Türkiye’nin sanayileşme öyküsünde derin izler bırakan mimar, öncü sanayici ve büyük hayırsever İzzet Baysal, 1907 yılında Bolu’da dünyaya gelerek vatanına adanmış 93 yıllık ilham verici bir yaşam sürmüştür. Kurduğu döküm fabrikasıyla yerli sanayinin temellerini atan bu değerli şahsiyet, ömrünün son döneminde tüm varlığını adadığı vakfı aracılığıyla eğitim ve sağlık alanında devrim niteliğinde eserler kazandırmıştır. Ülkesine ve doğduğu topraklara duyduğu derin bağlılığı hayır işleriyle taçlandıran Baysal, 5 Mart 2000 tarihinde İstanbul Sarıyer’de hayata gözlerini yummuştur. Naaşı, Bakanlar Kurulu kararıyla ve kendi arzusu doğrultusunda, kurucusu olduğu Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nin Gölköy kampüsünde yer alan anıt mezarına defnedilmiştir. Kendini ülkesinin kalkınmasına adayan bu vizyoner isim, geride sayısür eser ve hiç eskimeyecek bir toplumsal miras bırakmıştır.
Eğitim Yıllarından Sanayi Öncülüğüne Uzanan Yolculuk
Ahmet Canip Efendi ile Hafız Behiye Hanım’ın dört çocuğunun en küçüğü olan İzzet Baysal, Karaçayır Mahallesi'nde doğmuştur. İlk ve ortaöğrenimini Bolu'da tamamlayarak 1926'da İstanbul’daki Sanayi-i Nefise Mektebi’ne kaydolmuştur. Osman Hamdi Bey tarafından 1882 yılında kurulan bu mektep, ilerleyen yıllarda Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ve son olarak Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi isimlerini alarak eğitim hayatına devam etmiştir. Baysal, akademiden mimar olarak mezun oldu. Genç mimar, ilk görevine Bolu Nafia (Bayındırlık) Müdürlüğü bünyesinde başlamıştır. 1932 yılında meslektaşlarıyla bir araya gelerek Gerede'nin imar planını hazırlamıştır. Ardından Ankara Milli Müdafaa Vekaleti Hava Müsteşarlığı'nda mimarlık yaparak Eskişehir Hava Meydanı inşaatının koordinasyonunu üstlenmiştir. 1934 yılında ise Eskişehir Belediyesi Fen İşleri Şefi olmuştur.
Bu dönemde hayat arkadaşını bulan Baysal, Eskişehir Lisesi’nde coğrafya öğretmenliği yapan Çanakkaleli Refika Pınar ile evlenmiştir. 1939 yılında kızları Esin Baysal dünyaya geldi. Ancak genç yaşta eşini kaybeden Baysal, 1942 yılında büyük bir acıyla sarsılmıştır. İkinci eşi Nafize Hanım ise 1986'da vefat etmiştir. Baysal, 1936 yılından itibaren Ankara'da bağımsız olarak çalışmaya başlamış, 1939-1942 yılları arasında Afyon'da vatani görevini ifa etmiştir. Eşinin vefatının ardından elindeki işleri hızla tamamlayarak 1943 yılında ticaretin kalbi olan İstanbul'a yerleşmiştir. Karaköy Perşembe Pazarı’nda sıhhi tesisat malzemeleri ile hırdavat satan bir mağazayı devralarak ticari hayata adım atmıştır. Ticaret yaparken üretimin önemini fark etmiş ve kapı kilidi imalatı gerçekleştiren ufak bir atölye faaliyete geçirmiştir. Dükkanında sattığı ithal boru ekleme parçalarının Türkiye'de neden üretilmediğini sorgulamaya başlamıştır. Bu soru, onun sanayici kimliğinin kapılarını aralamıştır.
