Jale Baysal, 1926 yılında Kayseri'de hayata gözlerini açan, modern kütüphanecilik disiplininin Türkiye'deki en önemli mimarlarından biridir. İstanbul Üniversitesi Kütüphanecilik Bölümü'nün kurulmasına öncülük eden akademisyen, ülkemizde bu anabilim dalında profesörlük unvanı alan ilk kadın unvanına sahiptir. Yaşamı boyunca bilimsel çalışmaların yanı sıra edebiyatla da ilgilenen yazar, 12 Ağustos 2009 tarihinde İstanbul'da aramızdan ayrılmıştır. Bilgi ve belge yönetiminin bilimsel standartlara kavuşması için ömrünü adayan Baysal, aynı zamanda ünlü iktisat tarihçisi Ayşe Buğra'nın annesidir.
Kayseri'den Kütüphane Yöneticiliğine Ulaşan Yol
Gençlik yıllarını memleketinde geçiren Jale Baysal, orta öğrenimini Kayseri Lisesi bünyesinde başarıyla tamamladı. Yükseköğrenim görmek amacıyla İstanbul'a yönelerek İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne kaydoldu. Buradaki eğitimini 1948 yılında başarıyla tamamladı. Mezuniyetinin ardından Beyazıt Kütüphanesi bünyesinde çalışmaya başladı. Dönemin kültür ortamında aktif rol alan Baysal, 24 Ağustos 1950 tarihinde tanınmış edebiyatçı Tarık Buğra ile dünya evine girdi. Evlilikleri 1968 yılında sona erdi. Bu evlilikten Ayşe isminde bir kızları oldu.
Baysal, akademik kariyerine burada zemin hazırladı. Mezuniyetinin ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Semineri Kütüphanesi bünyesinde tam 11 yıl boyunca memur olarak görev yapan kütüphaneci, bu süre zarfında mesleki birikimini en üst seviyeye taşıdı. Bu süreçte kendisini geliştiren kütüphaneci, 1951 yılında kurulan Edebiyat Fakültesi Genel Kütüphanesi'nin yönetim kadrosuna dahil oldu. Kurumda hem uzman hem de müdür pozisyonlarında görev üstlenerek idari becerilerini kanıtladı. Mesleğin ülke genelinde kurumsallaşması amacıyla 1962 yılında yedi meslektaşıyla birlikte Türk Kütüphaneciler Derneği'nin İstanbul Şubesi'ni kuran Baysal, kütüphanecilik standartlarının yükseltilmesinde aktif bir rol oynadı. Bu derneğin şube başkanlığını ise 1965 ile 1967 yılları arasında başarıyla yürüttü.
Akademide İlklerin Kadını ve Bilimsel Çalışmaları
Üniversitede kütüphanecilik disiplininin akademik bir kimlik kazanması sürecinde Jale Baysal doğrudan dâhil oldu. Kurulan yeni bölümde ilk doktora çalışmasını yürüten araştırmacılardan biri oldu. Osmanlı matbuat dünyasını aydınlatan "Müteferrika’dan Birinci Meşrutiyet’e Kadar Osmanlı Türklerinin Bastıkları Kitaplar" isimli özgün teziyle 1968 yılında doktor unvanını elde etti. Bu geniş envanteri oluşturabilmek adına tam 47.000 cilt eseri inceledi ve 3066 yayını çalışmasına dâhil etti. Kendini geliştirmeye odaklanan Baysal, aynı yıl UNESCO bursu kazanarak dokümantasyon ve enformasyon alanında uzmanlaşmak üzere Almanya'nın yolunu tuttu.
