Cumhuriyet döneminin en önemli manevi dinamiklerinden biri olan Mustafa Asım Köksal, 1913 yılında Kayseri’nin Develi ilçesinde dünyaya geldi. Hayatını İslam tarihi araştırmalarına, tasavvuf düşüncesine ve dini şiire adayan kıymetli yazar, uzun yıllar Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde çalıştı. Ankara döneminde ve gençlik yıllarında farklı alimlerden aldığı derslerle kendisini yetiştiren Köksal, 28 Kasım 1998 tarihindeki vefatına dek geçen sürede pek çok eşsiz eseri İslam kültür mirasına kazandırdı. Kendisi, resmi öğrenim görmemesine rağmen azmiyle büyük bir ilmi birikime ulaşmış örnek bir şahsiyettir.
Zorluklarla Geçen İlk Gençlik Yılları ve Eğitimi
Köksal’ın çocukluk dönemi, o yılların şartları gereği hayli hüzünlü ve zorlu geçti. Babası Hafız Mehmed Edip Efendi, henüz kendisi bir yaşındayken, 1914 yılında gurbette çalışmak üzere Arjantin’e gitti. Tam 22 yıl boyunca dönmeyen babasını hiç görmeden büyüyen Asım Köksal’ın üzerinde annesi Döne Hanım’ın büyük emeği vardır. İlk öğrenimini 1927 senesinde Develi Numune Mektebi’nde tamamladı. Karşılaştığı türlü engeller nedeniyle örgün eğitim hayatını sürdüremeyen genç yetenek, ilim aşkından hiçbir zaman vazgeçmedi ve kendisini geliştirmek için her fırsatı değerlendirdi.
1933 yılına dek Kayseri ulemasının önde gelen isimlerinden Develi Müftüsü İzzet Efendi’den geleneksel medrese yöntemleriyle dersler aldı. Bu süreçte "Mukaddimat-ı Ulum" (ilimlere giriş) eğitimini başarıyla tamamladı. Yazmaya olan merakı da bu yıllarda baş gösteren Köksal, özellikle ünlü şair Mehmet Akif Ersoy’un Safahat adlı eserinden derinden etkilenerek kendi duygu dünyasını yansıtan dini manzumeler kaleme almaya başladı. Ayrıca 1928 ile 1930 yılları arasında Develi Ticaret ve Sanayi Odası’nda başkatip olarak görev yaptı.
Ankara Günleri, Diyanet Yılları ve Tasavvufi Yönü
Kariyerinde ve hayatında yeni bir sayfa açmak üzere 1933 yılında Ankara’ya giden Asım Köksal, burada Diyanet İşleri kadrolarına katıldı. Kesintisiz 31 yıl sürecek memuriyet hayatı böylece başladı. Başkentteki günlerinde eğitimini ve manevi gelişimini sürdüren Köksal, bu dönemde Kerkük ulemasının seçkin simalarından Muhammet Efendi’nin halkasına girerek ondan dersler aldı. Diyanet İşleri Başkanlığı'ndaki 31 yıllık çalışması boyunca idari ve ilmi görevleri başarıyla ifa etti.
Şahsi gelişiminde ve tasavvufi olgunluğunda ise İskilipli İbrahim Etem (Gerçekoğlu) Efendi’nin yönlendirmeleri çok önemli bir yer tuttu. Ondan tasavvuf terbiyesi alan Köksal, aynı zamanda kendisinden icazet alarak bu alandaki yetkinliğini belgelemiş oldu. Günlük yaşantısını da düzene sokan Köksal, 1936 yılında Neşadet Hanım ile ilk evliliğini gerçekleştirdi. Bu mutlu birliktelikten üç çocuğu dünyaya geldi.
Mehmet Akif'in Vasiyeti ve Önemli Eserleri
Asım Köksal’ı yazarlık kariyerinde zirveye taşıyan ve ona adeta bir hayat misyonu yükleyen en önemli etkenlerden biri, milli şair Mehmet Akif Ersoy ile ilişkili olarak gelişen tarihi dönüm noktasıdır. Mısır dönüşünde Hz. Muhammed'in hayatına dair kapsamlı bir eser yazma niyetinde olan Mehmet Akif, bu hedefini gerçekleştiremeden 1936'da vefat etti. Bu kayıp üzerine Köksal, onun yarım kalan bu ülküsünü devralmaya karar verdi. Büyük bir özenle hazırladığı ve Peygamberimiz adını verdiği eseri 1944 yılında yurdumuzun kütüphane raflarındaki yerini aldı. Bu eser, yazarın adını geniş kitlelere duyuran ilk büyük çalışması oldu.
Kalemini hiç bırakmayan Köksal, sonraki dönemde de çok sayıda kıymetli yayın üretti:
- 1939 yılında manzum türdeki Armağan adını verdiği kitabını çıkardı.
- 1946 yılında şiirlerini topladığı Ezanlar adlı yapıtı yayımladı.
- Aynı yıl kaleme aldığı Gençlere Din Kılavuzu, ileride büyük ilgi görecek olan ünlü İslam İlmihali kitabının da temelini oluşturdu.
