Mustafa Çakmak, Türk spor tarihinin minder güreşindeki ilk altın kuşağının en seçkin temsilcilerinden biri olarak bilinmektedir. 19 Aralık 1909 tarihinde Sivas'ta dünyaya gözlerini açan sporcu, hem serbest hem de grekoromen stilde gösterdiği üstün başarılarla ay-yıldızlı bayrağı uluslararası arenada gururla dalgalandırmıştır. Ülke sporuna sporcu ve antrenör olarak yaklaşık bir asır boyunca hizmet etti. Çakmak, 30 Kasım 2009'da İstanbul'da vefat etmiştir. Aktif olduğu 1930'lu ve 1940'lı yıllarda sergilediği teknik ve güçle, ağır ve yarı ağır sıkletin en korkulan isimleri arasına girmeyi başarmıştır. Güreş otoriteleri tarafından "Büyük Mustafa" unvanıyla anılan bu efsane isim, kazandığı Avrupa ikincilikleri ve sayısız Balkan şampiyonluğu ile spor tarihimize adını altın harflerle yazdırmıştır.
Minderle Tanışma ve Balkan Arenasında Kazanılan Başarılar
Genç yaşlarda güreşe ilgi duyan sporcu, kariyerine dönemin en önemli spor merkezlerinden olan Kumkapı Kulübü bünyesinde başlamıştır. Fiziksel güçü ve yeteneği sayesinde kısa sürede dikkatleri üzerine çekerek milli takıma kadar yükselmiştir. Minderdeki heybetli duruşu ve güçlü fiziği nedeniyle güreş dünyasında "Büyük Mustafa" lakabıyla tanınan Çakmak, özellikle 1930'lu yıllarda Balkanlar'da adeta fırtına estirmiştir. En istikrarlı başarılar Balkan turnuvalarında gelmiştir. Üst üste kazandığı zaferlerle bölgesinde egemenlik kuran milli sporcu, önemli şampiyonluklara imza atmıştır.
Çakmak, grekoromen stilde sergilediği teknik ustalığı sayesinde Balkan Şampiyonası'nda zirveye yerleşmiştir. Sporcunun altın madalya kazandığı Balkan şampiyonlukları şu yıllarda gerçekleşmiştir:
- 1932 yılında büyükler grekoromen stil 87 kiloda elde edilen şampiyonluk,
- 1934 ve 1935 yıllarında üst üste kazanılan birincilikler,
- 1937 ve 1940 yıllarında aynı sıklette gelen altın madalyalar.
Bu başarılar, Türk güreşinin o yıllardaki bölgesel liderliğini perçinleyen en önemli kilometre taşları arasında yer almıştır.
Olimpiyat Arenası ve Avrupa'daki Gümüş Dereceleri
Balkanlar'daki başarılarını dünya sahnesine taşımayı hedefleyen milli güreşçi, kariyeri boyunca iki kez olimpiyatlarda ülkesini temsil etme onuruna erişmiştir. İlk olarak 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları'nda hem grekoromen hem de serbest stilde mindere çıkarak olağanüstü bir çaba göstermiştir. Berlin'deki grekoromen 87 kilo müsabakalarında Macar güreşçi Gyula Bóbis ve Çekoslovak rakibi František Mráček karşısında önemli galibiyetler elde etmiştir. Üçüncü turda ise Letonyalı sporcu Edvīns Bietags'e mağlup olan güreşçi, sıkletini sekizinci sırada tamamlamıştır. Berlin'de aynı zamanda serbest stilde de ter döken Çakmak, ilk turda Britanyalı rakibi Tom Ward'ı yenmeyi başarmıştır. İkinci tur mücadelesinde İsviçreli Paul Dätwyler'e kaybettikten sonra turnuvadan çekilme kararı almıştır.
Mustafa Çakmak, en büyük derecelerini Avrupa şampiyonalarında elde etti. İlk başarı 1939 yılında Oslo'da geldi. Sporcu, 87 kilo grekoromen stilde gümüş madalya kazandı. Benzer bir başarıyı 1947 yılında Prag'da tekrarlayarak, artı 87 kilo kategorisinde yine final oynama başarısı gösterdi. Bu şampiyonayı da gümüş madalya ile bitirdi. Son olimpiyat deneyimini ise 1948 Londra Yaz Olimpiyatları'nda yaşayan tecrübeli isim, grekoromen 87 kiloda ilk turda Arjantinli güreşçi Adolfo Ramírez'i mağlup etmeyi başarmıştır. Ardından İsveçli ve Britanyalı rakipleriyle karşılaşmış, bu müsabakaları kaybedince de üçüncü turda turnuvaya veda etmiştir.
Geleceğin Şampiyonlarını Yetiştiren Antrenörlük Dönemi
Aktif spor yaşantısını noktaladıktan sonra mindere bu kez antrenör olarak hizmet vermeye karar vermiştir. Milli takım kamplarında uzun yıllar çalışayan Çakmak, genç sporcuların yetişmesi için büyük emek vermiştir. Türkiye o yıllarda güreşte altın çağını yaşıyordu. Çok sayıda yetenekli güreşçinin keşfedilmesi ve gelişmesi onun sayesindedir. Bu isimlerin başında gelen Sırrı Acar, daha sonraki yıllarda Avrupa ve dünya şampiyonlukları kazanarak göğsümüzü kabartmıştır. Yaşamı boyunca güreşe adanmış bir ömür süren spor adamının adı, Türk spor tarihindeki yerini daima koruyacaktır.
