Mina Urgan, 1 Mayıs 1915'te İstanbul'da dünyaya gelerek Cumhuriyet'in aydınlanma rüzgârlarıyla yetişen, İngiliz edebiyatının dev eserlerini Türkçeye kazandıran duayen bir akademisyen, yazar, filolog ve çevirmendir. Edebiyata adadığı ömrünü toplumu aydınlatmaya vakfeden bu seçkin entelektüel, yaşamının son yıllarında kaleme aldığı samimi anı kitaplarıyla geniş kitleler tarafından keşedilmiştir. Kültür dünyamızda derin izler bırakan Mina Urgan, 15 Haziran 2000 tarihinde ardında büyük bir düşünsel miras bırakarak aramızdan ayrılmıştır.
Yazarın babası, Fecr-i Ati topluluğunun seçkin isimlerinden, "Adalar Şairi" olarak bilinen Tahsin Nahit'dir. Babası vefat ettiğinde küçük Mina henüz üç yaşındaydı. Annesi Şefika Hanım, daha sonra dönemin ünlü gazetecisi ve Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın dostu Falih Rñfkı Atay ile evlenmiştir. Genç kızın üvey babasının yanında geçirdiği yıllar, aynı zamanda onun düşünce dünyasını da derinden şekillendirmiştir. Ancak annesiyle Falih Rñfkı Bey'in on iki yıllık evliliklerinin boşanmayla sonlanması, yazarın ruhunda derin ve sarsıcı etkiler bırakmıştır.
Akademik Yükseliş ve İngiliz Filolojisi Yılları
Mina Urgan, ilk önemli eğitimini Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde tamamladı. Ardından İstanbul Üniversitesi Fransız Filolojisi bölümüne girdi. Mezuniyetinin hemen sonrasında, aynı yıllarda İngiliz Filolojisi Kürsüsü Başkanı olan Halide Edip Adıvar'ın asistanlığını yapmaya başladı. Bu bölümde doktorasını da başarıyla veren Urgan, 1949 senesinde "Elizabeth Devri Tiyatrosunda Soytarılar" adlı teziyle doçentlik unvanını aldı. 1960 yılında profesörlük kadrosuna yükselen başarılı akademisyen, 1977 senesinde emekli olana dek binlerce öğrenci yetiştirdi.
Zengin Türkçe ve İngilizce hâkimiyeti sayesinde ülkemizin en önemli çevirmenlerinden biri haline geldi. Türk edebiyatını dünya klasikleriyle buluştururken, birçok büyük yazarın eserlerini dilimize kazandırdı. Çevirisini yaptığı önemli yazarlar şunlardır:
- William Shakespeare
- Thomas Malory
- Henry Fielding
- Aldous Huxley
- Graham Greene
- William Golding
- John Galsworthy
- Balzac
Ayrıca 1986'da yayımlanan anıtsal İngiliz Edebiyatı Tarihi çalışmasının yanı sıra Thomas More, Virginia Woolf ve Shakespeare üzerine derinlemesine incelemeler üretmiştir. Özellikle barış ve özgürlük temalarını barındıran "Edebiyatta Ütopya Kavramı ve Thomas Moore" adlı araştırması geniş yankı uyandırmıştır. Yazar, 1995 yılında yayımlanan Virginia Woolf incelemesiyle aynı dönemde saygın bir edebiyat ödülüne layık görülmüştır. 1997'de ise D. H. Lawrence İncelemesi okurlarla buluşmuştur.
"Dinozor" Kitapları ve Gecikmiş Şöhret
Mina Urgan'ın geniş kitleler tarafından tanınması 1998 yılında yayımlanan Bir Dinozorun Anıları ile gerçekleşti. Seksen üç yıllık yaşamının süzücünden geçen bu eser tam 60 baskı yaparak en çok satanlar listesine yerleşti. Bu büyük başarıyı, benzer bir ilgiyle karşılanan Bir Dinozorun Gezileri takip etti. Ancak mütevazı aydın, eserlerinin şaşartıcı derecede popüler olması karşısında şaşkınlığını gizleyememişti. Topluma aykırı olduğunu düşünerek, çok satmasını "acaba bayağı mı yazıyorum" diyerek ironik bir kaygıyla karşılamıştı. Kendi başarısından bile şüpheye düşecek kadar gururdan uzak bir yaşam sürdü.
Özel Yaşamı, Politik Duruşu ve Dostlarının Gözünden Mirası
Mina Urgan, 1949 yılında tiyatro sanatısı Cahit Irgat ile hayatını birleştirmiştir. Bu evlilikten Mustafa Irgat ve Zeynep Irgat adında iki çocukları olmuştur. Evlilikleri on yılın ardından 1959'da boşanmayla son bulmuştur. Toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden yazar, 18 Nisan 1999 tarihinde gerçekleştirilen genel seçimlerde Özgürlük ve Dayanışma Partisi çatısı altında milletvekili adayı olarak siyasi bir sorumluluk da üstlenmiştir. Kariyeri boyunca 1993 yılında Altın Kitap Ödülü ve 1996 yılında Edebiyatçılar Derneşi Onur Ödülü'ne layık görülmüştır. Yaşamının son demlerinde bedensel acizliğe katlanmak istemediğini dostlarına belirten yazar, 15 Haziran 2000'de 85 yaşındayken aramızdan ayrılmıştır.
Yakın dostlarından Adalet Ağaoğlu, onun her zaman doğrunun ve gerçeğin izinden giden, muzip zekalı, bağımsız ruhlu bir aydın olduğunu vurgulamıştır. Feridun Andaç ise yazarın "dinozor" nitelendirmesinin toplumda yitirilen belleğe dönüşü temsil eden harika bir ironi olduğunu ifade etmiştir. Değerli filolog Tahsin Yüel'e göre ise o, elde ettiğı hiçbir başarıyla asla kibirlenmeyen, hatta takdir edildikçe kendi kendinden şüphe edecek kadar mütevazı kalmayı becerebilen nadide bir şahsiyetti. Yazar Ferit Edgü de Urgan'ı Cumhuriyet döneminin bilime, sanata ve insana inanan ilk gerçek entelektüellerinden biri olarak tanımlamıştır. Ömrünü üretmeye adayan bu benzersiz aydın, Türk edebiyatının hafırasında ölümsüzleşmiştır.
