Tarih boyunca reçeteleriyle hastalıklara derman olan Lokman Hekim, antik çağlardan bu yana Ortadoğu ve Anadolu topraklarında şifanın ve bilgeliğin simgesi olarak kabul ediliyor. Kur'an-ı Kerim'de kendi adını taşıyan surede ahlak, inanç ve görgü kuralları çerçevesinde oğluna verdiği nasihatlerle anılan bu gizemli figür, insanlığa kazandırdığı tıbbi ve manevi mirasla tanınmaktadır. Her yıl 14 Ekim'de saygıyla yad edilen bilge şahsiyet, antik dönem hekimliğinin kurucu önderi sıfatıyla kültürümüzde sarsılmaz bir yer edinmiştir. Günümüzde de tıp dünyasının manevi atası sayılan tarihi kahramanın kimliği, farklı medeniyetlerin efsaneleriyle harmanlanarak dilden dile aktırılmaktadır.
Gizemli Kimliği ve Asırlara Yayılan Yaşamı
Kutsal metinlerde adı zikredilen Lokman Hekim'in soyu ve kökeni hakkında tefsir kaynaklarında birbirinden oldukça farklı rivayetler göze çarpıyor. Kimi anlatılar onun Ad kavmine ait bir birey olduğunu söylerken, bazı İslami kaynaklar ise İsrailoğulları sülalesine mensup olduğunu öne sürer. Hz. Eyyub'un teyze veya kız kardeşi oğlu olduğu da söylenen şifacının, Hz. Davud ile yakın ilişki kurduğu aktarılmaktadır. Rivayete göre peygamberlik ve hikmet arasında bir seçim yapması istendiğinde hikmeti seçmiş, böylece Davud'un veziri olmuştur. İslam düşünürü Muhammed Esed gibi modern yazarlar ise onun Hızır gibi prototip bir karakter olabileceğini ifade etmektedir.
Öte yandan, Lokman Hekim'in ömür süresi hakkındaki efsaneler onun adeta zamanı aştığını gösterir. Yaratıcıdan uzun bir ömür talep eden bilgeye tercih hakkı sunulduğunda, Arap kültüründe uzun yaşamın sembolü olan kartalları örnek almıştır. Kendisine yedi kartal ömrü kadar süre bahşedildiği için edebiyatta "el-Muammer" veya "Lokmanü'n-nüsur" unvanlarıyla anılmıştır. Öyle ki, bazı kayıtlarda onun 560, bin hatta 4 bin yıl yaşadığı bilgisi mevcuttur. Nuh Tufanı'na şahitlik ettiği ve Hz. Süleyman'ın da dostluğunu kazandığı söylenen hekimin, yaşamı boyunca çok sayıda zanaatla meşgul olduğu bilinir. Hayatını idame ettirmek için şu meslekleri icra ettiği rivayet edilir:
- Kadılık
- Marangozluk
- Terzilik
- Tüccarlık ve yorgancılık
- Çobanlık
Fiziksel özellikleri bakımından koyu tenli, yassı burunlu, geniş ayaklı ve kalın dudaklı bir Habeşistan kölesi şeklinde tasvir edilmesi, onun zamanla Avrupa kültür dünyasında geniş kitlelerce tanınan ünlü masalcı Ezop ile birebir özdeşleştirilmesine yol açmıştır. Nitekim Ortaçağ'da onun adına üretilen pek çok fabl benzeri hikaye batı dünyasında Ezop'a uyarlanmıştır. Yunan filozofu Empedokles de ondan ders almıştır. Ayrıca Sümerlerin Nuh karakteri Ziusudra veya Aramaic kültüründeki Ahikar ile de benzerlik kurulan bu bilge, tıp tanrısı Asklepios ile de ilişkilendirilmiştir.
Şifa Formülleri ve Ölüm-süzlük Arayışı
Halk anlatılarında Lokman Hekim, bitkilerin diliyle konuşabilen ve doğadaki her çiçeğin hangi hastalığa iyi geldiğini fısıldadığı bir deha olarak bilinir. Onunla ilgili en popüler söylencelerden biri, yaşamın sonsuz sırrını barındıran ölüm-süzlük iksiridir. İnanışa göre ünlü tabip, ölümün çaresini doğada bulmuştur. Bu eşsiz reçete zamanla kaybolmuştur. Kimi efsanelerde iksir şişesini köprüden geçerken suya düşürdüğü anlatılır. Diğerlerinde ise avucundaki reçetenin yağmur altında silindiği aktarılır. Bir diğer inança göre de bu sırrın yayılması ilahi iradeye aykırı bulunmuş ve Cebrail vasıtasıyla formül yok edilmiştir. Ceyhan, Antakya ve Tarsus gibi güney illerimizde hekimlik yaptığına inanılan bu tarihi şahsiyetin, Tarsus'taki Ulu Cami yanında yer alan türbede Daniel ve Şit peygamberlerle birlikte yattığı kabul edilir.
Kalp ve Dil Testi: Bilgeliğin Özü
Lokman Hekim'in ahlaki derinliğini gösteren en bilindik kıssalardan biri Hz. Davud ile yaşadığı koyun eti hadisesidir. Hz. Davud, koyunun en iyi yerini ister. Bilge adam ona koyunun dilini ve yüreğini götürür. Başka bir gün en kötü iki parçasını istediğinde ise yine aynı organları sunar. Bunun üzerine Davud nedenini sorar. Lokman Hekim, insanı insan yapan en temel değerleri vurgulayarak, dürüstlük ve erdemin önemini dile getiren şu unutulmaz cevabı verir:
İyilik için kullanıldığında yürekten ve dilden daha hayırlı bir şey yoktur. Kötülük için kullanıldığında ise bunlardan daha zararlısı bulunmaz.
Bu hikmet dolu duruş, Türk edebiyatında ve folklorunda da yankı bulmuştur. Klasiğe dönüşen tasavvuf ve halk yazınında hekim kelimesi, bilge manasına gelen "hakim" sözcğünün halk dilindeki telaffuzundan türemiştir. Azerbaycan'da Loğman, Kazaklarda Lukpan Äkim olarak bilinen bu büyük tıp insanı, dertlere derman olan yönüyle günümüzde de adından saygıyla söz ettirmektedir.
