Türk basın tarihinin en dinamik ve yenilikçi dönemlerine damgasını vuran Kemal Ilıcak, 1932 yılında Amasya'da dünyaya gözlerini açtı. Gazetecilik ve iş dünyasını yaratıcı fikirlerle birleştiren bu vizyoner isim, 1950'li yıllarda adım attığı medya sektöründe kısa sürede zirveye tırmanmayı başardı. Genç yaşta babasını kaybetmenin zorluklarıyla büyüyen Ilıcak, yükseköğrenim için geldiği İstanbul'da hem çalışıp hem okuyarak mesleğin mutfağından yetişti. Kurucusu olduğu Tercüman gazetesiyle Türk basınında daha önce eşi benzeri görülmemiş promosyon, ek yayın ve dağıtım tekniklerini uygulayarak sektöre yepyeni bir soluk getirdi. Yaşamının son yıllarında adının karıştığı İLKSAN skandalının getirdiği büyük baskı ve stres nedeniyle 9 Nisan 1993'te Ankara'da geçirdiği beyin kanaması sonucu 61 yaşında aramızdan ayrıldı. Onun yaşamı başarı ve mücadeleyle doluydu.
Taşradan İstanbul'a Uzanan Gazetecilik Aşkı
Amasya'da çocukluğunu geçiren Kemal Ilıcak, henüz altı yaşındayken babası Ali Bey'i kaybetti. Annesi Hayriye Hanım'ın şefkatiyle büyüyen Ilıcak, ilk ve orta öğrenimini doğduğu şehirde tamamladıktan sonra Amasya Lisesi'nden mezun oldu. Eğitim hayatındaki kararlılığı onu 1952 yılında megakent İstanbul'a taşıdı. Burada İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulu'na kaydolarak gelecekteki büyük kariyerinin ilk resmi adımlarını attı.
Ilıcak, teorik eğitimi sürerken pratik dünyadan da uzak kalmadı. Henüz öğrenci sıralarındayken Son Telgraf ve Gece Postası gazetelerinde muhabirlik yapmaya başladı. Bu süreç onun haber reflekslerini güçlendirdi. Genç yaşta büyük bir girişimcilik cesareti gösterdi. 1953 senesinde Kokulu Radyo Mecmuası adlı yayını hayata geçirdi. Bu onun ilk bağımsız yayıncılık tecrübesiydi. Durmaksızın yeni projeler üretmeyi sürdürdü. 1961 yılına gelindiğinde ise Kemal Sülker ile güçlerini birleştirerek, Esnaf Dernekleri adına Türkiye Birlik gazetesinin kuruluşuna imza attı.
Tercüman Efsanesi ve Basında Çığır Açan Yenilikler
Kemal Ilıcak ismini Türk medya tarihine altın harflerle yazdıran en büyük gelişme, 11 Ekim 1961 tarihinde yaşandı. Sadettin Çulcu ve Ünal Sakman ile birlikte kurduğu Tercüman gazetesi yayın hayatına başladı. Gazetenin yayıncılığını üstlenen Ilıcak, üstün işletme yeteneğini ve keskin gazetecilik öngörüsünü bu mecrada tam anlamıyla sergiledi. Onun teknik reformları ve stratejik yönlendirmeleri sayesinde Tercüman, kısa sürede Türkiye'nin en çok satan ve en etkili yayın organlarından biri haline geldi.
Ilıcak, okuyucu odaklı yayıncılıkta sınırları zorladı. Gazeteyle birlikte sunulan promosyonlar Türk basınında büyük bir devrim yarattı. Bu öncü adımlarla Tercüman, Türk halkını ilk kez birçok yeni kavramla tanıştırdı:
- Okuyuculara sunulan ilk ek dergi ve kitaplar,
- Basın aracılığıyla dağıtılan ilk dev ansiklopediler ile 1001 Temel Eser Yayınları,
- Çekiliş ve kampanyalarla hediye edilen ilk apartman dairesi ve otomobiller,
- Geniş kitlelere ulaşan ilk gazete konserleri.
