Türk askeri ve siyasi tarihinin en fırtınalı döneminde yaşamış olan Mehmet Arif Bey, sıra dışı bir şahsiyettir. 1883 yılında Adana'da dünyaya gözlerini açtı. Babası Karakeçili aşiretine mensup Yusuf Ziya Bey'dir. Arif Bey, Samsun'dan Meclis'e uzanan bu uzun yolculukta hem büyük zaferler hem de derin krizler yaşadı. Kendisi, cephedeki çadırında vahşi bir ayı beslediği için halk arasında Ayıcı Arif olarak tanınmıştır. Harbiye sıralarından başlayıp mebusluğa kadar giden yaşam çizgisi, 13 Temmuz 1926 tarihinde İzmir'de son bulmuştur.
Eğitim Hayatı ve Cephelerdeki İlk Görevleri
Genç Arif, askeri eğitimine büyük bir hevesle başladı ve 10 Ocak 1902'de Harp Okulu'ndan mezun oldu. Askeri dehasını kanıtlayarak 11 Ocak 1905'te Harp Akademisi'ni de başarıyla bitirdi. Yeteneği sayesinde mesleki bilgisini geliştirmek amacıyla 1909-1911 yılları arasında Almanya'ya gönderildi. Yurt dışındaki bu kıymetli eğitimin ardından memlekete dönen genç subay, kendini zorlu savaşların ortasında buldu. Hem Balkan Savaşları'nda hem de Birinci Dünya Savaşı'nın çetin koşullarında vatanı için üstün başarıyla savaştı.
Samsun'dan Başlayan Kurtuluş Mücadelesi
19 Mayıs 1919 tarihi, sadece Türk milletinin değil, Mehmet Arif Bey'in de hayatında tarihi bir dönüm noktası oldu. Mustafa Kemal Paşa'nın kurmay ikinci başkanı sıfatıyla tarihi Bandırma Vapuru'na binen şanslı 19 kişiden biriydi. Samsun'a ayak basarak Milli Mücadele'nin meşalesini yakan bu öncü kadroda yer alması, onun vatanseverliğinin en somut kanıtıydı. Anadolu'da kurtuluş ateşi yayılırken, Nisan 1920'de 11. Tümen komutanlığı görevine atandı. Bölgedeki Pozantı Kuşatması'nda ve kritik Düzce Ayaklanması'nın bastırılmasında son derece aktif roller üstlendi. Gösterdiği yararlılıklar ve üstün sevk yeteneği sayesinde 10 Ocak 1921'de Miralay rütbesine terfi ettirildi. Albay rütbesiyle katıldığı Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri'nde ordunun sevk ve idaresinde önemli vazifeler icra etti.
Mehmet Arif Bey'in askeri ömrü boyunca omuz omuza çarpıştığı cepheler ve yönettiği harekatlar şunlardır:
- Balkan Savaşları
- Birinci Dünya Savaşı
- Pozantı Kuşatması ve Düzce Ayaklanması
- Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri
- Kütahya-Eskişehir Muharebeleri
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri ve Kriz Dönemi
Mehmet Arif Bey'in askeri kariyeri, Temmuz 1921 tarihindeki Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sırasında beklenmedik ve sarsıcı bir viraja girdi. Bu savaşta 3. Grup Komutanı olarak cephede büyük bir sorumluluk üstlenmişti. Muharebeler devam ederken cephe emrini haklı bir neden olmaksızın geciktirmesi, savaşın seyrini olumsuz etkiledi. Bu gecikme neticesinde cephenin yarılması gibi telafisi güç mühim hatalar meydana geldi. Dönemin cephe komutanı İsmet Paşa, bu vahim aksaklık üzerine Mehmet Arif Bey'i hemen görevinden azletti. Görevden el çektirilen Arif Bey, bu olayın ardından Başkomutanlık Genel Sekreterliği makamına getirildi. Askeri idare, deneyiminden faydalanmaya devam etmek istiyordu. Nitekim 14 Ocak 1922'de kendisi 3. Kolordu Komutanlığı vazifesine tayin edildi. Ancak cephedeki gölgeler peşini bırakmadı. Yaklaşık altı ay sonra, 29 Haziran 1922'de, hakkında yürütülen bazı adli tahkikatlar sebebiyle görevden uzaklaştırılarak Ankara'ya çağrıldı. Buna rağmen, cephelerdeki geçmiş hizmetleri ve fedakarlıkları unutulmadı. Savaşın başarıyla tamamlanmasının ardından kendisine kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası layık görüldü.
Siyaset Yılları ve Hazin Son
Milli Mücadele sona erip yeni bir devlet inşa edilirken, Mehmet Arif Bey bu kez siyaset sahnesinde boy gösterdi. 1923 yılında yapılan seçimlerde Eskişehir milletvekili seçilerek İkinci TBMM'ye girmeyi başardı. Meclis çatısı altında ülkesi için yasama çalışmalarına katıldı. Fakat cumhuriyetin bu ilk yıllarındaki siyasi gerginlikler onu da girdabına çekti. 1926 yılında, genç cumhuriyetin en sarsıcı olaylarından biri olan İzmir Suikastı girişimi yaşandı. Bu hain planın ardından açılan büyük davada yargılanan isimlerden biri de Eskişehir mebusu Mehmet Arif Bey oldu. Mahkeme sürecinin sonunda suçlu bulunarak idama mahkum edildi. Türk askeri ve siyaset tarihinin bu önemli siması, 13 Temmuz 1926 tarihinde İzmir'de asılarak idam edildi. Arkasında ise savaş meydanlarında geçen yıllar, ayı besleyen özgün bir subay imajı ve son dönemdeki siyasi çalkantıların gölgesi kaldı.
