Sinema dünyasının en büyüleyici gülümsemesine sahip olan Julia Roberts, 28 Ekim 1967 tarihinde ABD'nin Georgia eyaletindeki Atlanta şehrinde dünyaya gözlerini açtı. Betty Lou Bredemus ve Walter Grady Roberts çiftinin en küçük evladı olan ünlü aktris, çocukluk yıllarında büyük acılar yaşadı. Anne babasının boşanmasının ardından babasını kanser nedeniyle kaybetti. Ancak lise mezuniyetinin ardından içindeki oyunculuk tutkusunun peşinden giderek New York'a taşınan sanatçı, burada sergilediği performanslarla adını sinema tarihine altın harflerle yazdırdı.
Zorlu Gençlik Yılları ve İlk Rol Deneyimleri
Tam adıyla Julia Fiona Roberts, çocukluk yıllarında oldukça hareketli bir aile ortamında büyüdü. Kendisinden büyük iki kardeşi Eric Roberts ve Lisa Roberts da tıpkı kendisi gibi oyunculuk mesleğini seçerken, en küçük kardeşleri Nancy ise ailenin diğer bir ferdiydi. Süpürge makinesi satıcısı bir baba ile kilise sekreteri bir annenin kızı olan Roberts, henüz dört yaşındayken anne babasının yollarını ayırmasıyla sarsıldı. Bu ayrılıktan beş yıl sonra babasının vefat etmesi, onun erken yaşta hayatın zorluklarıyla yüzleşmesine yol açtı. Campbell Lisesi'nden on yedi yaşında mezun olduktan sonra, oyunculuk hayallerini gerçeğe dönüştürmek amacıyla ablasının yanına, New York'a taşındı. Aktris, New York'ta modellik de yaptı. Çeşitli ajanslarda çalıştığı bu dönemin ardından, abisinin yönetmen Eric Masterson'ı ikna etmesi sayesinde 1986 yapımı Blood Red filminde ilk kez kamera karşısına geçti.
Pretty Woman ile Gelen Şöhret ve Oscar Zaferi
Beyaz perdedeki asıl çıkışını 1988 yılındaki Mystic Pizza filmiyle gerçekleştiren Roberts, tüm dünyanın dikkatini çekmeyi başardı. Asıl büyük patlamasını ise 1990 yılında vizyona giren ve Richard Gere ile başrolü paylaştığı Pretty Woman (Özel Bir Kadın) filmiyle yaşadı. Milyoner bir iş insanının kalbini kazanan bir kadını canlandırdığı bu unutulmaz yapım, ona Altın Küre Ödülü ve British Academy ödülünü getirdi. Aynı yıl Flatliners (Çizgi Ötesi) filminde Kiefer Sutherland ve Kevin Bacon ile rol alan aktris, Sutherland ile nişanlansa da bu ilişki evlilikle sonuçlanmadı. Doksanlı yılların doğru Conspiracy Theory (Komplo Teorisi), Stepmom (Omuz Omuza) ve Hugh Grant ile başrolü paylaştığı Notting Hill (Aşk Engel Tanımaz) gibi yapımlarla başarısını perçinledi. Steven Soderbergh yönetmenliğindeki Erin Brockovich (Tatlı Bela) filminde canlandırdığı gerçek hayat karakteriyle ise oyunculuğun zirvesine ulaştı. Buradaki üstün başarısıyla En İyi Kadın Oyuncu Oscar Ödülü'nü kazanırken, 20 milyon dolarlık rekor bir ücretin de sahibi oldu. Bu performansıyla ayrıca şu prestijli ödüllerin sahibi oldu:
- Akademi (Oscar) Ödülü - En İyi Kadın Oyuncu
- Altın Küre Ödülü - Sinema Dalında En İyi Kadın Oyuncu
- BAFTA Ödülü - En İyi Kadın Oyuncu
- SAG Ödülü - En İyi Kadın Oyuncu
Tarihe Geçen Kaşe ve Yapımcılık Serüveni
Roberts'ın aşk hayatı da oldukça hareketliydi. İlk evliliğini şarkıcı Lyle Lovett ile gerçekleştiren yıldız, bu beraberliği sadece iki yıl sürdürebildi. Daha sonra 2001 yılında The Mexican (Meksikalı) filminin çekimlerinde Brad Pitt ile oynarken, hayatının aşkı olacak kameraman Daniel Moder ile tanıştı. İkili, 2002 yılında dünyaevine girdi. Aynı sene Ocean's Eleven filminde Tess Ocean karakteriyle yıldızlar geçidi kadronun bir parçası oldu. 2003 yapımı Mona Lisa Smile (Mona Lisa Gülüşü) filmi için aldığı 25 milyon dolarlık rekor ücret, onu sinema tarihinin en yüksek ücretli kadın oyuncusu konumuna taşıdı. Oyunculuğunun yanı sıra yapımcılık koltuğuna da oturan yıldız; Cennete Bilet, Dünyayı Ardında Bırak ve Gaslit gibi birçok yapımda hem yapımcı hem de oyuncu olarak sorumluluk üstlendi. Daniel Moder ile mutlu bir birliktelik sürdüren çiftin Hazel, Phinnaeus ve Henry Daniel adında üç çocuğu bulunuyor. Son dönemde After the Hunt filmi ve seslendirme projeleriyle kariyerine başarıyla devam etmektedir.
.jpg?width=640)