Kaşgarlı Mahmut, 11. yüzyılda kaleme aldığı devrim niteliğindeki sözlüğüyle Türk dili ve kültürünün temellerini atan abidevi bir şahsiyettir. 1008 yılında Türkistan coğrafyasında dünyaya gelen bu büyük bilgin, tüm hayatını Türk boylarının lehçelerini, adetlerini ve coğrafyasını yerinde incelemeye adamış; elde ettiği zengin birikimi ölümsüz bir başyapıta dönüştürmüştür. Doğu ile Batı'nın kültürel kavşaklarında Türk kimliğini bilimsel bir zemine oturtan araştırmacı, ömrünün son yıllarını geçirdiği Kaşgar'da vefat etmiştir.
Medrese Eğitiminden Türk Bozkırlarına Uzanan Yolculuk
Kaşgarlı Mahmut, küçük yaşlardan itibaren dönemin en seçkin eğitim yuvaları olan Saciye ve Hamidiye Medreseleri bünyesinde yetişti. Güçlü bir akademik altyapıya sahip olan dahi bilgin, İslam dünyasındaki ilmi çalışmaları yakından takip ediyordu. Ana dilinin yanı sıra Arapça ve Farsçayı da mükemmel derecede öğrenen Mahmut, bu donanımını sahaya taşımaya karar verdi. Eğitimini tamamladıktan sonra kendisini Orta Asya'nın engin coğrafyasına adayan bilgin, Türk dilinin zenginliğini ve derinliğini yerinde incelemeyi amaçlıyordu. Araştırma rotasını özellikle Türk nüfusunun yoğun olduğu bölgelere çeviren bilgin, Sırderya (Seyhun) kıyılarını boydan boya gezdi.
Gezgin araştırmacının çalışmaları sadece kuru bir dil incelemesinden ibaret değildi. O, Türk topluluklarının gelenek ve göreneklerini de mercek altına aldı. Türkçe'nin bütün kollarını doğrudan kaynağından öğrendi. Kendi ailesinin de geçmişte Irak'tan Kaşgar'a göç ettiğini eserinde belirten bilginin bu ifadesi, modern tarihi araştırmalarla da desteklenmektedir. Nitekim Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın eşi Terken Hatun'un maiyetiyle birlikte o devrin en mühim kültür başkenti olan Irak'a yoğun nüfus hareketleri yaşanmıştı. Anadolu topraklarına da adım atan ünlü araştırmacı, buralarda farklı lehçeler üzerine derinlemesine çalıştı.
Divanü Lügati'it Türk: Türk Dilinin Anıtsal Eseri
Kaşgarlı Mahmut, edindiği benzersiz birikimi Bağdat'ta kaleme aldığı "Kitâbü divân-i lûgat it-Türk" ile taçlandırdı. Kelime anlamı "Türk Sözlüğünün Divanı" olan bu görkemli yapıt, 1073-1077 yılları arasında şekillendi. 1072-1073 yılları arasında hazırlanan bu eşsiz hazine, dönemin Abbasi halifesine takdim edildi. Eser, sıradan bir sözlük olmanın çok ötesinde özellikler taşımaktadır. Zira bu çalışma sadece bir sözlük olmayıp, Türk dünyasına dair birçok önemli unsur barındırmaktadır:
- İslamiyet öncesi Türk tarihi ve coğrafyası
- Zengin Türk edebiyatı ve mitolojisi
- Gelenekler, görenekler ve kültürel yaşam
Kitabın yazılış gayelerinden biri de yabancılara Türk dilini ve kültürünü en doğru şekilde öğretmektir. Yabancılara Türkçe öğretmeyi hedefleyen bu anıtsal çalışmada, Türkçe sözcüklerin anlamları Arapça açıklamalarla aktılmıştır. Yaklaşık 7500 Türkçe kelimenin yer aldığı abidevi eserin satır aralarında, dönemin zengin atasözleri ve savları da kendine yer bulmuştur.
Dil bilimci Mahmut, eserinde Türkçenin önemini büyük bir inançla vurgularken Buhara ve Nişabur bölgelerinin sözüne güvenilir saygın imamlarından aktarılan ve Peygamberin Türk dilinin öğrenilmesini tavsiye ettiği rivayetine dayanır. Dil bilimci, bu hadisin doğruluğu bir yana, aklın da Türklerin yükselen gücünü anlayabilmek adına Türkçe öğrenmeyi emrettiğini savunur. Öte yandan, bilginin "Türk Dillerinin Gramatik İncelemesi" isminde bir başka kitabının daha olduğu rivayet edilmektedir. Ancak bu kıymetli çalışma maalesef günümüze ulaşamamıştır.
Kayıp Hazinenin Keşfi ve Dünyadaki Yankıları
Kitabını tamamladıktan sonra ata yurdu Kaşgar'a dönen büyük usta, 1075 yılında 67 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Divanü Lügati'it Türk'ün günümüze ulaşan yegane el yazması nüshası, bugün İstanbul'daki Ayasofya Müzesi bünyesinde titizlikle korunmaktadır. Eser, geçmişte Antepli Aynî lakaplı Bedreddin Mahmud ve Katip Çelebi gibi önemli alimler tarafından kaynak olarak kullanılmıştır. Bu şaheser uzun asırlar boyunca kütüphanelerde unutulmuştu. Onun yeniden ilim dünyasına kazandırılması ise adeta bir mucize zinciridir. Bibliyofil Ali Emiri, bu nadide nüshayı keşfederek satın aldı. Sadrazam Talat Paşa'nın girişimi ve Kilisli Rıfat Bilge'nin büyük emeğiyle basılan eser, Türkoloji dünyasında büyük bir heyecan yarattı.
Kısa sürede Batılı araştırmacıların da ilgisini çeken bu büyük keşif sayesinde, eserin küresel etki alanı her geçen gün daha da genişledi. Eşsiz hazine, 1978 yılında Uygurca diline çevrilmiştir. Eserin dünya çapında incelenmesinde şu isimlerin katkısı büyüktür:
- C. Brochkelmann (1928 yılında Kaşgarlı Mahmut üzerinde yaptığı araştırmalarla tanınır)
- Robert Dankoff (Divânü Lugât-it Türk çevirisiyle esere derinlik kazandırmıştır)
- James Kelly (Yayımladığı akademik makalelerle katkı sunmuştur)
Kaşgarlı Mahmut'un yaktığı ilim meşalesi, bugün diğer tüm kültür değerleri gibi dünya genelinde Türk dilinin en temel referans kaynağı olarak ışık saçmaya devam etmektedir.