Fransız sinemasının dünyaca ünlü yönetmeni Jean Pierre Jeunet, kendine has görsel dili ve detaycı tarzıyla beyaz perdeyi baştan aşağı değiştiren isimlerin başında geliyor. 3 Eyül 1953 tarihinde Fransa'nın Roanne-Loire bölgesinde dünyaya gelen başak burcu yönetmen, sinema eğitimini kendi gayretleriyle tamamlayarak dünya sinema tarihine adını yazdırdı. Reklam filmleri ve müzik klipleriyle başladığı kariyerini "Amelie" ve "Şarküteri" gibi başyapıtlarla taçlandıran usta isim, masalsı dünyaları beyaz perdeye taşıyarak küresel ölçekte büyük bir şöhrete ulaştı.
Marc Caro ile Sıra Dışı Bir Başlangıç
Sinemaya olan tutkusu sayesinde yönetmenliği kendi kendine öğrenen Jean Pierre Jeunet, profesyonel adımlarını televizyon projeleriyle attı. Caro ile tanışması hayatını tümüyle değiştirdi. Bu yaratıcı ortaklık, sinema dünyasına kısa sürede benzersiz meyveler verdi. İkili, 1978 yılında çektikleri "L' Évasion" ve ardından gelen 1980 yapımı "Le Manège" kısa filmleriyle dikkatleri üzerlerine çekti. Nitekim "Le Manège", ortaklara en iyi kısa film kategorisinde prestijli César Ödülü kazandırdı.
Bu ilk başarıların ardından ikili, hazırlığı bir yıldan fazla süren "Le Bunker de la dernière rafale" (1981) filmi üzerinde titizlikle çalıştı. Bilim kurgu ile fanteziyi harmanlayan bu yapım, yer altında mahsur kalan askerlerin paranoyak dünyasını anlatıyordu. Fransa'da önemli başarılar elde eden film, festivallerden de ödüllerle döndü. Jeunet, Caro'dan bağımsız olarak da üretimini sürdürdü ve 1984 yapımı "Pas de repos pour Billy Brakko" ile 1989 yapımı "Foutaises" adlı iki kısa filme imza attı. Her iki yapım da ödülleri toplarken, "Foutaises" ünlü yönetmene ikinci César Ödülü'nü getirdi.
Şarküteri'den Masalsı Dünyalara Geçiş
1991 yılına gelindiğinde iki eski dost, sinema tarihini sarsacak yeni bir uzun metrajlı film için tekrar bir araya geldi. Kara komedi türündeki Delicatessen (Şarküteri), sıra dışı atmosferiyle olağanüstü bir başarı yakalayarak en iyi yönetmen ve en iyi senaryo dahil tam dört dalda César ödülüne layık görüldü. Bu muazzam başarı, ikilinin on senedir hayalini kurduğu devasa bir projeyi hayata geçirmelerine olanak sağladı: La Cité des enfants perdus (Kayıp Kentin Çocukları).
1995 yılında tamamlanan bu masalsı filmde, dünya çapında tanınan önemli isimlerden oluşan dev bir kadro bir araya geldi. Filmin kadrosunda şu isimler yer alıyordu:
- Amerikalı aktör Ron Perlman
- Şili asıllı oyuncu Daniel Emilfork
- İranlı sinematograf Darius Khondji
- İtalyan besteci Angelo Badalamenti
- Fransız moda tasarımcısı Jean Paul Gaultier
Görsel efektleriyle döneminin teknolojisini geride bırakan yapım, bazı çevrelerce çocuklar için fazla "karanlık" bulunsa da Jeunet ve Caro, eserlerinin "Bambi" ya da "Pinokyo"dan daha karanlık olmadığını savunarak bu eleştirileri geri çevirdi. Nitekim film, yapımcıların dikkatini çekerek ikilinin Hollywood kapılarını aralamasını sağladı.
Küresel Fenomen: Amelie ve Hollywood Serüveni
Hollywood'un dikkatini çeken Jean Pierre Jeunet, popüler bilim kurgu serisinin dördüncü halkası olan Alien: Resurrection (Alien Diriliş) filmini yönetmek üzere 1997 yılında ekibiyle birlikte Amerika'nın yolunu tuttu. Bu büyük bütçeli deneyimin ardından usta yönetmen, kişisel bir projeyi hayata geçirmek için 2000 yılında Fransa'ya geri döndü. Yıllar boyunca tuttuğu kişisel notlardan ve gözlemlerden yola çıkarak, kendisinin de yaşadığı Paris'in tarihi semti Montmartre sokaklarında çekeceği yeni filminin hazırlıklarına başladı. Böylece sinema dünyası benzersiz bir yapıta kavuştu. Montmartre sokaklarında filizlenen bu eser Amelie adını taşıyordu.
Başrollerini Audrey Tautou ve Mathieu Kassovitz'in paylaştığı film, 2001 yılında vizyona girmesiyle birlikte adeta bir küresel fenomene dönüştü. "Tüm dünyada en büyük başarıyı yakalayan Fransız filmi" unvanını alan başyapıt, uluslararası festivallerde sayısız ödül topladı ve dört dalda César ödülü kazandı. Jeunet, 2004 yılında ise Sébastien Japrisot’un ünlü eserinden uyarladığı, başrollerinde Audrey Tautou, Dominique Pinon ve Amerikalı oyuncu Jodie Foster'ın yer aldığı yüksek bütçeli Un long dimanche de fiançailles (Kayıp Nişanlı) filmini yöneterek başarısını perçinledi. Ünlü yönetmen son dönemde, beyaz perdeye aktarılması planlanan "Life of Pi" projesi üzerindeki çalışmalarını sürdürmektedir.