Almanya'daki eğitimini tamamlayıp 1969 yılında Türkiye'ye dönen bilim kadını, İstanbul Üniversitesi bünyesinde dersler vermeye başladı. Bölümde dökümantasyon ile Türk yayın hayatı gibi kritik dersleri üstlenerek yeni nesil kütüphanecilerin yetişmesinde pay sahibi oldu. Akademik basamakları kararlılıkla tırmanmaya devam eden Baysal, hazırladığı "Resmi Daire Kütüphaneleri ve Dökümantasyon Merkezleri" başlıklı tezi sayesinde 1972 yılında doçentlik unvanına layık görülerek kadrosunu güçlendirdi. İki yıl sonra, 1974'te kütüphanecilik bölümünün başkanlığına getirildi. Bu idari görevini, emekliye ayrılacağı döneme kadar tam yirmi yıl boyunca kesintisiz bir biçimde sürdürdü. Bilime katkılarını sürdürerek 1982'de kaleme aldığı "Kütüphanecilik Alanında Yeni Kavramlar Araçlar Yöntemler" çalışmasıyla profesör kadrosuna yükseldi.
Sivil Toplum Çalışmaları ve Edebi Eserleri
Akademik hayattan 1993 senesinde emekli olan Jale Baysal, enerjisini sivil toplum örgütlenmelerine ve edebi üretime yöneltti. Henüz emekli olmadan önce, 1990 yılında İstanbul'da açılan Kadın Eserleri Kütüphanesi'nin kurucuları arasında yer aldı. Ardından, 1991'de 264 aydının bir araya gelmesiyle temelleri atılan Tarih Vakfı'nı kuran heyet içerisinde yer alarak aktif rol üstlendi. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği çatısı altında da sorumluluklar üstlenen Baysal, toplumsal dönüşüme destek vermeyi sürdürdü. Meslek hayatı boyunca sadece bilimsel yayınlarla yetinmedi; radyo skeçleri, öyküler ve çeşitli sahne oyunları kaleme alarak sanatsal yönünü de ortaya koydu.
Yazar kimliğiyle de tanınan profesörün yayımlanmış çeşitli kitapları bulunmaktadır. Sosyal yapıyı irdeleyen "Çağdaş Toplumun Değerleri" adlı kitabının yanı sıra çocuklar için kaleme aldığı "Okuldan Dönerken" isimli eseri okurlarla buluştu. Ayrıca matbaanın Osmanlı'ya gelişini sahneye taşıyan "Cennetlik İbrahim Efendi" oyunu ile 1986'da saygın TOBAV birincilik ödülünü kazandı. Yaşamının son yıllarında, Hasan Keseroğlu'nun kendisiyle gerçekleştirdiği nehir söyleşiler bir araya getirildi. Bu kıymetli söyleşiler, 2006 yılında "Akıl ve Yürek: Bir cumhuriyet kadınının tanıklığı - Jale Baysal ile Söyleşi" başlığıyla kitaplaştırılarak yayımlandı. 12 Ağustos 2009 tarihinde hayata gözlerini yuman Jale Baysal, hem yetiştirdiği yüzlerce öğrencisi hem de kurumsallaşmasına katkı sağladığı sivil toplum kuruluşlarıyla Türk kültür tarihinin unutulmaz simaları arasındaki yerini almıştır.
Baysal'ın ardında bıraktığı entelektüel miras, kütüphanecilik dünyasını şekillendirmeye devam etmektedir. Türkiye'de çağdaş kütüphaneciliğin temellerini atan bilim insanının yayımladığı başlıca eserler şu şekildedir:
- Müteferrika’dan Birinci Meşrutiyet’e Kadar Osmanlı Türklerinin Bastıkları Kitaplar (Doktora tezi)
- Resmi Daire Kütüphaneleri ve Dökümantasyon Merkezleri (Doçentlik tezi)
- Kütüphanecilik Alanında Yeni Kavramlar Araçlar Yöntemler (Profesörlük takdim çalışması)
- Çağdaş Toplumun Değerleri (Sosyal inceleme kitabı)
- Cennetlik İbrahim Efendi (Tiyatro oyunu)
- Okuldan Dönerken (Çocuk kitabı)
