Türk askeri ve siyasi tarihinin en hareketli, en sancılı ve aynı zamanda en gururlu dönemlerine bizzat tanıklık etmiş olan Mehmet Muzaffer Alankuş, 1898 yılında Erzurum'da dünyaya gelerek vatan savunması yolunda ilk adımlarını bu kadim şehirde attı. Genç yaşta vatan savunmasına atılan Alankuş, Osmanlı'nın son döneminden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna ve sonrasındaki kritik askeri-siyasi süreçlere kadar uzanan çok yönlü bir ömür sürdü. Ömrünü ülkesine adamış seçkin bir komutandı. 17 Aralık 1972 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yuman bu kıymetli şahsiyet, hem cephelerdeki kahramanlıkları hem de devlet kademelerindeki üstün hizmetleriyle adını tarihe yazdırdı.
Kuleli'den Mısır Zindanlarına Uzanan İlk Yıllar
Kuleli Askerî Lisesi sıralarındayken, vatanın içinde bulunduğu tehlikeli gidişatı görerek 1914 yılında gönüllü şekilde orduya katılan genç Alankuş, muhtelif askeri birliklerde takım ve bölük komutanlığı görevlerini büyük bir feragatle üstlendi. Ordudaki görevi sırasında 7. Tümen Harekât mülhakı olarak atanan Alankuş, bu vazifeyi yürütürken cephede düşman kuvvetlerine esir düştü. 1 Ekim 1918 tarihinde başlayan Mısır'daki zorunlu esaret hayatı, 30 Aralık 1920 tarihine kadar çok zorlu koşullar altında devam etti. Esaret yılları oldukça çetin geçti. İki yılı aşkın süren bu sancılı süreç, onun vatan sevgisini ve mücadele azmini söndürmeye yetmedi. Esaretten kurtulduktan sonra vakit kaybetmeden memleketine dönen azimli asker, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesine katkı sunmak için sabırsızlanıyordu.
Millî Mücadele ve Ordunun Yükselen Yıldızı
Anadolu'ya adım atar atmaz 28 Nisan 1921 tarihinde Millî Ordu saflarına katılarak vatan savunmasında yeniden aktif rol aldı. Kurtuluş Savaşı boyunca muhtelif birliklerde üstün başarıyla görev yaptıktan sonra, askeri birikimini akademik düzeyde pekiştirmek amacıyla eğitimine devam etti. Yüzbaşı rütbesini gururla taşırken 1925-1926 yılları arasında Harp Okulu'ndaki eğitimini tamamlayan Alankuş, durmaksızın kendini geliştirmeye devam ederek 1929 yılında Harp Akademisi'nden mezuniyetini alıp kurmaylık mertebesine erişmeyi başardı. Bu başarısı, onun askeri hiyerarşide hızla yükselmesinin yolunu açtı. Yıllar süren disiplinli hizmetlerin neticesinde, 1945 senesinde tuğgeneral rütbesine terfi ettirilerek generallik makamına ilk adımını attı. Bu rütbeyle birlikte 4. Tümen Komutan Vekilliği gibi sorumluluk gerektiren bir vazifeyi başarıyla yerine getirdi. Başarı merdivenlerini hızla tırmanan Alankuş, 1947 yılında tümgeneral rütbesine terfi ederek daha büyük sorumluluklar üstlendi. Bu rütbe yeni sorumluluklar getirdi. Tümgeneral olarak görev yaptığı dönemde birçok önemli görev üstlendi:
- Piyade Okul Komutanlığı
- 1. Yurtiçi Bölge Komutanlığı ve 3. Yurtiçi Bölge Komutanlığı
- Kara Kuvvetleri Kurmay Yarbaşkanlığı
- 6. Tümen Komutanlığı ve 2. Kolordu Komutan Vekilliği
Komutan, 11 Ekim 1947 tarihinde 4. Tümen Komutan Vekili iken kendi isteğiyle emekli oldu. Ancak bu ayrılık uzun sürmedi. Devlete hizmet aşkıyla yanan tecrübeli komutan, 17 Haziran 1948 tarihinde yeniden aktif göreve çağrılarak şerefli üniformasına tekrar kavuştu.
Orgeneralliğe Uzanan Yol ve Cumhuriyet Senatosu Dönemi
Göreve dönmesiyle birlikte mesleki tecrübelerini orduya aktarmaya devam eden Alankuş, 1956 yılında korgeneral rütbesine terfi etti. Korgeneral rütbesiyle sırasıyla 2. Kolordu Komutanlığı, Genelkurmay Personel Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı gibi stratejik görevlerde bulundu. Bunların yanı sıra 1. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı görevlerini de yürütürken ülkenin asayişini sağlama noktasında kritik kararlar aldı. 1959 yılına gelindiğinde, askeri kariyerinin zirve noktalarından biri olan orgeneral rütbesine terfi etme başarısını gösterdi. Orgeneral rütbesiyle bu görevleri ifa ederken, 5 Ağustos 1960 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı gibi en üst düzey makama atandı. Alankuş'un devlet hizmetindeki etkinliği yalnızca askeri alanla sınırlı kalmadı. Ülkenin içinden geçtiği tarihi döneçte 6 Ocak 1961 ile 25 Ekim 1961 tarihleri arasında Kurucu Meclis Bakanlar Kurulu Üyeliği yaptı. Siyasi kariyerini taçlandıran bir diğer gelişme ise 5 Ocak 1961 tarihinde getirildiği Millî Savunma Bakanlığı görevi oldu. Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevindeki üstün sevk ve idare yeteneğiyle öne çıkan Alankuş, 5 Ocak 1961 tarihinde atandığı Millî Savunma Bakanlığı görevini de aynı titizlikle sürdürerek 3 Temmuz 1961 tarihindeki emekliliğine kadar ülkesine hizmet etti. Emekli olduktan sonra da tecrübesinden faydalanılmak istenen Alankuş, Cumhurbaşkanı tarafından Cumhuriyet Senatosu üyeliğine seçildi. Bu seçim liyakatin bir göstergesiydi. 16 Haziran 1964 tarihinden 5 Haziran 1966 tarihine kadar bu prestijli mecliste senatör olarak yasama çalışmalarına katkıda bulundu. Özel hayatında son derece mütevazı ve örnek bir aile babası olan Muzaffer Alankuş, evli ve dört çocukluydu.
