Ahmet Müfit Kurutluoğlu, Türk bağımsızlık mücadelesinin en kritik dönemlerinde Kırşehir'de ve Ankara'da vatanın kurtuluşu için canla başla çalışan, 1920 yılında açılan ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekilliği yapmış seçkin bir din adamı ve hukukçudur. 1879 yılında Kırşehir'de dünyaya gelen bu vatansever aydın, hem İslami ilimlerdeki derinliği hem de çağdaş hukuk eğitimiyle milli mücadelenin sivil cephesini inşa eden en önemli aktörlerden biri haline gelmiştir. Damat Ferit Hükümeti'nin baskılarına boyun eğmeyerek Anadolu'daki direnişi örgütleyen Kurutluoğlu, Kırşehir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni kurarak Ankara'nın milli mücadelenin merkezi haline gelmesinde tarihi bir rol üstlenmiştir.
Medrese ve Adliye Sıralarından Milli Mücadele Cephesine
Kırşehir'in yetiştirdiği kıymetli şahsiyetlerden olan Ahmet Müfit Kurutluoğlu, kentin saygın müftülerinden Hacı Mahmut Efendi'nin ođludur. İlk ve orta öğrenimini Kırşehir'de tamamladı. Yükseköğrenim görmek amacıyla payitaht İstanbul'a gitti. İstanbul'da bir yandan Fatih Medresesi'nde dini ilimlerde yetkinleşerek yüksek öğrenimini bitirirken, diğer yandan İstanbul Hukuk Mektebi'ne devam ederek burayı başarıyla tamamladı. Eğitim hayatının ardından İskele Meydanı Camii bünyesinde müderrislik vazifesini yürüttü ve bir müddet serbest avukat olarak çalıştı. Kendi talebi doğrultusunda Eceabat Savcılığı makamına atanarak adli görevine başlayan Kurutluoğlu, 1908 senesinde Yozgat-Boğazlıyan Ceza Reisliği görevine getirildi. Babasının 1910 yılındaki vefatı üzerine doğduğu kent olan Kırşehir'e dönen hukukçu, Kırşehir halkının yoğun isteğiyle Kırşehir Müftüsü oldu. Hem dini liderliği hem de Ankara Vilayet Genel Meclisi ile Daimi Encümen Üyeliği gibi idari rolleri üstlenerek Kırşehir'i bölgesel düzeyde temsil etti.
Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki mütareke sürecinde işgal karşıtı tutumu nedeniyle Damat Ferit Hükümeti'nin hedefi haline geldi. Tutuklanarak götürüldüğü İstanbul'da Divan-ı Harb'e sevk edildi. Ancak zekice bir firar gerçekleştirerek kaçmayı başardı. Kırşehir'e dönerek Heyet-i Temsiliye ile hızlıca irtibata geçti ve bölgedeki direnişin meşalesi olan Kırşehir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin temellerini attı.
Ankara'nın Meclis Merkezi Olmasını Sağlayan Hamle
Kurutluoğlu'nun tarihin seyrini değiştiren en büyük hizmetlerinden biri, İstanbul yanlısı Ankara Valisi Muhittin Paşa'nın Kırşehir'e girişini engellemesi oldu. O dönemde idari olarak Ankara'ya bağlı konumda bulunan Kırşehir sınırlarına valinin girmesine izin vermeyen Kurutluoğlu, bu büyük eylemi en yakın yol arkadaşı Yahya Galip Kargı ile birlikte gerçekleştirdi. İki dava arkadaşının gösterdiği bu cesur direnç, Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi liderlerinden Ali Fuat Cebesoy'un hatıratında da kendine yer buldu. Cebesoy, anılarında bu kritik girişimi "Meclisin Ankara'da toplanmasını sağlayan en önemli adımlardan biri" olarak nitelendirerek Kurutluoğlu'nun tarihteki yerini tescilledi.
Bu büyük başarının ardından gerçekleştirilen seçimlerde Kırşehir Milletvekili olarak seçilen Ahmet Müfit Efendi, 23 Nisan 1920 günü Ankara'da toplanan TBMM'nin kurucu meclis açılışında hazır bulundu.
İlk Meclisin Hukukçu Müftüsü ve Kürsü Liderliği
Yeni kurulan parlamentoda bilgi birikimiyle dikkat çeken Kurutluoğlu; Anayasa, Adalet, Şeriye-Evkaf, Bütçe, Tasarı ve İçtüzük komisyonlarında aktif görev aldı. Yasama çalışmalarındaki yüksek yetkinliği ve çalışkanlığı sayesinde meclisteki konumu hızla yükseldi:
- Meclisin ilk çalışma yılında Şeriye-Evkaf ile Tasarı Komisyonlarının başkanlığını deruhte etti.
- İkinci yasama yılında Şeriye-Evkaf ve Adalet Komisyonlarında sözcülük yaptı.
- Meclisin yasalaştırdığı ilk tarihi kanun olan Ağnam Resmi Kanunu, kendisi ve çalışma arkadaşlarının sunduğu kanun teklifi sayesinde hayata geçirildi.
Tasarı Komisyonundaki yoğun çalışmaları nedeniyle yasa tasarıları üzerinde meclis genel kuruluna en çok bilgi sunan ve en çok söz alan hatiplerden biri oldu. Sakarya Meydan Muharebesi'nin en hararetli günlerinde meclisin Kayseri'ye taşınması yönündeki hükümet kararını sert biçimde eleştirerek meclisin Ankara'da kalmasını savundu. 10 Mayıs 1921'de Müdafaa-i Hukuk Grubu kurulunca muhalif çizgideki İkinci Grup'ta yer aldı.
Askeri alanda da sorumluluk almaktan çekinmeyen milletvekili, 26 Ocak 1922'de Harp Encümeni kararıyla ordunun geri hizmetlerini denetlemek ve lojistik destek sağlamak üzere görevlendirildi. 13 Kasım 1922'de izne ayrılan İkinci Başkanvekili Erzurum mebusu Hüseyin Avni Ulaş'ın yerine meclis başkanlığına vekalet etti. Aynı yılın Kasım ayında Halife Abdülmecit Efendi'ye kutsal emanetleri teslim eden ve TBMM adına tebrikleri sunan heyetin içinde yer aldı. Ayrıca Fatih Camii bünyesinde ilk Türkçe hutbeyi okudu. Aktif meclis hayatı boyunca 30'u gizli oturumlarda olmak üzere tam 242 kez kürsüye çıkarak tarihi konuşmalar gerçekleştirdi. Milletvekilliği görevi tamamlandığında Kırşehir'e geri döndü. Orada yeniden serbest avukatlık mesleğini icra etmeye başladı. 15 Haziran 1958 günü hayata gözlerini yumdu. Naaşı, Kırşehir'deki Aşıkpaşa Türbesi civarında toprağa verildi.
