Türkiye'de yargı dünyasının en hareketli dönemlerine damga vuran Kemal Kerinçsiz, Türk Ceza Kanunu'nun ünlü 301. maddesi kapsamında açtığı davalar ve Ergenekon davasındaki yargılanma süreciyle kamuoyunun yakından tanıdığı bir Türk avukat olarak dikkat çekmektedir. Büyük Hukukçular Birliği'nin başkanlığını yürüten Kerinçsiz, ulusal ve uluslararası basında geniş yankı bulan pek çok davanın hukuki sürecini başlatarak adından söz ettirmiştir. Özellikle milliyetçi reflekslerle adliye koridorlarında ve önlerinde düzenlediği eylemlerle, Türkiye'nin son yirmi yılındaki siyasi ve hukuki tartışmaların tam merkezinde yer almıştır.
TCK 301 Davaları ve Büyük Hukukçular Birliği
Mesleki faaliyetlerini kurucusu olduğu Büyük Hukukçular Birliği çatısı altında sürdüren Kemal Kerinçsiz, özellikle devlet organlarına yönelik eleştirileri cezalandıran kanun maddelerini aktif bir şekilde kullanmıştır. Türk Milletini ve Türkiye Cumhuriyeti kurumlarını aşağılama suçunu düzenleyen eski TCK'nın 301. maddesi üzerinden çok sayıda aydın ve yazara karşı dava açmıştır. Bu süreçte hedef aldığı isimler arasında edebiyat dünyasının önde gelen figürleri bulunmaktadır:
Kerinçsiz, adliye önlerinde geniş katılımlı protestolar organize etmiştir. Kendisine duruşma salonlarında ve adliye koridorlarında eşlik eden kalabalık gruplarla birlikte, yargılanan isimlere karşı son derece sert protestolar düzenleyerek ülke genelindeki milliyetçi reflekslerin adli süreçlerdeki en görünür temsilcisi haline gelmiştir. Ayrıca akademik alandaki etkinlikleri de yakından izleyen ünlü avukat, Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde düzenlenmesi planlanan Ermeni Konferansı'nın iptal edilmesi için yasal yollara başvurarak amacına ulaşmıştır. Adliye önündeki hararetli eylemlere Oktay Yıldırım, Veli Küçük, Muzaffer Tekin ve Mehmet Zekeriya Öztürk gibi sonradan Türkiye'nin gündemini sarsacak kritik isimler de iştirak etmiştir.
Ergenekon Süreci ve Ağırlaştırılmış Müebbet Kararı
Türkiye'yi sarsan Ergenekon davası operasyonları, Kemal Kerinçsiz'in hayatında en büyük dönüm noktası olmuştur. Ünlü avukat, 22 Ocak 2008 tarihinde düzenlenen bir operasyonda, o esnada savunmasına hazırlandığı emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin'in hukuki dosyasını incelerken gözaltına alınmıştır. Emniyetteki sorgusunun ardından, altı gün süren gözaltı sürecinin sonrasında tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.
Yargılama aşamasında Kerinçsiz'e yönelik son derece ağır iddialar yöneltilmiştir:
- Silahlı terör örgütüne üye olma iddiası
- Türkiye Cumhuriyeti hükûmetine karşı silahlı ayaklanmaya teşvik etme
- Devletin güvenliğiyle ilgili gizli belgeleri elinde bulundurma
- Bireylerin özel bilgilerini, siyasi ya da cinsel eğilimlerini yasa dışı yollarla fişleme
Mahkeme davayı 5 Ağustos 2013'te karara bağlamıştır. Karar oldukça ağırdır. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Kerinçsiz hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükmünü vermiştir.
Yasa Değişikliği, Tahliye ve Yargıtay'ın Bozma Kararı
Ağırlaştırılmış müebbet kararına rağmen, Türkiye'deki yasal düzenlemeler Kerinçsiz'in cezaevinden çıkmasının önünü açmıştır. Ülke genelinde azami tutukluluk süresini beş yılla sınırlandıran yasal kanun değişikliği nihayet yürürlüğe girmiştir. Bu gelişme üzerine İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Kerinçsiz'in başvurusunu haklı bularak tahliyesine karar vermiştir. Deneyimli hukukçu, takvimler 10 Mart 2014 tarihini gösterirken tutuklu bulunduğu cezaevinden salıverilmiştir. Ancak süreç burada son bulmamıştır. Dava dosyası, temyiz incelemesi gerçekleştirilmesi amacıyla doğrudan üst mahkemeye sevk edilmiştir. Dosyayı detaylı biçimde inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 21 Nisan 2016 tarihinde tarihi bir karara imza atmıştır. Yüksek mahkeme, yerel mahkemenin Kemal Kerinçsiz hakkında verdiği tüm cezaları ve mahkûmiyet hükmünü tamamen bozmuştur. Böylece Kerinçsiz üzerindeki hukuki baskı büyük ölçüde kalkmış ve dava süreci yeni bir boyut kazanmıştır.