İçeriğe Atla
Neşet Ertaş fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Neşet Ertaş Kimdir?

Neşet Ertaş, 1938 Kırşehir doğumlu Türk halk ozanıdır. Bozkırın Tezenesi lakaplı usta sanatçının hayatı ve dillerden düşmeyen bozlaklarının öyküsü.

Diğer adlar: Bozkırın Tezenesi, Garip

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Neşet Ertaş Hakkında

Türk halk ozanlığı geleneğinin en güçlü sesi olan Neşet Ertaş, Türkmen ve Abdallık kültürünün müzikal birikimini uzun yıllar boyunca kitlelere ulaştırmıştır. Bozkırın Tezenesi lakabıyla hafızalara kazınan usta sanatçı, 1938 yılında Kırşehir'de dünyaya gelmiş ve 25 Eylül 2012 tarihinde İzmir'de vefat etmiştir. Kendine has bağlama çalma tekniği ve içli bozlakları sayesinde tüm Türkiye'nin gönlünü fethetmeyi başarmıştır. Yaşamı boyunca sazıyla ve sözüyle Anadolu'nun sesini duyurmuştur. Müzik yolculuğunu çocukluğundan itibaren babası Muharrem Ertaş'tan aldığı eşsiz feyzle biçimlendiren büyük usta, derlediği Orta Anadolu ezgilerini ve yöresel oyun havalarını plaklara kaydederek gelecek nesillere aktarmayı başarmıştır. Sanatçı, kendi yazdığı şiirleri seslendirirken çoğunlukla Garip mahlasını tercih etmiştir.

Kırtıllar Mezrasından Bozkırın Zirvesine

Usta sanatçı, Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesine bağlı Kelismailuşağı köyünün Kırtıllar mezrasında hayata gözlerini açmıştır. Babası Türkmen Abdal müzik geleneğinin dev ismi Muharrem Ertaş, annesi ise Kırıkkaleli Döne Ertaş'tır. Küçük yaşlarda babasıyla düğünlere giderek zil ve darbuka çalmaya başlamıştır. Sekiz yaşındayken ailesiyle birlikte Kırtıllar köyünden göç ederek İbikli'ye yerleşen küçük Neşet, henüz on iki yaşındayken annesi Döne Ertaş'ı kaybetmenin tarifsiz kederini tatmıştır. Bu kaybın ardından babası ve kardeşleriyle birlikte bir süre göçebe bir hayat sürmek zorunda kalmıştır. Babasının Yozgat'ın Kırıksoku köyünden Arzu Hanım ile yaptığı ikinci evlilik nedeniyle aile bir müddet orada ikamet etmiştir. Ardından Yozgat'ın Yerköy ilçesine taşınmışlardır. Aile sırasıyla Yozgat, Yerköy, Kırşehir, Çiçekdağı ve sonrasında iki yıl boyunca Kırıkkale gibi farklı yerlerde yaşam mücadelesi vermiştir. Hiç okula gitme şansı bulamayan genç Neşet, müzik aletlerini kendi çabasıyla öğrenmiştir. Önce keman çalmayı öğrenen yetenekli çocuk, ardından cümbüş ve bağlama konusunda kendisini geliştirmiştir. Babasıyla birlikte düğünlerde cümbüş ve keman çalan ozan, müziğinin temelini babasının rehberliğinde inşa ettiğini her fırsatta belirtmiştir. Sanatının neredeyse tamamını babasına borçlu olduğunu dile getiren Ertaş, onunla aynı ruhun insanları olduklarını vurgulamıştır.

