Türk edebiyatının unutulmaz eleştirmenlerinden biri olan Mehmet Fuat Engin Bengü, 16 Şubat 1926'da dedesi Mehmet Ali Paşa'nın Erenköy'deki köşkünde dünyaya geldi. Yazın dünyasında Memet Fuat imzasıyla tanınan yazar, Nâzım Hikmet'in etkisiyle edebiyata yönelerek yayıncılık, eleştiri ve çeviri alanlarında derin izler bıraktı. 19 Aralık 2002 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yuman aydın, aynı zamanda spor dünyasına da antrenör olarak katkı sağladı. Ülkemizin kültür hayatını çıkardığı Yeni Dergi ve kurduğu De Yayınevi ile şekillendiren entelektüel, edebiyat tarihimizin köşe taşlarından biridir.
Çocukluk Yılları ve Nâzım Hikmet ile Aile Bağları
İstanbul'un köklü semtlerinden Erenköy'de doğan Mehmet Fuat'ın çocukluk yılları, ailesindeki hareketlilik ve edebiyat dünyasının önemli isimleriyle çevrelenmiştir. Babası sanat eleştirmeni Vedat Örfi Bengü, kendisi doğmadan önce yurt dışına gittiği için babasını ilk defa beş yaşında görebildi. Annesi Piraye Hanım, eşinden 1932 yılında ayrıldıktan sonra ünlü şair Nâzım Hikmet ile yollarını birleştirdi. Ortak yaşam, 1935 yılında bu evlilikle başladı. Genç Mehmet Fuat, edebiyat dünyasına adım atarken üvey babasının fikirsel ve sanatsal yönlendirmelerinden derinden etkilendi.
1938 yılında Nâzım Hikmet'in tutuklanıp on beş yıl hapse mahkûm edilmesi, ailenin yaşam düzenini tamamen değiştirdi. Bu zorlu sürecin ardından eğitim hayatına dedesinin Erenköy'deki büyük köşkünde devam eden yazar, ilk öğrenimini Erenköy 38. İlkokulu'nda tamamladı. Ortaokulu Kadıköy 1. Ortaokulu'nda okuduktan sonra eğitimini sırasıyla Robert Koleji ve Haydarpaşa Lisesi'nde sürdürdü. Şiirlerdeki o ünlü sesleniş ise kendisiyle ilgili değildir. Bahsi geçen kişi, şairin öz oğlu Mehmet Hikmet'tir.
Edebi Arayışlar, Engeller ve Yayıncılık Hayatı
Üniversite öğrenimine 1946 senesinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bünyesindeki İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne kaydolarak başlayan genç yazar, aynı dönemde üvey babasının yönlendirmesiyle edebiyat dünyasındaki ilk adımlarını atmaya başlamıştı. Eserlerinde Memet Fuat müstearını kullanmayı tercih etti. İlk öykü kitabını aynı yıl Tuna Baltacıoğlu ile ortaklaşa hazırladığı Aşk ve Sümüklü Böcek ismiyle okurlara sundu. 1950'ye gelindiğinde Oktay Verevler ve Baltacıoğlu ile birlikte Memleketimizde ve Dünyada Kitaplar adlı kısa ömürlü bir dergi yayınladı. İkinci kitabı olan Yaşadığım ise 1951 yılında yayımlanarak kütüphanelerdeki yerini aldı.
Aynı dönemde dedesinin vefatı aileyi derin bir ekonomik darboğaza sürüklese de yazar, Yeditepe dergisindeki denemeleriyle dikkat çekmeyi başardı. Yükseköğrenimini tamamladıktan sonra öğretmenlik mesleğine adım atmak isteyen eleştirmen, Nâzım Hikmet ile olan yakın bağları ve siyasi geçmişi gerekçe gösterilerek Millî Eğitim Bakanlığı kadrolarında çalışmaktan mahrum bırakıldı. Bu engeli aşmak için özel dersler verdi. Ayrıca çeşitli eserlerin kitap çevirilerini gerçekleştirdi. Bu süreçte şu yazarların eserlerini Türkçeye kazandırdı:
- John Steinbeck, Erskine Caldwell ve Jack London'dan öyküler
- Walt Whitman'dan şiir derlemeleri
- Edgar Allan Poe ve Katherine Mansfield'den Varlık Yayınları için hikayeler
Gençlik yıllarında geçirdiği akciğer rahatsızlığı sebebiyle askerlikten muaf tutuldu. Çocukluktan itibaren tanıdığı, annesi Piraye Hanım'ın da akrabası olan ve Edebiyat Fakültesi sıralarında arkadaşlık kurduğu İzgen Öksüzcü ile evlenen Memet Fuat, 25 Temmuz 1961'de oğlu Kenan'ı kucağına aldı. Edebi birikimini yayıncılıkla taçlandırmak isteyen yazar, 1960'ta De Yayınevi'ni kurarak yayıncılık dünyasına adım attı. Ardından çıkardığı Yeni Dergi ile Türkiye'nin en nitelikli edebiyat zeminlerinden birini oluşturdu.
Spor Dünyasına Katkıları ve Voleybol Antrenörlüğü
Sanatçı kişiliğinin yanı sıra spora olan tutkusuyla da bilinen Memet Fuat, Türk voleybolunun gelişimi için yoğun mesai harcamıştır. Kulüp düzeyinde Altınyurt Voleybol Takımı bünyesinde uzun yıllar antrenörlük görevini üstlenerek genç sporcuların yetişmesinde önemli rol oynadı. Çalıştırdığı bu amatör voleybol takımını, taktiksel disiplini sayesinde ulusal düzeydeki deplasmanlı lige taşımayı başardı. Edebiyattaki titizliğini spor sahalarına da taşıyan aydın, spora bilimsel ve disiplinli bir bakış açısı kazandırdı.
Hayatının son dönemine kadar üretkenliğini koruyan yazar, üvey babası Nâzım Hikmet'in yaşamı ve edebi külliyatı üzerine kapsamlı incelemeler kaleme aldı. Türk yazın dünyasında tarafsız eleştiri anlayışının yerleşmesini sağlayan bu çok yönlü insan, geride zengin bir arşiv bıraktı. Edebiyatın yanı sıra spora ve eğitime adadığı ömrü, 19 Aralık 2002'de doğduğu şehir olan İstanbul'da son buldu.
