Osmanlı Devleti'nin kurumsallaşma adımlarında büyük pay sahibi olan ve devletin ilk şeyhülislamı unvanını taşıyan Molla Fenari, Nisan 1350'de Orta Asya'nın Maveraünnehir bölgesinde bulunan Fenar köyünde doğdu. Tam adı Muhammed b. Hamza b. Muhammed Şemseddin el Fenari olan bilgin, hayatı boyunca din, hukuk ve fen bilimlerinde derinleşerek imparatorluğun adalet ile eğitim yapısını Bursa merkezli olarak şekillendirdi. Genç yaşlardan itibaren Anadolu, Mısır ve Hicaz hattında mekik dokuyarak dönemin en büyük alimlerinden dersler aldı. Elde ettiği birikimi Osmanlı toplumuna aktarırken hem devlet adamı hem de örnek bir müderris olarak öne çıktı.
Horasan'dan Bursa'ya Uzanan İlim Arayışı
Molla Fenari'nin ailesinin Anadolu topraklarına tam olarak ne zaman ve hangi yollarla göç ettiği bilinmemektedir. Babası Muhammed Hamza Efendi, tasavvuf yolunda ilerleyen saygın bir şahsiyetti. Fenari lakabının kökeni hakkında iki farklı rivayet mevcuttur. Bunlardan ilki doğduğu kasabadan kaynaklandığı yönündeyken, diğeri ise babasının fener imalatı yapmasıyla ilgilidir. Geleceğin büyük alimi, ilk manevi eğitimini tasavvuf ehli olan babasından alarak yetiştirildi.
Ardından ilim tahsilini derinleştirmek amacıyla dönemin en önemli merkezlerine seyahatler gerçekleştirdi. Anadolu'da Alaeddin-i Esved ve Cemaleddin Aksarayi gibi büyük müderrislerin rahlesinden geçti. Mısır'a giderek dönemin parlayan yıldızı Ekmeleddin el-Baberti'den dersler aldı. Bursa'da ise halk arasında Somuncu Baba olarak bilinen büyük veli Şeyh Hamid-i Veli'nin manevi ikliminden beslendi. Bu çok yönlü eğitim süreci, onun sadece fıkıh ve kelam gibi dini ilimlerde değil, aynı zamanda matematik, fizik ve astronomi gibi fen bilimlerinde de zirveye ulaşmasını sağladı.
Osmanlı Devlet Hizmetinde Kadılık ve Şeyhülislamlık
Eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra Bursa'ya yerleşen Molla Fenari, burada hızla yükseldi. Sultan Yıldırım Bayezid tarafından Bursa Manastır Medresesi'nin başmüderrisliğine tayin edildi. Bu görevin hemen ardından Bursa Kadılığı makamına getirilerek adaleti tesis etme vazifesini üstlendi. Kadılık vazifesini yürütürken aynı zamanda talebe okutmaya ve ilmi fetvalar vermeye devam etti. Onun ders halkaları, kısa sürede sınırları aşarak her coğrafyadan öğrenciyi Bursa'ya çekti.
Devlet kademelerindeki üstün başarısı ve ilmi kudreti, sonraki hükümdarlar döneminde de sürdü. Sultan II. Murad, onun derin bilgisini takdir ederek 1424 yılında kendisini Osmanlı tarihinin ilk Şeyhülislamı olarak görevlendirdi. Yaklaşık altı yıl boyunca bu yüksek makamı başarıyla temsil eden bilge yönetici, devlet işlerinde hukukun üstünlüğünü daima ön planda tuttu. Hayatını sadece devlet işlerine adamadı, aynı zamanda geçimini sağlamak için kazzazlık yani ipekçilik yaptı. Kendi el emeğiyle kazandığı paraları hayır işlerinde harcamaktan büyük mutluluk duydu. Bursa'da Debbağlar, Manastır ve Kale mahallelerinde camiler inşa ettirdi. Pınarbaşı semtinde ise bir Darülhadis kurarak hadis ilminin yayılmasına katkı sağladı. Hatta Kudüs'te bir medreseyi satın alıp masraflarını Anadolu'daki vakıf mülklerinin gelirleriyle karşıladı.
Hicaz Yolculuğu, Aile Yaşamı ve Sonsuzluğa Uğurlanış
Molla Fenari, ilim paylaşımını ve seyahatlerini ömrünün son yıllarına kadar sürdürdü. Hac ibadetini ifa etmek üzere 1419 yılında Hicaz yollarına düştü. Dönüş yolculuğunda Mısır Memluk Sultanı Melik Müeyyed'in davetine icabet ederek Kahire'ye uğradı. Mısır'da kaldığı süre zarfında yerel ulema ile derin ilmi müzakerelerde bulundu ve öğrencilere dersler okuttu. Sultan Çelebi Mehmed'in nazik daveti üzere tekrar Bursa'ya dönerek buradaki hizmetlerine devam etti.
Özel hayatında Karaman Beyi'nin kızı Gül Hatun ile evlenen Molla Fenari'nin altı çocuğu dünyaya geldi. Mehmed Şah, Yusuf Bala, Hasan Paşa, Ahi Yusuf, Halil Paşa ve Ümmü Külsüm isimli evlatlarından ikisi babalarının izinden gitti. En meşhurları olan büyük oğlu Muhammed Şah ile küçük oğlu Sinaneddin Yusuf Bala, kendisi gibi yetkin birer alim olarak yetişti ve Bursa'da kadılık makamlarında bulundular.
Osmanlı düşünce dünyasının bu dev çınarı, 1430 yılında seksen yaşında vefat etti. Cenazesi, Bursa'da Keşiş Dağı'nın eteklerinde bulunan Maksem semtinde, kendi yaptırdığı mescidin yanındaki ebedi istirahatgahına defnedildi. Vefat ettiğinde arkasında geniş bir kütüphane, on binden fazla nadide eser ve sayısız hayır kurumu bıraktı.
Molla Fenari'nin Seçkin Eserleri
Molla Fenari, ömrü boyunca mantıktan fıkha, tefsirden fen bilimlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede çok değerli telifler kaleme almıştır. Bu eserlerden bazıları Osmanlı medreselerinde yüzyıllar boyunca ders kitabı olarak okutulmuştur. Başlıca eserleri şunlardır:
- Ayn-ül-Ayan: Fatiha Suresi'nin derin ve kapsamlı tefsiridir.
- Füsul-ül Bedayi' fi Usul-is-Şerayi': Fıkıh usulüne dair kaleme aldığı ve yazımı otuz sene süren anıtsal çalışmadır.
- İsaguci Şerhi: Mantık bilimi üzerine yazılmış son derece değerli bir şerhtir. Büyük bilgin bu esere bir sabah başlamış ve gün batmadan tamamlamıştır.
- Enmuzec-ül-Ulum: Yüze yakın farklı bilim dalına ait konuları ve meseleleri barındıran ansiklopedik nitelikte bir çalışmadır. Bu yapıt daha sonra oğlu Muhammed Şah tarafından şerhedilmiştir.
- Uveysat-ül-Efkar fi İhtiyari ülil-Ebsar: Pozitif bilimlerdeki zor meselelerin çözümlerine yönelik itirazları inceleyen akli bir eserdir.
