Kürt aktivist ve siyasetçi Necmettin Büyükkaya, 1943 yılında dünyaya geldi. Kendisi, Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin en hareketli ve dönüşümcü dönemlerine doğrudan yön veren isimlerden biridir. Özellikle 1960'lı ve 70'li yıllarda gelişen toplumsal hareketlerin ön saflarında mücadele etti. Kurucusu olduğu DDKO ile adını tarihe altın harflerle yazdırdı. Ancak 12 Eylül askeri darbesinin ardından tutuklanarak sevk edildiği Diyarbakır Cezaevi'nde 1984 yılında yaşamını yitirdi.
Politik Mücadele ve DDKO Dönemi
Büyükkaya'nın siyasi kimliği, Türkiye genelinde sol rüzgarların güçlü şekilde estiği altmışlı yıllarda şekillenmeye başladı. Gençlik yıllarından itibaren toplumsal meselelere duyarlılık gösteren Büyükkaya, kısa sürede muhalif grupların dikkat çeken önderlerinden biri haline geldi. Doğu bölgelerindeki kültürel ve siyasal hak taleplerini kurumsal bir çatı altında toplamak amacıyla arkadaşlarıyla birlikte önemli adımlar attı. Bå doğrultuda, bölgedeki gençlerin ve aydınların bir ara ya gelerek kurduğu en etkili yapılardan biri olan Devrimci Doğu Kültür Ocakları'nın kuruluş süreci ni bizzat yönetmiş ve örgütün kurucu başkanlığını başarıyla yürütmüştür. DDKO, onun liderliğinde geniş kitlelere ulaştı.
Bu dönemde yürüttüğü faaliyetlerin temel odağını şu hususlar oluşturuyordu:
- Doğu halkının kültürel haklarının savunulması
- Siyasal ve toplumsal bilincin artırılması
- Demokratik bir örgütlenme modelinin hayata geçirilmesi
12 Eylül Darbesi ve Diyarbakır Askeri Cezaevi
1970'li yıllarda da siyasal ve sosyal mücadelesine kesintisiz devam eden tecrübeli aktivist, her türlü zorluğa karşı duruşunu korudu. 1980 yılındaki askeri müdahale, ülkedeki tüm muhalif ve demokratik yapıları derinden etkilediği gibi, Necmettin Büyükkaya'nın aktif siyasi yaşantısında da geri dönülemez ve trajik bir dönemin başlangıcına yol açmıştır. Darbe yönetiminin başlattığı geniş çaplı operasyonlar neticesinde tutuklanan Büyükkaya, insan hakları ihlalleriyle anılan Diyarbakır Cezaevi'ne gönderildi. Siyasi tarihe kara bir leke olarak geçen bu cezaevindeki zorlu koşullara ve baskılara karşı da inancını yitirmedi. 1984 yılında aynı cezaevinde hayata gözlerini yuman Büyükkaya, savunduğu değerler uğruna canını feda eden sembol bir figür olarak hafızalara kazındı.