Türk resim sanatının en özgün figürlerinden biri olan ressam ve sanat eğitimcisi Lütfü Günay, 1924 yılında Çanakkale'de dünyaya gelmiş, ömrünü sanata adayarak 12 Kasım 2020 tarihinde Ankara'daki evinde vefat etmiştir. Sanat eğitimini dönemin önemli isimlerinden Zeki Kocamemi'nin atölyesinde tamamlayan Günay, Türkiye'nin ilk soyut resim sergisini açarak çağdaş Türk sanatının yönünü tayin eden öncüler arasında yer almıştır. Yaşamı boyunca ürettiği benzersiz kolajlar, soyut kompozisyonlar ve doğa peyzajlarıyla ardında silinmez bir iz bırakmıştır.
Akademi Yıllarından Başkent Ankara'ya
İlk, orta ve lise öğrenimini doğduğu şehirde tamamlayan genç sanatçı, Güzel Sanatlar Akademisi sınavlarını kazanarak 1944 yılında eğitime başladı. Zeki Kocamemi atölyesinde başlayan resim eğitimi, 1949 yılında mezuniyetle son buldu. Sanatçı, iki yıl sonra Ankara'ya yerleşti. Orada, Türk Amerikan Derneği bünyesinde amatör genç yeteneklere rehberlik ederek resim kurslarını yönetti. Ayrıca sanatçı örgütlerinin kurucu üyeliklerinde aktif rol üstlendi.
İlk büyük çıkışını 1953 yılında, ressam Adnan Çoker ile birlikte Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi salonunda gerçekleştirdiği "Orijinal Sergi Öncesi" ile yaptı. Bu ortaklığı sürdüren sanatçılar, bir sonraki yıl Helikon Derneği'nde açtıkları sergiyi İstanbul'daki Maya Sanat Galerisi'ne taşıdı. Günay, ilk kişisel sergisini ise 1955 yılında yine Ankara Helikon Derneği'nde sanatseverlerle buluşturdu. Başkentte ardı ardına kişisel sergiler düzenleyen sanatçı, Türk Ressamlar Cemiyeti ve Ankaralı Ressamlar Birliği etkinliklerinde de düzenli olarak yer aldı. Kendi atölyesinden yetişen öğrencilerinin oluşturduğu "Altılar Grubu" sergilerinde onur üyesi sıfatıyla yer alarak gençleri desteklemeyi sürdürdü. Aynı zamanda 1961'de Avusturya'da düzenlenen "Sekiz Türk Ressamı" sergisine katıldı, 1970'te ise Belçika, Danimarka ve Hindistan'daki uluslararası sergilerde ülkesini temsil etti.
Soyutlama, Kolajlar ve Sanatsal Özgünlük
Lütfü Günay'ın sanat anlayışı, doğadan beslenen ama görselliğin ötesindeki derin manaya odaklanan çift yönlü bir yapıya sahipti. Sanatçı, sıvaları dökülen duvarlar, afiş yırtıkları ve paslı tenekeler gibi sokaktan topladığı malzemelerle oluşturduğu kolaj çalışmalarıyla tanınmaktadır. Özellikle paslanmış metal parçalarla ürettiği "Tenekeli Kolajlar", onun yaratıcı üslubunun en belirgin örnekleridir. Sanatçının soyutlamalarında yalınlık ve resmin kendi değerlerini koruma kaygısı esastı. Kolaj çalışmalarında kâğıt ve metal parçaları kullanan ressam, sonraki dönemlerinde pastel çalışmalara da ağırlık verdi. 1970'li yıllarda ürettiği gecekondu soyutlamaları, onun kent yaşamından ve çevresindeki yaşanmışlık duygusundan ne derece etkilendiğini gözler önüne serer.
Sanatçının resim kariyeri iki farklı dönemde ele alınsa da o kolajları, soyut kompozisyonları ve doğa peyzajlarını her zaman eş zamanlı olarak yürütmüştür. Bu nedenle onun soyut dönemi ile peyzaj çalışmalarını birbirinden tamamen ayırmak mümkün değildir. Günay'ın soyut çözümleri, doğadan iz barındırmayan büyük renk düzenlemelerine dayanmaktaydı. Kullandığı boyanın dinamik etkisi ve renklerin karşılıklı ilişkisi, kent duvarlarının karmaşık renk dokusunu yansıtır.
Ödüller ve Seçkin Koleksiyonlar
Devlet Resim ve Heykel Sergileri'ne 1948'den itibaren katılmaya başlayan Günay, 1970 yılındaki 31. organizasyonda "Kırmızılı Yaşantı" adlı tablosuyla ikincilik ödülüne değer görüldü. 2009 yılında ise Türkiye'de soyut resmin öncülüğünü üstlendiği gerekçesiyle prestijli ÇAĞSAV Onur Ödülü'ne layık görüldü. Sanatçının eserleri günümüde birçok önemli müze ve koleksiyonda sergilenmektedir:
- Resim ve Heykel Müzesi
- Milli Kütüphane Koleksiyonu
- TBMM Çağdaş Sanatlar Müzesi
- İş Bankası Koleksiyonu
- Ziraat Bankası Koleksiyonu
- Kültür Bakanlığı Koleksiyonu
Usta ressam, Nurol Sanat Galerisi'nde eşiyle birlikte açtığı ortak sergi devam ederken, Ankara'da yaşadığı evinde 96 yaşında hayata gözlerini yumdu ve Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verildi.
