Mehmet Mithat Alan, bilinen adıyla Mitat Alam, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarına uzanan süreçte bürokrat kimliğinin yanı sıra aynı zamanda siyasetçi kimliğiyle öne çıkan önemli bir devlet adamıdır. 1879 yılında İzmir'de dünyaya gözlerini açan Alam, hayatı boyunca üstlendiği kritik vazifelerle milli tarihin dönüm noktalarında aktif roller oynamıştır. Özellikle Osmanlı'nın son Kudüs mutasarrıfı olması ve Kurtuluş Savaşı döneminde Anadolu'daki bağımsızlık hareketine verdiği güçlü destekle tanınan bir şahsiyettir. İzmir'den Halep'e, Kudüs'ten Van'a uzanan bu köklü kariyer çizgisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında Maraş milletvekili olarak taçlanmıştır.
Mülkiye Yıllarından Yöneticiliğe Giden Yol
Ganizade Abdurrahman Efendi ile Nakiye Hanım'ın evladı olan Mehmet Mithat, eğitim hayatına Halep'te başlamış ve Halep İdadisi'nde orta ile lise öğrenimini başarıyla tamamlamıştır. Memuriyet hayatına adım atmak amacıyla İstanbul'a yönelen genç Mithat, Temmuz 1903 tarihinde Mülkiye'nin yüksek kısmından mezun olmuştur. Eğitimini bitirmesinin hemen ardından, Eylül 1903'te Aydın Vilayeti Maiyet Memurluğu bünyesinde stajyer olarak ilk görevine atanmıştır. Aydın'daki başarılı staj devresini tamamladıktan sonra kaymakamlık makamına yükselerek taşra idaresinde tecrübe kazanmaya başlamıştır. Kaymakamlık makamına yükseldikten sonra sırasıyla şu kazalarda bu ulvi vazifeyi sürdürmüştür:
- Nisan 1906 tarihinde atandığı Pasinler kazası,
- Eylül 1908'de göreve başladığı Bayramiç kazası,
- Haziran 1909'da tayin edildiği Tosya kazası,
- Ekim 1910 tarihinde yönetimine getirildiği İnebolu kazası.
Taşradaki idari başarıları sayesinde 1913 yılında mülkiye müfettişliği görevine getirilerek denetim mekanizmasında yer almıştır. Takvimler 1915 yılını gösterdiğinde ise Osmanlı Devleti için büyük önem taşıyan Kudüs Mutasarrıflığı makamına atanmıştır.
Milli Mücadele Yılları ve Van Valiliği Dönemi
Birinci Dünya Savaşı'nın çetin koşullarında Kudüs'ün işgal edilmesi üzerine, 18 Temmuz 1917 tarihinde Aşiretler ve Muhacirler Umum Müdürlüğü Başmüfettişliği vazifesine getirilmiştir. Bu hassas görevin ardından, 13 Ekim 1919'da stratejik öneme sahip Van Valiliği koltuğuna oturmuştur. İstanbul'daki Osmanlı yönetimi kendisinden Van'daki milli mücadele çabalarını önlemesini bekliyordu. Ancak o, on aylık valilik süresince Ankara merkezli yürütülen Milli Mücadele hareketine çok yararlı bir vali olarak çalıştı. Bu vatansever tutumu İstanbul Hükûmeti'nin tepkisini çekti. İstanbul Hükûmeti, 1 Ekim 1920'de Kuvayı Milliye'ye hizmet ettiği ve liderleriyle iş birliği yaptığı gerekçesiyle onu görevden azletti. Görevden alınmasının ardından hiç vakit kaybetmeden TBMM Hükûmeti'nin çıkardığı özel bir kararnameyle Ankara'nın doğrudan emrine girdi. Başkentte ilk olarak Reji Genel Müdürü olarak görevlendirilmiş, tekel idarelerinin birleştirilmesinden sonra da İnhisarlar Genel Müdürlüğü'ne atanmıştır.
Cumhuriyet Dönemi Maraş Milletvekilliği ve Vefatı
Yeni devletin iktisadi yapılanmasında üstlendiği bu önemli görevlerin ardından siyaset sahnesine adım atmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde gerçekleştirilen II., III., IV. ve V. Dönem seçimlerinde Maraş milletvekili olarak meclise girmiştir. Ayrıca mecliste aralıksız dört dönem boyunca şehrini temsil etmiştir. Evliliklerinden iki kız, iki erkek evladı olmuştur. Hem son dönem Osmanlı bürokrasisinde hem de genç Türkiye Cumhuriyeti'nin inşasında son derece mühim vazifeler üstlenen ve derin izler bırakan bu değerli devlet adamı, ne yazık ki feci bir kaza neticesinde hayata veda etmiştir. İstanbul'da geçirdiği feci bir trafik kazası sonucunda 10 Eylül 1936 tarihinde vefat etmiştir.