Gazetenin yazar kadrosu da tam bir yıldızlar geçidiydi. Ilıcak, edebiyat ve fikir dünyasının en güçlü kalemlerini aynı çatı altında toplamayı başardı:
- Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Yaşar Nabi Nayır gibi edebiyat çınarları,
- Fikir dünyasının önde gelen isimlerinden Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Kabaklı ve Tarık Buğra,
- Usta gazeteciler Yavuz Donat, Rauf Tamer, Ergun Göze, Reşat Ekrem Koçu, Murat Sertoğlu ve Mehmet Barlas,
- Türk basınının saygın simaları Ali Rıza Alp, Güneri Civaoğlu, Nazlı Ilıcak, Ertuğrul Yeşiltepe ve Yavuz Bülent Bakiler.
Ayrıca gazetenin görsel gücünü artıran ünlü karikatürist Semih Balcıoğlu da kadroda yer alıyordu. Spor sayfasında ise Ümit Aktan, Şansal Büyüka, Ziya Şengül ve Ömer Çavuşoğlu gibi alanında zirve yapmış isimler okuyucuyla buluşuyordu.
Ilıcak'ın vizyonu sadece Türkiye sınırlarıyla da kalmadı. Almanya'da modern bir basımevi kurarak Tercüman'ın ve diğer Türkçe gazetelerin Avrupa'daki Türk vatandaşlarına ulaşmasını sağladı. Sektördeki ağırlığı sayesinde Türkiye Gazete Sahipleri kuruluşunun başkanlığını yürüttü. Başarıları, kendisine takdim edilen prestijli Basın Şeref Kartı ile taçlandırıldı.
Özel Yaşamı, İLKSAN Tartışmaları ve Vefatı
Kemal Ilıcak, 1969 yılında ünlü gazeteci Nazlı Ilıcak ile dünya evine girdi. Mutlu evlilikleri, Ilıcak'ın vefatına kadar kesintisiz sürdü. Bu evlilikten 1970 yılında oğulları Mehmet Ali Ilıcak ve 1972 yılında kızları Aslı Ilıcak dünyaya geldi.
1993 yılına gelindiğinde, Ilıcak'ın adı kamuoyunda uzun süre tartışılacak bir krizle anılmaya başlandı. İstanbul'daki Ömerli Barajı yakınlarında yer alan bir arazinin, İlkokul Öğretmenleri Yardımlaşma Sandığı (İLKSAN) kuruluşuna satılmasında aracılık yapmakla itham edildi. İddialara göre, Sedat Çolak'ın sahibi olduğu AY-BA İnşaat'a ait bu arazi 120 milyar liraya satın alınıp, İLKSAN'a 346 milyar liraya devredilmişti. Kemal Ilıcak da bu büyük fiyat farkından ve işlemden sorumlu tutuluyordu.
Bu karmaşık olay Türk basınında ve siyasetinde İLKSAN skandalı adıyla geniş yankı uyandırdı. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, olayın kamuoyuna yansıması üzerine yaptığı açıklamada, arsa alımı talimatını bizzat kendisinin verdiğini belirterek sorumluluğu üstlendi. Demirel'in Meclis tutanaklarına da geçen "Verdimse ben verdim" sözleri, bu dönemin en çok tartışılan ifadelerinden biri haline geldi.
Skandalın yarattığı yoğun kamuoyu baskısı ve yaşanan stresli süreç Kemal Ilıcak'ın sağlığını olumsuz etkiledi. Yaşadığı ağır gerilime dayanamayan Ilıcak, geçirdiği beyin kanaması neticesinde 9 Nisan 1993 tarihinde Ankara'da yaşama veda etti. Onun ani kaybından sonra Tercüman gazetesi derin bir mali dar boğaza sürüklendi. Aynı yılın haziran ayında Sedat Çolak'a satılan gazete, ekonomik sıkıntılara dayanamayarak 19 Ocak 1995 tarihinde yayın hayatına tamamen son verdi.
