Yirminci yüzyılın en etkileyici sanat devrimlerinden birine imza atan Mark Rothko, 26 Eylül 1903 tarihinde bugünkü Letonya sınırlarında yer alan Daugavpils kentinde dünyaya geldi. Asıl adı Markus Yakovlevich Rothkowitz olan Letonya Yahudisi asıllı sanatçı, geliştirdiği özgün resim tekniğiyle modern sanatın yönünü sonsuza dek değiştirdi. Renk alanı resmi olarak adlandırılan bu tarz, geleneksel betimlemeleri reddederek doğrudan insan ruhunun derinliklerine ulaşmayı amaçlıyordu. Yaşamı boyunca ürettiği mistik yapıtlarla New York sanat çevrelerinde büyük yankı uyandıran ressam, 25 Şubat 1970'te yaşamına son verene dek hüzün, ölüm ve insanlık dramı gibi evrensel temaları tuvale aktardı.
Sınırlardan Geçen Bir Hayat ve Yale Yılları
Geleceğin dünyaca ünlü ressamı, eczacılık yapan Letonyalı bir babanın dört çocuğundan en küçüğüydü. Sanata ve edebiyata düşkün babası Jacob Rothkovich, Avrupa’da tırmanışa geçen savaşlardan uzaklaşmak amacıyla 1910 senesinde Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti. Ailesini ise üç yıl sonra yanına alarak Oregon eyaletinin Portland şehrine yerleştirdi. Ancak bu göçün hemen ardından, 1914 yılında babası vefat etti. Babasının yokluğuyla sarsılan aile büyük ekonomik zorluklar yaşadı. Genç Rothko, 1921 yılında Oregon eyaletindeki Portland şehrinde bulunan Lincoln Lisesi’ni başarıyla bitirdikten sonra Yale Üniversitesi’nde sanat eğitimi almak üzere kıymetli bir burs kazanarak yükseköğrenimine başladı. Fakat okulda yaygın olan Yahudi karşıtı tutumlar, onun oradaki bursunun yenilenmesini engelledi. Genç Markus bu adaletsizliğe daha fazla dayanamayarak altı ay sonra Yale’deki eğitimini yarıda bıraktı.
Hayatta kalmak için New York sokaklarında kuryelik ve garsonluk gibi günlük işlerde çalıştı. Aynı zamanda sanat tutkusundan hiçbir zaman kopmadı. New York'taki bir sanat akademisinde ve Parsons Tasarım Okulu'nda dersler alan Rothko, Yahudi Merkezi'nde çocuklara resim eğitimi vererek hayata tutunmaya çalıştı. 1932 yılında değerli takı tasarımıyla uğraşan Edith Sachar ile hayatını resmen birleştirdi. Dünyada yükselen faşizm ve ırkçı dalgalar yüzünden, 1938'de Amerikan vatandaşlığına geçtiği esnada adını resmen Mark Rothko olarak değiştirdi.
Sanatsal Evrim ve Renk Alanının Keşfi
Sanatsal gelişiminin ilk yıllarında yaratıcı düşüncesini olgunlaştırmak için farklı akımları deneyimledi. 1940’lara kadar eserlerinde geçen gerçekçi ve gerçeküstü esintiler, onun arayışının birer göstergesiydi. Ayrıca 1930'lu yıllarda tuvale döktüğü Metro (Subway) serisinde, modern kentin karmaşasındaki insan yalnızlığını ve bireylerin kendi hapishanelerini özgünce betimledi. Filozof Friedrich Nietzsche’nin Trajedinin Doğuşu adlı yapıtından derinden etkilenen Rothko, görsel sanatlarda yepyeni bir drama dili kurmak istiyordu. II. Dünya Savaşı yıllarında, ciddi miyop rahatsızlığı sebebiyle askere kabul edilmeyen ressam, tüm yoğunluğunu ahlak, din, mitoloji ve ölüm gibi kavramlara verdi. Bu sırada ilk evliliği son buldu. Edith Sachar'dan 1943 yılında ayrıldı ve daha sonra çocuk kitapları resimleyen Mary Alice Beistle ile yaşamını birleştirdi. Bu evlilikten Kate ve Christopher adlarında iki çocuğu dünyaya geldi.
Sanatçının tuval üzerindeki asıl büyük biçimsel dönüşümü ise 1940'ların sonlarına doğru gerçekleşti. Erken dönem yapıtlarındaki bitki, hayvan ve balık figürlerini zamanla tuvallerinden tamamen temizledi. Nihayet 1949 yılına gelindiğinde, kendi imzası haline gelen kompozisyon tarzını tam anlamıyla keşfetti. Tek renk boyanmış devasa tuvaller üzerine sınırları belirsiz, yumuşak geçişlerle birbirinin içinde yüzen iki ya da üç dikdörtgen yerleştirdi. Bu dönemde popülerliği zirveye ulaşan sanatçının eserleri, müzayedelerde rekor fiyatlara alıcı bulacaktı. Bu yapıtlardan bazıları şunlardır:
- No.7: 2021 yılındaki Sotheby's müzayedesinde 82,5 milyon dolara satılarak rekor kırdı.
- No.10: 80 milyon dolarlık satış değeriyle sanat dünyasında çok konuşuldu.
- No.1 (Royal Red and Blue): 75 milyon dolara alıcı bularak büyük başarı yakaladı.
Zirvedeki Karanlık ve Rothko Şapeli
Ressamın olgunluk dönemindeki en büyük ve en yıpratıcı projelerinden biri 1964 yılında başladı. Petrol milyarderleri John ve Dominic de Menil, Houston'da inşa edecekleri bir şapel için sanatçıdan özel duvar resimleri tasarlamasını istedi. Rothko, insanların sessizlik içinde meditasyon yapabileceği bu dini mekân için tam altı yıl boyunca yoğun çaba harcadı. Bugün Rothko Şapeli olarak bilinen bu yüce tapınak için siyah ve koyu tonlarda 14 büyük tablo tasarladı. Ancak bu süreçte içine düştüğü ağır depresyon, ruhunu tüketmekteydi. Şapelin açılışını görmeye ömrü yetmeyen dahi ressam, 25 Şubat 1970 günü New York'taki atölyesinde hayata trajik bir şekilde veda etti. Arkasında hiçbir veda notu bırakmayan 67 yaşındaki sanatçının cansız bedeni, asistanı tarafından mutfakta lavabonun yakınında yüzükoyun yatar halde bulundu. İki kolunu da jiletle dik bir açıyla keserek yaşamını sonlandıran ressamın, daha sonra yapılan otopsi raporunda bu kanlı eylemden önce kendisini öldürmeye yetecek kadar yüksek dozda ilaç aldığı da anlaşıldı.