Sanayide Yerli Üretim Hamlesi ve İzsal Döküm'ün Doğuşü
Çözüm üretmek amacıyla iki defa Almanya’ya giderek temper döküm teknolojisi üzerine derinlemesine araştırmalar yapmıştır. Edindiği teknik bilgileri memleketinde uygulamak için kolları sıvamış ve 1950 yılında Türkiye'nin özel teşebbüse ait ilk mekanize döküm fabrikasını kurmayı başarmıştır. Tesis, 1951 yılında İzzet Baysal Döküm Sanayi Müeessesesi adı altında üretime başlamıştır. Sanayide çığır açan bu girişim, 1957 yılında kurumsallaşarak aile şirketine dönüşmüş ve günümüzde de İzsal Döküm Sanayi A.Ş. adıyla üretimini sürdürmüştür. Sanayiciliğin yanı sıra inşaat sektöründe de aktif rol oynayan Baysal, pek çok kritik projeye imza atmıştır:
- Ankara Etlik Veteriner Laboratuvarı
- Bolu Devlet Hastanesi ve Bolu Lisesi
- Bolu Ziraat Bankası Evleri
- Bolu Kız Enstitüsü (Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi)
- Bolu Kapalı Cezaevi
- Melen Köprüsü ve Adapazarı yolu güzergahındaki yol ve köprü projeleri
Sanayideki bu öncü girişimleri sayesinde İzzet Baysal, İstanbul'un en fazla gelir vergisi ödeyen ilk on mükellefi arasına girmeyi başarmıştır. Ülke ekonomisine sağladığı katkılar nedeniyle 1994 yılında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından TC Devlet Üstün Hizmet Madalyası ile ödüllendirilmiştir. Aynı yıl iş hayatından çekilerek kendini vakfa adadı. Vaktini tamamen toplumsal fayda çalışmalarına yönlendirmiştir.
Bolu'nun Babası: Eğitime ve Sağlığa Adanmış Bir Ömür
İzzet Baysal, servetini topluma geri vermenin en güzel örneğini sergilemiştir. 1986 yılının son günlerinde kurduğu İzzet Baysal Vakfı'na tüm maddi varlığını vasiyet eden hayırsever, Türkiye'nin en büyük toplumsal kalkınma hareketlerinden birini başlatmıştır. Vakıf, Bolu başta olmak üzere eğitim, sağlık ve sosyal alanlarda yüzlerce eser kazandırmıştır. 2020 yılına kadar tamamlanan 145 tesisin toplam bedeli, 2019 yılı rayiç değerleriyle tam 814.545.091,52 TL’ye ulaşarak Bolu'nun kaderini değiştirmiştir.
Halk tarafından sevgiyle "Bolu’nun Babası" unvanı verilen Baysal'an, sağlığında heykeli dikilmiştir. İsmi Bolu'nun en işlek caddesi ile Bolu ve Gerede'deki iki mahalleye verilmiştir. Ayrıca Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, ODTÜ, Mimar Sinan Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi senatoları kendisine Eğitimde Onursal Doktora payesi takdim etmiştir. 2006 yılında ise Türkiye Büyük Millet Meclisi, vakfa TBMM Üstün Hizmet Ödülü vermiştir. 1990 yılından beri her 11 Mayıs'ta düzenlenen "İzzet Baysal Şükran Günleri" kutlamaları, 2013'ten itibaren Bolu Kent Konseyi öncülüğünde organize edilmektedir.
Vakfın yönetiminde babasının yolundan ilerleyen kızı Esin Avunduk, kurucular arasında yer alarak başkan yardımcılığı görevini yürütmektedir. Baysal, ömrünün son yıllarında etrafındakilere yol gösteren on altın öğüdünü miras bırakmıştır. Bu öğütler, insan hayatına rehberlik edecek evrensel değerler barındırmaktadır:
- Düşünmeye vakit ayır, düşünce güç için kaynaktır.
- Eğlenmeye vakit ayır, eğlence gençliğin sırrıdır.
- Okumaya vakit ayır, okuma bilginin pınarıdır.
- Duaya vakit ayır, dua güç anlarda direnmenin desteğidir.
- Sevmeye vakit ayır, sevme yaşamı tatlı kılan şeydir.
- Anlaşmaya vakit ayır, anlaşma yaşama güzel bir tat verir.
- Gülmeye vakit ayır, gülme ruhun güzelliğidir.
- Vermeye vakit ayır, verme günün aydınlığıdır.
- İşini iyi yapmaya vakit ayır, iyi işi kişiyi saygın yapar.
- Teşekküre vakit ayır, teşekkür yaşam pastasının kremasıdır.
İzzet Baysal’ın hayatı, 2003 yılında Can Dündar yapımcılığında "İzzet Baba" adıyla belgeselleştirilmiştir. Nuray Özdemir ise 2010 yılında yayımladığı "Cumhuriyetin Öncü Sanayicisi İzzet Baysal" adlı biyografi kitabıyla onun yaşamını ölümsüzleştirmiştir. Baysal’ın mirası, kurduğu vakıf ve yetiştirdiği nesillerle yaşamaya devam etmektedir.
