Kâdirî Şeyhi Mustafa Hayri Öğüt, 1895 yılında Malatya'da dünyaya gelmiştir. Kendisi, 17 Eylül 1979 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur. Bu değerli mutasavvıf, hem Osmanlı İmparatorluğu'nun son demlerine tanıklık etmiş hem de yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ve sonraki tüm aşamalarındaki toplumsal gelişmeleri bizzat müşade etmiştir. Manevi rehberliğinin yanı sıra memuriyet hayatını da başarıyla sürdürmüştür. Mürşid-i kâmil mertebesiyle tanınan Mustafa Hayri Öğüt, Kâdirî-Hâlisiye ekolünün en önemli temsilcilerindendir. Soyadı kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte Öğüt soy ismini alan mutasavvıf aslen Malatyalıdır. Kendisi, Hacı Mustafa Hayri, Hayri Baba ve Mustafa Hayri Malatyevî gibi çeşitli lakaplarla da yâd edilmektedir. Hacı Mustafa Hayri, doğduğu topraklarda uzun yıllar boyunca maliye varidat memuru olarak görev yapmıştır.
Malatya'dan Kars'a Uzanan Memuriyet ve İrşad Yılları
Kendi memleketindeki memurluk vazifesini titizlikle sürdürürken çevresindeki insanlara manevi anlamda rehberlik de sunmuştur. Şahsiyet, 1957 senesinde resmi bir görevlendirme neticesinde Kars'a gönderilmiştir. Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki bu yeni görev süreci, onun irşad faaliyetlerinin sınırlarını genişletmesi bakımından mühim bir aşamadır. Kars'taki memuriyeti esnasında hem bu ilde hem de Erzurum'un İspir ilçesinde yoğun çalışmalar yürütmüştür. Bölge halkıyla kurduğu samimi diyaloglar vesilesiyle çok sayıda mürid yetiştirerek manevi öğretilerin yayılmasına öncülük etmiştir.
Ankara ve İstanbul Dönemi: Gönüllere Dokunan Sohbetler
Aktif devlet hizmeti yıllarının ardından 1960 senesinde Ankara'nın Üreğil semtine taşınarak yerleşmiştir. Hayri Baba, başkentteki yaşamı boyunca çalışmalarına devam etmiştir. Ankara'daki ikameti boyunca sadece yaşadığı Üreğil bölgesiyle sınırlı kalmayıp Gülbahçe, Boğaziçi ve Mamak gibi farklı mahallelerde de zikir halkaları kurmuş, geniş katılımlı sohbet meclisleri tertip etmiştir. Ankara'nın çeşitli semtlerinden gelen müridanıyla bir araya gelerek manevi eğitim süreçlerini yürütmüştür.
Sağlık sorunları sebebiyle tedavi amacıyla zaman zaman İstanbul'a seyahatler gerçekleştirmek durumunda kalmıştır. Mustafa Hayri Malatyevî, bu geçici ziyaretlerinde dahi talebe yetiştirme gayretinden ödün vermemiştir. İstanbul seyahatleri sırasında Boğaziçi bölgesinde bir mescit inşa ettirerek talebelerinin ibadet edebileceği kalıcı bir mekân kazandırmıştır. Nihayetinde 1965 yılında kalıcı olarak İstanbul'a yerleşmiş ve ömrünün kalan kısmını bu tarihi şehirde geçirmiştir.
Tasavvuf Anlayışı ve Geride Bıraktığı Miras
Kâdirî-Hâlisiye Meşâyihi arasında seçkin bir konuma sahip olan Mustafa Hayri Öğüt, vaazlarında namazın önemini sıklıkla vurgulamıştır. Tasavvuf ehlinin gerçekleştirdiği rabıta uygulamasına Ehl-i Sünnet ulemasının onay verdiğini cemaatine aktarmıştır. Sohbetlerinde, sufî görüntüsü altında insanları aldatan kişilerin varlığına da dikkat çekmiştir. Gerçek bir evliyanın hiçbir zaman keramet peşinde koşmayacağını belirterek tasavvufun özünün ihlas olduğunu savunmuştur. Orijinal ses kayıtlarından ulaşılan bu sohbetler, inananlar için kıymetli birer rehber niteliği taşımaktadır.
Maneviyat dünyasındaki derin izlerinin ve hizmetlerinin yanı sıra, Hayri Baba'nın kendi orijinal sesinden günümüze ulaşan vaazları ile dini konulardaki açıklamaları, inananlar için rehber niteliğindeki değerini bugün de korumaktadır. Kendisine ait orijinal ses kayıtları, internet ortamında erişilebilir durumdadır. Yaşamı boyunca biri vekâleten olmak üzere iki defa hac vazifesini yerine getirmiş ve bir kez de umre ziyareti gerçekleştirmiştir. Mutasavvıfın hayatı hakkındaki yazılı eserlerde, kendisinin manevi yolculuğu ve faaliyetlerine dair pek çok ayrıntı aktarılmaktadır. Bu eserler incelendiğinde, manevi irşad faaliyetlerini sürdürebilmek adına pek çok kişiyi önemli görevlerle yetkilendirdiği anlaşılmaktadır. Kendisi bu irşad faaliyetlerini düzenli yürütebilmek için yardımcı unvanlarla görevlendirmeler yapmıştır.
- Halife
- Serzâkir
- Nâib
- Nakîb
Atanan bu görevliler vasıtasıyla binlerce talebe yetiştirilmiştir. Kutb-ul Aktâb unvanlı şeyhin kabri, Trabzon'un Akçaabat ilçesine bağlı Sarıtaş Mahallesi Şehitlik Tepesi'ndedir. Onun manevi mirası, yetiştirdiği talebeleri ve ses kayıtları aracılığıyla bugün de yaşatılmaktadır.