Türk tıp tarihinin en parlak simalarından biri olan iç hastalıkları ve hematoloji uzmanı Muzaffer Baki Aksoy, 18 Mart 1915 tarihinde Antalya'nın İbradı ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Ülke sınırlarını aşan çalışmalarıyla tanınan hekim, özellikle benzen maddesinin lösemi ile olan doğrudan ilişkisini bilimsel olarak kanıtlayarak küresel düzeyde işçi sağlığı standartlarının değişmesini sağladı. Tıp dünyasına yön veren değerli araştırmacı, arkasında devasa bir bilimsel miras bırakarak 19 Aralık 2001'de İstanbul'da yaşamını yitirdi.
Eğitim Hayatı ve Boston Dönemi
Aksoy, eski milletvekillerinden Numan Aksoy'un evladı, aydın fikirleriyle bilinen Muammer Aksoy'un ise ağabeyidir. İlk ve orta öğreniminin ardından 1934 senesinde prestijli İstanbul Erkek Lisesi'nden mezun oldu. Hekimlik mesleğine adım atmak amacıyla girdiği İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni ise 1940 yılında başarıyla tamamladı. Mesleki kariyerinin ilk yıllarında Şişli Çocuk ile Vakıf Gureba hastanelerinde çalışarak iç hastalıkları alanında uzmanlaştı. Uzman unvanını kazandığı 1947 yılından 1957 yılına dek Mersin Devlet Hastanesi bünyesinde hekimlik görevini sürdürdü.
Başarılı hekim, kan biliminde derinleşmek adına 1952 yılında rotasını Amerika Birleşik Devletleri'ne çevirdi. Boston kentinde, alanın saygın yayını 'Blood' dergisinin kurucusu ve başyazarı olan William Dameshek'in laboratuvarında önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Buradaki klinik deneyimleri, onun gelecekteki küresel başarılarının temelini oluşturdu. Nitekim laboratuvarda yürüttüğü 'anti-fetal serum üretimi' çalışmaları sonucunda kaleme aldığı makale, 1955'te İsviçre merkezli bilimsel bir dergide yayımlandı. Bu çalışma uluslararası tıp topluluğunda çok büyük bir yankı uyandırdı.
Benzen Araştırmaları ve Küresel Etkileri
Türkiye'ye dönüşünün ardından akademik basamakları hızla tırmanan Aksoy, 1961 yılında doçentlik, 1966 yılında ise profesörlük unvanını almaya hak kazandı. Bu süreçte özellikle ayakkabı yapımında kullanılan malzemeler üzerine odaklandı. Kimyasal maddelerin insan sağlığına etkilerini inceleyen bilim insanı, kundura işçileri üzerinde yürüttüğü titiz istatistiksel araştırmalar yürüttü. Bu çalışmalar sonucunda, yapıştırıcılarda yaygın olarak kullanılan benzen maddesinin lösemi hastalığına yol açtığı gerçeğini bilimsel kesinlikle ortaya koydu. Hazırladığı kapsamlı raporlar ve bilimsel makaleler, dünya genelinde sanayi sağlığı politikalarının yeniden gözden geçirilmesine zemin hazırladı.
Benzen maruziyetinin ölümcül sonuçlarını içeren bu makale, Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin de dikkatini çekti. Ülkede açılan büyük bir davaya birinci dereceden bilirkişi ve tanık sıfatıyla davet edilen Aksoy, mahkemede sunduğu bilimsel kanıtlarla davanın seyrini değiştirdi. Tarihi nitelikteki bu davanın sonucunda ABD genelinde sekiz saatlik çalışma süresince maruz kalınabilecek benzen üst sınırı dramatik şekilde 10 ppm değerinden 1 ppm seviyesine düşürüldü. Bu gelişme, binlerce işçinin hayatını kurtaran tarihi bir dönüm noktası oldu.
Bilimsel Mirası ve Akdeniz Anemisi Çalışmaları
Aksoy'un tıp dünyasına katkıları yalnızca benzen araştırmaları ile sınırlı kalmadı. Akdeniz anemisi (talasemi) üzerine de yoğun çalışmalar yürüten hekim, bu süreçte daha önce tıp literatüründe yer almayan tamamen yeni bir hemoglobin türü keşfetti. Bu eşsiz buluşuna, doğup büyüdüğü ve araştırmalarını sürdürdüğü şehre atıfla Hemoglobin İstanbul adını verdi. 1985 yılında resmi olarak emekliye ayrılmasına karşın, bilime hizmet etmekten asla vazgeçmedi. Haftanın belirli günlerinde Esnaf Hastanesi ile İstanbul Tıp Fakültesi hastanelerine giderek hastalarına şifa dağıtmaya ve genç meslektaşlarına yol göstermeye devam etti.
Muzaffer Aksoy'un tıp kariyeri boyunca görev yaptığı ve bilimsel çalışmalar yürüttüğü başlıca kurumlar şunlardır:
- Şişli Çocuk Hastanesi (İç hastalıkları uzmanlık dönemi)
- Vakıf Gureba Hastanesi (İç hastalıkları asistanlık ve uzmanlık yılları)
- Mersin Devlet Hastanesi (On yıl süren devlet hizmeti)
- Boston William Dameshek Kliniği ve Laboratuvarı (Amerika Birleşik Devletleri'ndeki hematoloji çalışmaları)
- İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (Akademik kariyeri ve emeklilik sonrası çalışmaları)
- Esnaf Hastanesi (Emeklilik dönemi haftalık poliklinik hizmetleri)
Kariyeri boyunca uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmış 150'den fazla makaleye imza atan Muzaffer Aksoy'un anısı günümüzde de yaşatılmaktadır. Nitekim İstanbul Tabip Odası tarafından onun adına her yıl "Meslek Hastalıkları ve İşçi Sağlığı Ödülü" düzenlenmektedir. Ayrıca ünlü bilim insanının hayatını ve tıp dünyasına sunduğu katkıları anlatan "Bilime Adanmış Bir Ömür: Muzaffer Aksoy" başlıklı özel bir biyografi kitabı da mevcuttur. 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü'nü alarak ülkemizi gururlandıran Prof. Dr. Aziz Sancar da konuşmasında Aksoy'un katkılarını unutmamış, kendisini bilim yolundaki dört büyük akıl hocasından biri olarak anarak şükranlarını sunmuştur.
