1866 yılında Elaziz bölgesinin Zerteriç köyünde dünyaya gelen Mustafa Çağlayan, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna uzanan son derece kritik bir tarihi süreçte hem yargı sisteminde hem de parlamento çatısı altında görev yapmış saygın bir Türk siyasetçi ve hukukçudur. Gençlik yıllarında aldığı nitelikli eğitimle adliye kadrolarında hızla yükselen Çağlayan, hem Osmanlı Meclis-i Mebûsanı'nda hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) birinci döneminde Elaziz mebusu olarak vatanın geleceğinin şekillendiği karar mekanizmalarında bizzat rol almıştır. Adalet mekanizmasına olan inancı ve mesleki bağlılığı sebebiyle milletvekilliğinden feragat ederek savcılık mesleğine geri dönen bu idealist şahsiyet, ülkenin sancılı geçiş döneminde kamu düzeninin tesis edilmesine büyük katkılar sağlamıştır.
Adliye Koridorlarında Başlayan Başarılı Meslek Hayatı
Mustafa Çağlayan, adliye dünyasına adım atmadan önce bölgenin en saygın eğitim kurumlarından biri olan Elaziz Rüştiyesi'nde eğitim görerek buradan başarıyla mezun olmuştur. Rüştiyede aldığı bu sağlam temel eğitim, onun hukuk alanında parlak bir kariyer edinmesinin önünü açmıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra meslek hayatına ilk adımını Mamuratü'l-Aziz İstinaf Mahkemesi Savcılığı Katipliği göreviyle atanarak atan Çağlayan, adalet teşkilatı içerisindeki dürüst ve titiz çalışmalarıyla kısa sürede adından söz ettirmeyi başarmıştır. Ardından Keban Bidayet Mahkemesi İkinci Katipliği unvanını üstlenen yetenekli hukukçu, yargılama süreçlerinin pratik işleyişine dair önemli tecrübeler elde etmiştir.
Mesleki kariyer basamaklarını büyük bir azimle tırmanırken, Elaziz Merkez Bidayet Mahkemesi bünyesinde hem Zabıt Katipliği hem de Mukavelat Muharrirliği (yani günümüz adıyla noterlik) görevlerini bir arada yürüterek sivil sözleşmelerin ve hukuki güvencelerin sağlanmasında kilit bir konum edinmiştir. Hukuki bilgi birikimini ve tecrübesini günden güne artıran başarılı bürokrat, İstinaf Mahkemesi Başkatipliği görevine getirilmiş ve nihayetinde İstinaf Mahkemesi Aza Mülazımlığı gibi üst düzey adli makamlara terfi ettirilmiştir. Bölgesinde adaletin ve hukukun üstünlüğünü sağlama yolunda gösterdiği bu üstün gayretler, onun yerel düzeyden ulusal düzeye taşınacak olan siyasi kariyerinin de en güçlü referansı haline gelmiştir.
Meclis-i Mebûsan'dan Gazi Meclis'e Uzanan Siyasi Yolculuk
İmparatorluğun en zorlu ve çalkantılı döneminde adli tecrübesini halkın meşru temsilcisi olarak taçlandırmak isteyen Mustafa Çağlayan, vatan hizmetini siyaset sahnesine taşımaya karar vermiştir. Bu doğrultuda Osmanlı Meclis-i Mebûsanı'nın dördüncü dönem seçimlerinde Elaziz Mebusu seçilerek meclise girmiştir. İstanbul'un işgal edilmesi ve imparatorluğun dağılma süreçine girmesiyle birlikte Ankara'da milli mücadelenin kalbi olarak açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin birinci döneminde de yine Elaziz Milletvekili olarak kurucu meclisteki yerini almıştır. Tarihi meclisin sıralarında, yeni devletin temellerinin atıldığı hayati yasama çalışmalarına katılarak vatanın bağımsızlığı için geceli gündüzlü mesai harcamıştır.
Ancak Mustafa Çağlayan için adaletin yerinde ve doğrudan icra edilmesi, her türlü siyasi unvanın ve makamın üzerinde bir öneme sahipti. Ankara'daki parlamento çalışmaları tüm hızıyla sürerken memleketi Elaziz Merkez Bidayet Savcılğı görevine atanan deneyimli hukuk adamı, milletine adliye sahasında hizmet etmenin bu dönemde çok daha elzem olduğunu düşünerek tarihi bir karar vermiştir. Bu kutsal adli görevi milletvekilliğine tercih eden Çağlayan, 6 Aralık 1920 tarihinde milletvekilliği görevinden resmen istifa ederek parlamentodaki koltuğundan ayrılmış ve kanunen müstafi sayılmıştır. Kendi isteğiyle meclis kürsüsünden inip savcılık cübbesini giyen idealist devlet adamı, hayatının geri kalanında da adalet dağıtma görevini sürdürmüştür. Evli ve iki çocuk babası olan Mustafa Çağlayan, 22 Ağustos 1936 tarihinde vefat ederek geride son derece onurlu bir adalet ve vatan hizmeti mirası bırakmıştır.