Türk askeri ve diplomatik tarihinin en önemli simalarından biri olan Orgeneral Muzaffer Göksenin, 1899 yılında Manastır'da dünyaya gözlerini açtı. Genç yaşta vatan savunmasına atılan Göksenin, I. Dünya Savaş'ından Kurtuluş Savaş'ına uzanan çetin yollarda cepheden cepheye koşarak ülkesinin bağımsızlığı için büyük mücadeleler verdi. İzmir'e ilk giren dokuz efsanevi subaydan biri olma şerefine erişen kahraman asker, daha sonra Türk Hava Kuvvetlerinin modernleşmesinde de başrol oynayacaktı. Hayatını askeri disiplin ve diplomatik başarılarla süsleyen bu milli kahraman, 31 Ocak 1965 tarihinde hayata veda ederek arkasında silinmez izler bıraktı.
Manastır'dan İzmir'e Uzanan Kahramanlık Yolu
Birinci Dünya Savaş'ının en sıcak günlerinde, Doğu cephesinde çok sayıda subayımızın şehit düşmesi üzerine askeri eğitim kurumlarında hareketlilik başladı. Henüz on altı yaşında gencecik bir delikanlı olan Muzaffer Göksenin, 1916 yılında arkadaşlarıyla beraber Kuleli Askeri Lisesi'nden erkenden terhis edilerek ordu saflarına katıldı. Süvari Asteğmeni rütbesiyle cepheye adım atan genç subay, 1917 senesinde 26. Tümen Süvari Bölüğü bünyesinde Filistin cephesindeki harekâtta görev aldı. 1918 yılının ekim ayına gelindiğinde, Şam yakınlarında İngiliz güçlerine esir düşerek zorlu günler geçirdi. Esaret günlerinin ardından nihayet İstanbul'a geri dönmeyi başardı.
Vatan sevgisiyle dolu olan Göksenin, İstanbul'da fazla kalmayarak milli mücadelenin fitilinin ateşlendiği Anadolu'ya geçti. Takvimler 1920 yılını gösterdiğinde kurtuluş saflarına katılan azimli asker, Batı cephesinde son derece kritik vazifeler üstlendi. Büyük Taarruz'un zaferle taçlandığı anlarda, Orgeneral Fahrettin Altay'ın komutası altındaki süvari birlikleriyle birlikte İzmir'e ilk adım atan ve tarihe adlarını altın harflerle yazdıran meşhur Dokuz Subay arasında yer aldı. Bu tarihi an, onun askeri kariyerindeki en gururlu dönüm noktalarından biri oldu.
Türk Hava Kuvvetlerinde Jet Çağı ve Modernizasyon
İstiklal Mücadelesi'nin zaferle sonuçlanmasının ardından Muzaffer Göksenin, süvari sınıfını geride bırakarak kendi rızasıyla havacılık alanına yöneldi. Gönüllü olarak Hava sınıfına geçen Göksenin, 1922-1923 yılları arasında Hava Okulu bünyesinde ilk ciddi eğitimlerini aldı. Buradaki kabiliyetleriyle dikkat çekince, 1924-1925 yıllarında havacılık alanındaki bilgilerini pekiştirmek üzere Fransa'ya gönderildi. Savaşlar nedeniyle Harp Okulu'na gidemedi. Eğitimini 1927 yılında birincilikle bitirdi. Bu üstün başarısının ardından bir süre Eskişehir Tayyare Mektebi'nde Uçuş Müdürlüğü gibi kritik bir görevi yürüttü.
Askeri alandaki yükselişini sürdüren Göksenin, 1930 yılında girdiği Harp Akademisi eğitimini de tıpkı öncekiler gibi 1933 yılında birincilikle bitirerek kurmay subaylığa adım attı. İkinci Dünya Savaşı yıllarına kadar farklı birliklerde tabur ve alay komutanlığı yaptı. 1944 yılında önce Tuğbay, ardından Tuğgeneral rütbesine yükselerek 1. Hava Tugay Komutanlığı vazifesine atandı. Bir yıl sonra Tümgeneral olan başarılı subay, 1. Hava Tümen Komutanlığı koltuğuna oturdu. 1947 yılında Millî Savunma Bakanlığı Hava Müsteşarlığı görevini üstlendi ve ardından 1948 yılında Korgeneralliğe terfi ederek sırasıyla Hava Savunma Genel Komutanlığı ve Genelkurmay Teftiş Dairesi'nde görev yaptı. 1950 yılının haziran ayında ise Hava Kuvvetleri Komutan Vekilliği vazifesine getirildi.
Takvimler 1951 yılını gösterdiğinde Orgeneral rütbesine terfi eden Muzaffer Göksenin, havacılık dünyasındaki muazzam başarılarının ardı sıra Türk Hava Kuvvetleri'nin ikinci komutanı olma unvanını elde etti. O, Korgeneral Muzaffer Ergüder ve Orgeneral Zeki Doğan ile birlikte bağımsız bir kuvvet olarak şekillenen havacılık teşkilatının ana mimarlarından biriydi. Göksenin, hava gücünün çağdaş standartlara ulaşması için modernizasyon sürecini başlatan ilk komutan olarak tarihe geçti. Pistonlu uçak teknolojisinden jet uçakları dönemine geçişi bizzat onun vizyonu şekillendirdi. Ayrıca günümüz Ordu Yardımlaşma kurumlarının temelini oluşturacak olan ilk Hava Kuvvetleri Kooperatifi'ni hayata geçirerek sosyal alanda da yenilikçi bir adım attı.
Askerlikten Diplomasiye: Valilik ve Büyükelçilik Yılları
Orgeneral Göksenin'in parlak askeri kariyeri, 1953 yılında dönemin Millî Savunma Bakanı Seyfi Kurtbek ile yaşanan derin fikir ayrılıkları neticesinde ordu içindeki görevinden ayrılmasıyla yepyeni bir mecraya sürüklendi. İstifa talebi Bakanlar Kurulu'na iletilmedi. Görevden alındığını uçuş sırasında telsizle öğrendi. Yasalara aykırı bu tasarrufu kabul etmeyen onurlu komutan, TBMM Dilekçe Komisyonu'na müracaat ederek hakkını aradı. Komisyonun oy birğiyle haklı bulduğu Göksenin için bizzat Başbakan Adnan Menderes devreye girdi ve kararın iptal edileceğini bildirerek onu orduya geri çağırdı. Ancak bu teklifi geri çeviren Göksenin, 4 Mayıs 1953 tarihinde resmen emekli oldu.
Emeklilik günlerinde de vatanına hizmet etmeyi sürdüren Göksenin, sivil ve diplomatik yaşamında şu önemli devlet görevlerini üstlendi:
- 1953 yılında tarafsız kimliğiyle üstlendiği İzmir Valiliği
- Bağdat Paktı'nı kurmak amacıyla atandığı Bağdat Büyükelçiliği
- Diplomatik ilişkileri güçlendirmek için yürüttüğü Pakistan Büyükelçiliği
- Son resmi görevi olan Dışişleri Bakanlığı Yüksek Müşavirliği
Valilik görevinden sonra çıktığı bu diplomatik yolculukta özellikle Ortadoğu dengelerini gözeten politikalarıyla takdir topladı. 1960 yılının ocak ayındaki müşavirlik görevinin ardından tamamen inzivaya çekilen efsanevi isim, hayatının son anına kadar vatanına bağlılığıyla örnek teşkil etti.