Radyo Dalgalından Plak Dünyasına

Genç müzisyenin adını tüm ülkeye duyuran olay, 1950'lerin başında TRT Ankara Radyosu'nda yayımlanan canlı bir program olmuştur. Muzaffer Sarısözen'in yönettiği "Yurttan Sesler" adlı programda "Geleli Gülmedim Ben Bu Cihana" bozlağını çalıp söylemesi dönüm noktasıdır. Bu başarılı performansının ardından geniş kitleler tarafından tanınmaya başlamıştır. Ankara Radyosu, ozanı yaklaşık yirmi yıl boyunca her on beş günde bir misafir mahallî sanatçı olarak yayına davet etmiştir. Programlarda gerçekleştirdiği on beşer dakikalık solo performanslar, onun Türkiye genelindeki ününü pekiştirmiştir. Profesyonel adımlarını daha da ileriye taşımak isteyen sanatçı, 1957 yılında İstanbul'a giderek ilk taş plağını kaydetmiştir. Babasına ait olan "Neden Garip Garip Ötersin Bülbül" adlı eseri seslendirdiği bu plak, müzik piyasasında büyük bir yankı uyandırmıştır. İlk plağını halk konserleri takip etmiştir. İstanbul'da geçirdiği iki yıllık yoğun çalışma döneminin ardından sahne çalışmalarına devam etmek üzere Ankara'ya yönelmiştir. Burada ünlü Kazablanka Gazinosu bünyesinde sahne almaya başlamıştır. Türkiye'nin dört bir yanını kapsayan büyük turneler düzenleyerek ülkenin neredeyse her şehrinde ve ilçesinde dinleyicileriyle buluşmuştur. Hem solo konserleriyle hem de çeşitli sanatçı gruplarıyla yürüttüğü bu turneler, onun halkla olan bağını inanılmaz derecede güçlendirmiştir.

Ankara Günleri ve Evlilik Hayatı

Vatani görevini 1962 senesinde İzmir'in Narlıdere ilçesinde tamamlayan Ertaş, askerlik dönüşünde Ankara'da yeni bir başlangıç yapmıştır. Saz yapım ustası olan Hüseyin Koluman ile yolları kesişince, önce onun dükkanına ortak olmuş, ardından iş yerini tamamen devralmıştır. Kendisini radyodan ve taş plaklardan tanıyan Bolulu Leyla Hanım'ın, ünlü ozanla şahsen tanışmak üzere kız arkadaşıyla birlikte dükkana gelmesiyle başlayan bu dostluk, kısa süre sonra evlilikle sonuçlanmıştır. Kısa süre içinde hayatlarını birleştiren çiftin bu evliliği, magazin dünyasında asılsız hikayelerin üretilmesine zemin hazırlamıştır. Bolulu yoksul bir ailenin kızı olan Leyla ile gerçekleştirdiği evlilik, babası Muharrem Ertaş tarafından onaylanmamıştır. Babasının bilgisi dışında gerçekleştiği için onay almayan bu evlilik, yedi yıl sürdükten sonra nihayete ermiştir. Bu evlilikten çiftin Döne ve Canan adlarında iki kız, Hüseyin adında bir erkek çocukları dünyaya gelmiştir. 1970'li yıllardan itibaren türküleri dönemin en ünlü yorumcuları tarafından seslendirilen Neşet Ertaş, Türkiye'nin kültür belleğinde silinmez izler bırakmıştır. Babasından devraldığı mirası kendi özgün yorumuyla harmanlayan Neşet Ertaş, 2009 yılında UNESCO'nun Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri'ne kabul edilerek adını altın harflerle yazdırmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Neşet Ertaş kimdir?

Neşet Ertaş, 1938 Kırşehir doğumlu Türk halk ozanıdır. Bozkırın Tezenesi lakaplı usta sanatçının hayatı ve dillerden düşmeyen bozlaklarının öyküsü.

Neşet Ertaş nerede doğdu?

Neşet Ertaş Kırtıllar, Çiçekdağı, Kırşehir doğumludur.

Neşet Ertaş ne zaman vefat etti?

Neşet Ertaş 25 Eylül 2012 tarihinde hayatını kaybetti.

Neşet Ertaş hangi alanda tanınır?

Neşet Ertaş, halk ozanı olarak tanınır.