M. Tayyib Gökbilgin, Türk akademisinin yetiştirdiği en önemli Osmanlı tarihçilerinden biri olarak, 1907 yılında Ordu'da dünyaya gözlerini açtı. Çarşamba kökenli köklü bir aileye mensup olan Gökbilgin, Osmanlı'nñn son dönemlerinden Cumhuriyet'in kuruluşuna uzanan süreçte, tarih yazımına sunduğu derin katkılarla tanınan seçkin bir bilim insanıdır. Tarihçi, ilk eğitimini Çarşamba'da tamamladı. Genç yaşta babasġndan aldığġ geleneksel hüsn-i hat dersleri, onun ilerleyen yıllarda arşiv belgeleriyle kuracağġ estetik ve akademik bağġn ilk tohumlarını atmış oldu.
Anadolu'da Köy Öğretmenliği Yıllarġ
Eğitim hayatġ Samsun, Erzurum ve Trabzon öğretmen okullarında devam etti. Formasyonunu tamamlayan Gökbilgin, 1929 yılında Aşkale sınırlarġndaki ücra bir köy okulunda genç bir muallim olarak göreve başladı. Anadolu'nun farklı köşelerinde maarif meşalesini taşımak üzere yola çıkan tarihçi, 1936 yılına gelene kadar Erzincan ve Erzurum'un çeşitli köylerinde öğretmenlik mesleğini azimle sürdürdü. Zorlu coğrafi koşullarda geçen bu yedi yıllık köy öğretmenliği süreçte, onun memleket gerçeklerini yakından gözlemlemesini sağladığġ gibi, Anadolu insanıyla ömür boyu sürecek güçlü manevi bağlar kurmasına da vesile oldu. Köy okullarındaki bu fedakar mesai, onun gelecekteki akademik disiplininin ve sabırlı çalışma ahlakının da en önemli yapı taşlarından biri haline geldi.
Hungaroloji ve Dil Eğitimi
Köy öğretmenliğinden akademik zirvelere uzanan köklü değişim, 1936 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi bünyesinde başladı. O yıl Hungaroloji Bölümü'ne kaydoldu. Burada aldığġ eğitim sırasında sadece Macar dili ve kültürüyle yetinmeyip, kendisini dünya literatürünü takip edecek düzeyde geliştirmek amacıyla şu dilleri de öğrendi:
- Almanca
- Fransızca
- Latince
Akademik vizyonunu genişleten bu dönemde, hocasġ ünlü Macar bilim insanġ László Rásonyi'nin teşviği ve yönlendirmesiyle Macaristan'da düzenlenen yaz üniversitelerine katıldı. Macaristan'daki dersleri üç yıl takip etti. Bu sayede hem Avrupa tarihçilik metodolojisini yakından inceleme fırsatġ buldu hem de iki ülke tarihi arasındaki köprüleri keşsetti. Ayrıca bu yoğun çalışmaların meyvesi olarak, 1940 yılında "Osmanlı Tarihi'nin Macarca Kaynakları" başlığġnı taşıyan tezini başarıyla teslim etti.
Kürsü Yöneticiliği ve Bilimsel Mirası
Gökbilgin'in akademik yükselişi, 1942 yılında sunduğu "Rumeli'de Yürükler ve Tatarlar" isimli çalışmasıyla yeni bir evreye girdi. Bu tezle doçent unvanını kazandı. Balkanlar'daki toplumsal ve askeri yapıyı inceleyen bu çalışma, Türk tarih yazımında referans kabul edilen önemli araştırmalar arasına girdi. Titiz arşiv çalşmaları ve metodolojik yaklaşımı sayesinde, 1955 senesinde profesörlük payesine layık görüldü. Profesör unvanını aldıktan sonra, Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemini konu edinen dersler vererek çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Gökbilgin, üniversite kürsülerinde verdiği derslerde Osmanlı İmparatorluşu'nun kuruluş devrindeki siyasi, askeri ve sosyal dinamikleri kapsamlı şekilde ele almıştır. Onun kürsüsünden geçen öğrenciler, Osmanlı'nın erken dönem gelişim süreçlerini ve kurumlarını onun derin bilgisi eşliğinde öğrenme ayrıcalığġna sahip oldular.
Akademik idarecilik alanunda da önemli görevler üstlenen Gökbilgin, 1961'den itibaren Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Kürsüsü'nün yöneticiliğini yürüttü. Emekli olduğu 1977 yılına kadar bu görevi başarıyla yürüten tarihçi, kürsünün kurumsallaşması ve zenginleşmesi için yoğun çaba sarf etti. Tarihçinin 1977 yılında emekliliğe ayrılmasıyla birlikte üniversitedeki resmi ve idari görevleri nihayete ermiş oldu. Bu yöneticilik göreviyle eş zamanlı olarak, Edebiyat Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren İslâm Tetkikleri Enstitüsü'nün müdürlüğü görevini de üstlendi. Yıllar boyunca bu iki önemli kurumu eş zamanlı olarak ve büyük bir başarıyla sevk ve idare etti. Gökbilgin, hem Osmanlı kurumları hem de İslam medeniyeti araştırmaları konusunda geniş bir çalışma alanı yaratarak arkasında devasa bir miras bıraktı. Yaşamı boyunca sürdürdüğü bu yoğun akademik mesai, 2 Haziran 1981 tarihinde vefat etmesiyle son buldu.