Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının kendine has çizgisiyle tanınan isimlerinden M. Fahri Oğuz, 1929 yılında Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Hem kelimelere hem de kile şekil veren sanatçı, ardında zengin bir edebi miras bırakarak, şair, yazar ve heykeltıraş kimlikleriyle çok yönlü bir portre çizdiği hayat yolculuğunu 1979 senesinde noktaladı. Edebi üretimlerinde özellikle Hisarcılar akımının hikaye anlayışını benimseyen yazar, samimi diliyle geniş kitlelerin kalbine dokunmayı başardı. Sanatla örülü bir ömür sürdü.
Gazipaşa'dan Edirne'ye Eğitim Yolculuğu
İlk eğitim durağı kendi memleketiydi. İlkokuldan sonra ortaokul eğitimi için Antalya'nın yolunu tutan Oğuz, eğitim aşkıyla yola devam etti. Öğrenim hayatındaki kararlılığı, onu Türkiye'nin bir diğer ucundaki Edirne İlköğretmen Okulu'na kadar ulaştırdı. Buradan başarıyla mezun olduktan sonra, vatan görevini icra etmek üzere Hakkâri'de öğretmenlik yapmaya başladı. Doğu Anadolu'daki bu değerli öğretmenlik deneyiminin ardından kendi memleketi Gazipaşa'ya tayin edildi.
Duygu Yüklü Eserler ve Edebi Ödüller
Sanat dünyasındaki ilk adımlarını şiir yazarak atan ve kelimelerin gücünü mısralarla keşfeden M. Fahri Oğuz, 1947 senesinden itibaren yönünü tamamen hikaye türüne çevirmeye karar verdi. Kaleme aldığı öykülerde son derece içli, gösterişsiz ve duygu dolu bir anlatım tarzı tercih etti. Eserlerinde halkın günlük yaşamda kullandığı yalın Türkçeyi esas alarak okuyucusuyla arasında kopmaz köprüler kurdu. Bu samimi üslubu, edebiyat dünyasında kısa sürede yankı buldu. Yazar, 1966 yılında kaleme aldığı "Yaşayan Ölüler" isimli hikayesiyle prestijli bir ikincilik ödülü kazandı. Bu başarısını taçlandırmak istercesine, 1967 yılında düzenlenen Tercüman Gazetesi Hikaye Yarışması'nda da yine ikincilik derecesine layık görüldü. Sanatçının okurlarla buluşan en önemli eseri ise Hisar Yayınları etiketiyle çıkan kitaptır:
- Denize Düşen Taşlar (Hikaye kitabı, Kardeş Matbaası, İstanbul - 1972)