İçeriğe Atla
Nene Hatun fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Nene Hatun Kimdir?

Erzurum doğumlu Türk kahramanı Nene Hatun, 1857 yılında başladığı ömründe, 93 Harbi'nde Aziziye Tabyası savunmasıyla adını tarihe yazdırmıştır.

Diğer adlar: Aziziye Kahramanı, Yılın Annesi

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Nene Hatun Hakkında

Nene Hatun, Osmanlı tarihinin en kritik dönemeçlerinden biri olan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda (93 Harbi) sergilediği destansı kahramanlıkla adını altın harflerle yazdıran efsanevi bir Türk kadınıdır. Henüz yirmili yaşlarının başında gencecik bir gelinken, Erzurum'u müdafaa etmek amacıyla Aziziye Tabyası'na koşan bu cesur anne, kundaktaki bebeğini geride bırakarak vatan savunmasına katılmıştır. Bölge halkının ellerine geçen her türlü ilkel aletle başlattığı bu büyük taarruzda ön saflarda yer alan kahraman kadın, düşman kuvvetlerinin tabyadan sökülüp atılmasında hayati bir rol oynamıştır. Vatan sevgisinin ve cesaretin sembolü haline gelen bu şahsiyet, mücadelesi boyunca sergilediği kararlılıkla Anadolu kadınının bağımsızlık azmini tüm dünyaya göstermiştir.

Aziziye Tabyası Baskını ve Direniş

Tarihler 8 Kasım'ı 9 Kasım'a bağlayan geceyi gösterdiğinde, Erzurum'da Türk tarihinin en acı ve en şanlı sayfalarından biri yazılmaya başlandı. Osmanlı tebaasından olan bazı iş birlikçi Ermeni çeteleri, karanlıktan faydalanarak Aziziye Tabyası'na sızmayı başardılar. Nöbetteki Türk askerlerini uykularında gafil avlayarak kılıçtan geçiren bu çetecilerin ardından, geriden gelen Rus birlikleri hiçbir direnişle karşılaşmadan stratejik öneme sahip tabyayı kolayca işgal etti. Kanlı baskından yaralı olarak kurtulmayı başaran fedakâr bir askerin şehre ulaştırdığı kara haber, Erzurum halkını ayağa kaldırmaya yetti.

Bu acı haberi alan dadaşlar, yaşlısından gencine, kadınından erkeğine kadar hiçbir ayrım gözetmeksizin silaha sarılarak tek bir yürek haline geldiler. Evlerinde tüfek bulamayanlar ellerine ne geçirdiyse tabyaya koştular. Yürekli halkın yanına aldığı başlıca savunma araçları şunlardı:

  • Tüfek ve tırpanlar
  • Satır ve baltalar
  • Sopalar ve demir parçaları

Bu kutsal öfkeye ortak olanlardan biri de henüz üç aylık kız bebeğini ve küçük yaştaki oğlunu evde gözü yaşlı bırakan Nene Hatun idi. Evlatlarını Allah'a emanet ederek eline aldığı satırla ölüme koşan Erzurumluların arasına karıştı. Aziziye Tabyası'na doğru sel gibi akan ahali, tabyaya yerleşen Rus askerlerinin yoğun yaylım ateşiyle karşılaştı. Ön saflardakilerin şehadet şerbetini içmesine aldırmadan ilerleyen vatan sevdalıları, tabyanın demir kapılarını kırarak içeri girmeyi başardı. Göğüs göğse yaşanan şiddetli çarpışmalarda iki binden fazla Rus askeri etkisiz hale getirilerek tabya geri alındı. Türk tarafının bin civarında şehit ve yaralı verdiği bu büyük mücadelede, yaralananlar arasında kahraman kadın da bulunuyordu.

Vatan Hizmetinde Destansı Mücadele

Nene Hatun'un vatanı ve milleti için başlattığı bu asil mücadele, sadece Aziziye Tabyası'nın geri alınmasıyla sınırlı kalmadı. İşgalci güçlerin tamamı Erzurum topraklarından tamamen temizlenene kadar cephe gerisinde aktif rol oynamayı sürdürdü. Genç kadın, Erzurum'un her bir karışında askerlerin ihtiyaç duyduğu cephaneleri sırtında taşıyarak cepheye ulaştırdı. Âdeta bir hemþire gibi çalıştığı bu süreçte yaralı askerlerin tedavisiyle de ilgilenerek onlara şifa dağıtmak için gecesini gündüzüne kattı. Cephedeki savaşçılara yemek pişiren, susuzluklarını gidermek için su dağıtan ve her türlü hizmete koşan bu fedakar Türk kadını, mücadelesiyle adeta efsaneleşti. Yıllar sonra, Aziziye savunmasında evde bırakıp gittiği küçük oğlunun Çanakkale Savaşı'nda şehit düşmesiyle evlat acısını vatan sağ olsun diyerek bağrına basacaktı.

Son Yılları ve Aziz Hatırası

Doğup büyüdüğü topraklarda tam 98 yıl boyunca onurlu bir ömür süren Nene Hatun, yaşamının son günlerine kadar Erzurum halkının ve Türk milletinin derin saygısını kazandı. Ömrünün son döneminde, vefatından yalnızca birkaç ay önce Türk Kadınlar Birliği tarafının haklı bir takdirle "yılın annesi" unvanına layık görüldü. Bu anlamlı ödül, onun yıllar önce vatanı için çocuklarını geride bırakarak sergilediği büyük fedakârlığın bir kez daha taçlandırılması anlamına geliyordu. Tarih sayfalarına adını altın harflerle yazdıran kahraman Türk kadını, 22 Mayıs 1955 tarihinde yakalandığı zatürre hastalığı nedeniyle hayata gözlerini yumdu. Büyük kahramanlıklar göstererek kurtuluşu için canını ortaya koyduğu Aziziye Tabyası'na defnedilerek vatan toprağıyla ebediyen bütünleşti. Onun mirası, bağımsızlık aşkıyla yanan Türk kadınının en asil sembollerinden biri olarak yaşamaya devam etmektedir.