Denizli'nin Çal ilçesinde doğup Yemen'den Ankara'ya uzanan onurlu bir ömrün kahramanı olan Mustafa Sabri Baysan, Cumhuriyet'in kuruluş harcını karan birinci meclisin en idealist şahsiyetlerinden biridir. 1887 yılında dünyaya gelen bu aydın devlet adamı, medrese sıralarında başladığı eğitimini İstanbul'da hukukla taçlandırarak kadılık mertebesine erişmiştir. Genç yaşta vatan vazifesine atılan Baysan, Siverek ve Mekke gibi zorlu coğrafyalarda adalet dağıttıktan sonra, 33 yaşında Siirt mebusu olarak TBMM çatısı altında halkın sesi olmuştur. Atatürk'ün yakın çalışma arkadaşlarından biri sıfatıyla Kurtuluş Savaşı'na ve yeni devletin yasama süreçlerine yön veren Baysan, ülkesine sunduğu eşsiz katkılarla tarihteki yerini almıştır.
Anadolu'dan Payitahta Uzanan İlim Yolculuğu
Mustafa Sabri Bey eğitime büyük kıymet verirdi. Bu nedenle ilim tahsiline doğduğu toprakların yakınlarında adım atmıştır. Kendisi, gençlik yıllarında şu ilim yuvalarında eğitim alarak zihni altyapısını güçlendirmiştir:
- Mahmutgazi medresesi
- Denizler medresesi
- İsabey kasabası medresesi
- İstanbul Darülfünun-u Fatih Mektebi kuzat (Kadı Fakültesi)
Yükseköğrenimini üstün bir başarı derecesiyle tamamlayan Baysan, kadılık yapma icazetini alarak genç yaşta devlet hizmetine hazır hale gelmiştir. İlk resmi görev yeri Yemen'di. Osmanlı İmparatorluğu'nun zor günlerinde Yanbuğ bölgesine Kadı Danışmanı olarak tayin edilmiştir. Bölgedeki başarılı idari ve hukuki çalışmalarından ötürü daha sonra İslam dünyasının kutsal şehri Mekke'de görev almıştır. Arap yarımadasındaki hizmetlerinin ardından Anadolu'ya dönerek Siverek Sancağı Kadılığı görevini üstlenmiş, adalet dağıtmaya burada da devam etmiştir. Milli Mücadele öncesinde Bozdoğan ve Eşme ilçelerinde yargıçlık makamında oturan Baysan, doğu ve batı kültürlerine tam anlamıyla hakim bir entelektüeldir. Dil yeteneği son derece gelişmişti. Çok iyi düzeyde Arapça ve Farsça konuşup yazabilen tecrübeli hukukçu, Osmanlı Türkçesine de tam anlamıyla hakimdi.
Kurucu Meclis Yılları ve Tarihi Yasama Hamleleri
Anadolu topraklarında bağımsızlık meşalesinin yakıldığı 1920 senesinde Mustafa Sabri Baysan, vatanın geleceğini inşa etmek üzere Siirt milletvekili seçilmiştir. Henüz 33 yaşındaydı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin I. Dönemi'ne katılarak parlamentodaki en aktif mebuslardan biri olmayı başarmıştır. Büyük Millet Meclisi çatısı altında sergilediği üstün dirayet ve birikimi sayesinde Adliye, Şer'iye ve Maliye Kanunları Encümenleri ile Dahiliye ve Milli Güvenlik gibi hayati öneme sahip komisyonlarda aktif görevler üstlenmiştir. Savaşın en sıcak günlerinde meclis kürsüsünden yaptığı yapıcı konuşmalarla ve sunduğu yasa tasarılarıyla Kurtuluş mücadelesine sarsılmaz bir hukuki temel kazandırmıştır. Bu tarihi meclisteki milletvekilliği görevini ise yeni cumhuriyetin ilanından sonra, yani 1924 yılına kadar büyük bir kararlılıkla sürdürmüştür.
Parlamento çatısı altındaki mebusluk yıllarında sadece adalet ve savunma alanında değil, toplumsal refahı artıracak ekonomik hamlelerde de yer almıştır. O dönemde memleketin can damarı olan bağlarda baş gösteren ve asmaların kurumasına yol açan tehlikeli Filoksera salgınına karşı mücadele başlatmıştır. Kuruyan asmaların yerine yabani deli asma çubuklarının dikilip yetiştirilmesine kadar geçecek sancılı süreçte tarımı destekleyen kanun teklifini sunmuştur. Bu çerçevede çiftçilere geçici olarak afyon ve tütün dikim izni verilmesini sağlayarak tarımsal çöküşün önüne geçmiş ve bölge halkını rahatlatmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk ile kurduğu yakın dostlukla tanınan Mustafa Sabri Bey, onunla birlikte çeşitli yurt gezilerine katılarak milli birliği pekiştirmiştir. Savaşın kazanılmasının ardından Ankara'da kalarak yeni yönetim kadrolarında görev alması teklif edilmiş olsa da o, taşrada memuriyet yapmayı seçmiştir. Milli Mücadele'deki üstün gayretleri ve fedakarlıkları nedeniyle kendisine karşılıksız olarak hibe edilmek istenen Ankara'nın Keçiören ilçesindeki iki yüz dekarlık geniş bağ arazisini, vatan borcunun maddi bir karşılığı olamayacağını belirterek nezaketle reddetmiştir. Bu asil ve tok gözlü duruşuyla hafızalara kazınan Baysan, vatan hizmetini hiçbir maddi karşılık beklemeden yürüttüğünü ispat etmiştir. Gösterdiği bu benzersiz fedakarlıkların nişanesi olarak İstiklal Madalyası ve bizzat Atatürk imzalı bir Osmanlı filintası ile taltif edilmiştir.
Aile Hayatı ve Ebediyete İntikali
Mustafa Sabri Bey'in fırtınalı ve yoğun geçen meslek yaşamının yanı sıra oldukça hareketli bir aile yaşantısı da bulunmaktaydı. İlk evliliğini 1918 yılında kadılık vazifesiyle gittiği Siverek'te Şahende Hanım ile gerçekleştirerek yuvasını kurmuştur. Ancak eşinin yakalandığı amansız verem hastalığı nedeniyle vefat etmesi üzerine bu ilk birlikteliği hüzünlü bir şekilde son bulmuştur. Yaşadığı bu büyük kaybın ardından ikinci evliliğini Serinhisarlı Yaşar Hanım ile yapsa da bu evlilik yedi ay gibi kısa bir sürede boşanmayla bitmiştir. Aradığı huzurlu yuvayı teyzesinin kızı Şefika Hanım ile yaptığı üçüncü evlilikte bulmuştur. Bu son evlilik onun hayatına büyük bir dinginlik getirmiştir. Bu üç evliliğinden dünyaya gelen dört erkek ve üç kız evlat, onun adını ve asil mirasını geleceğe taşımıştır.
Devlete ve millete sadakatle hizmet eden bu koca çınar, 10 Şubat 1960 tarihinde geçirdiği ani bir kalp krizi neticesinde hayata gözlerini yumuştur. Geride tertemiz bir geçmiş bıraktı. Vefatı, hem doğup büyüdüğü Denizli'de hem de hizmet götürdüğü yurdun dört bir yanında derin bir üzüntüyle karşılanmıştır.