kendi bağımsız filmini çekme arzusuyla yanıp tutuşan Ceylan, bu filmde kullanılan kamerayı satın alarak ilk adımı attı. 1993 yılında yönetmenliğini, senaristliğini ve yapımcılığını üstlendiği ilk kısa metrajlı çalışması "Koza"yı çekti. Bu deneysel çalışma, Cannes Film Festivali’nin yarışma bölümüne seçilen ilk Türk kısa filmi olma başarısını gösterdi.
Taşra Üçlemesi ve Uluslararası Zirveye Tırmanış
Ceylan, takvimler 1997 yılını gösterdiğinde ilk uzun metrajlı sinema filmi olan "Kasaba"yı çekti. Koza'nın devamı niteliğindeki bu otobiyografik ve pastoral eser, Berlin Uluslararası Film Festivali de dahil olmak üzere pek çok dünya festivalinde izleyicilerin beğenisine sunuldu. Kasaba, sinema eleştirmenler tarafından yönetmenin "taşra üçlemesi" olarak nitendirilen serinin ilk halkasıydı. Sanatçının bu meşhur üçlemesi sırasıyla şu filmlerden oluşmaktadır:
- 1997 yılında izleyiciyle buluşan pastoral tarzdaki Kasaba,
- 1999 yılında tamamlanan ve Berlin Film Festivali'nin yarışmalı bölümünde gösterilen Mayıs Sıkıntısı,
- 2002 senesinde Cannes Film Festivali'nde Büyük Jüri Ödülü kazanan Uzak.
Bu yapımlarda dikkat çeken en büyük özellik, yönetmenin kendi akrabalarını ve aile bireylerini oyuncu kadrosuna dahil etmesiydi. Ceylan, görüntü yönetmenliğinden senaryo yazımına ve kurguya kadar sinemanın neredeyse her aşamasını tek başına üstlendi. Mayıs Sıkıntısı filmi Berlin Film Festivali'nin prestijli yarışma bölümünde gösterim şansı buldu. Uzak ise 56. Cannes Film Festivali’nde büyük ses getirerek yarışmanın en favori yapımları arasına girdi. Bu yapım, festivalin ikinci en önemli ödülü olarak kabul edilen Büyük Jüri Ödülü’nü (Grand Prix) kazanmayı başardı. Filmin başrol oyuncuları Muzaffer Özdemir ile çekimlerin hemen ardından elim bir trafik kazasında yaşamını yitiren Mehmet Emin Toprak, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü paylaştı. Uzak’ın kazandığı bu zafer, Ceylan’ın ismini dünya sinema literatürüne kazıdı. Üstelik yönetmen, 2004 yılında bu filmin senaryosunu kitaplaştırarak sanat dünyasında edebi bir kimlik de edindi.
Teknik Dönüşüm ve Altın Palmiye Gururu
Dördüncü uzun metrajlı çalışması "İklimler", Ceylan'ın sinema kariyerinde önemli teknik değişikliklerin habercisi oldu. Bu filmde ilk kez görüntü yönetmenliği koltuğunu başka bir isme devrederek Gökhan Tiryaki ile çalışmaya başladı. Yapımcılık görevini ise kariyerinde ilk defa kendisi yerine Zeynep Özbatur Atakan üstlendi. Ceylan, İklimler filminde eşi Ebru Ceylan ile başrolleri paylaşarak kameraların karşısına geçti. Film, 2006 Cannes Film Festivali'nin ana yarışma bölümünde yer aldı. İklimler’in çekim mekanlarını aradığı dönemde eski tutkusu olan fotoğrafçılığa geri dönen sanatçı, sinemanın yanında bu disiplini de sürdürmeye devam etti. Yönetmen, 2014 yılında ise "Kış Uykusu" filmi ile Cannes Film Festivali'nde en büyük ödül olan Altın Palmiye'yi kazanarak bu gururu Türkiye'ye ikinci kez yaşattı.
