Danimarkalı ünlü deprem bilimci Inge Lehmann, 13 Mayıs 1888'de Kopenhag'da doğarak sismoloji tarihini kökten değiştiren keşiflere imza atmıştır. Başarılı araştırmacı, Dünya'nın katı bir iç çekirdeğe sahip olduğunu deprem dalgalarının kırılma biçimlerini inceleyerek bilim dünyasına kanıtladı.
Kopenhag’dan Cambridge’e Uzanan Bilim Yolculuğu
Lehmann, psikolog olan babası Alfred Georg Ludvik Lehmann'ın desteğiyle entelektüel açıdan son derece zengin bir aile ortamında büyüdü. Eğitim hayatına, ünlü fizikçi Niels Bohr'un teyzesi Hanna Adler tarafından yönetilen ve kızlar ile erkeklere eşit bilimsel olanaklar sunan ilerici bir okulda başladı. Bu yüksekokulu başarıyla bitirdikten sonra Kopenhag Üniversitesi'nde matematik, jeofizik ve sismoloji alanlarında yükseköğrenim gördü. Ardından Cambridge Üniversitesi'nde dersler aldı. Ancak yaşadığı ciddi sağlık sorunları sebebiyle buradaki derslerine uzun süre kesintili şekilde devam etmek zorunda kaldı. Genç bilim kadını, 1910 ve 1911 yıllarında sadece kadın öğrencileri kabul eden Newnham Koleji bünyesinde matematik derslerini sürdürdü. Aşırı çalışma temposu yüzünden yorgun düşerek Kopenhag'a dönen Lehmann, akademik faaliyetlerine bir müddet ara verdi. Danimarka'da kaldığı bu dönem boyunca hesaplama yeteneklerini üst seviyeye çıkaran Lehmann, 1918 yılında yarım bıraktığı Kopenhag Üniversitesi'ndeki eğitimine yeniden başladı ve iki yıl sonra lisans derecesini alarak mezun oldu. Mezuniyetinin ardından iş aramaya koyuldu. Takvimler 1923 yılını gösterdiğinde Kopenhag Üniversitesi'nde aktüeryal bilim profesörü JF Steffensen'in asistanlığını üstlendi. Sigortacılık sektöründe geçirdiği birkaç senenin ardından hayatının dönüm noktası olacak yeni bir göreve adım attı. Danimarka'nın Grönland bölgesinde sismolojik gözlem istasyonları kurmakla görevlendirilen ünlü jeodezici Niels Erik Nørlund'un yardımcısı oldu. Jeodezi alanındaki sınavı 1928 yılında başarıyla vererek Danimarka Jeodezik Enstitüsü'nde sismoloji bölüm başkanlığı makamına getirildi.
Dünyanın Gizemli Merkezini Aydınlatan Keşif
Göreve başladıktan sonra sismik verileri titizlikle inceleyen araştırmacı, o dönemde hakim olan teorileri sarsacak bir gerçeşi fark etti. Bilim dünyası o yıllarda yerkürenin merkezinin tamamen erimiş tek bir sıvı küreden oluştuğuna inanırken Lehmann, 1936 yılında yayınladığı çalışmasıyla bu tezi çürüttü. Dünyanın merkezinde bağımsız bir iç çekirdek mevcuttu. Ayrıca bu iç kısmın, kendisini çevreleyen dış çekirdek katmanından tamamen farklı fiziksel nitelikler taşıdığını bilimsel delillerle ortaya koydu. Onun bu çığır açan açıklamaları, sismologlar ve yerbilimciler tarafından büyük bir hızla kabul gördü. O güne dek hiç kimse deprem dalgalarının yerkürenin derinliklerine ulaştığında yavaşladığına veya kırıldığına dair ikna edici bir kuram sunmamıştı. Lehmann, hazırladığı makalede sismik dalgalardan biri olan P dalgalarının yeryüzünün merkezine vardığı anlarda beklenmedik biçimde yansıdığını ve bu sapmanın ancak katı bir iç çekirdeğin varlığıyla açıklanabileceğini ilan etti. Dönemin otoriteleri Beno Gutenberg, Charles Francis Richter ve Harold Jeffreys, Lehmann'ın tezlerini birkaç yıl içinde onayladı.
Sismoloji bilimi, yerkabuğundaki kırılmaların ve gerilmelerin ürettiği dalgaların analizine dayanır. Levha tektoniği çerçevesinde fay hareketleriyle ortaya çıkan bu dalgalar şu temel özelliklere sahiptir:
- P Dalgası (Birincil Dalga): Yeryüzüne paralel titreşimlerle yayılan ve yıkıcı gücü bulunmayan ilk öncül sarsıntıdır.
- S Dalgası (İkincil Dalga): Yerkabuğuna dik hareket eden, hızı P dalgasının yarısı kadar olan sarsıntıdır.
- Ortam Yoğunluğu Etkisi: Dalgaların hızı, içinden geçtikleri kayaç, kömür, çamur veya petrol gibi tabakaların yoğunluğuna bağlı olarak kırılır ve yön değiştirir. Yerbilimciler dalgaların kırılma biçimlerini inceleyerek yerkürenin derinliklerinin bir modelini çıkarabilirler.
Savaş Yılları, Amerika Macerası ve Ölümsüzleşen Miras
İkinci Dünya Savaşı sırasında Danimarka'nın Alman ordularınca işgal edilmesi, Lehmann'ın bilimsel araştırmalarını ve uluslararası bilim camiasıyla bağlarını büyük ölçüde kesti. Savaş sonrasındaki yıllarda Jeodezik Enstitüsü içerisindeki diğer çalışanlarla yaşadığı kişisel anlaşmazlıklar ve ilişkilerin bozulması onu yıprattı. Deneyimli sismolog, 1953 yılında kurumdaki görevinden emekliye ayrılma kararı aldı. Emekliliğinin ilk yıllarını ülkesinde geçirdikten sonra çalışmalarına devam etmek üzere Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı. Burada Amerikalı bilim insanları Maurice Ewing ve Frank Press ile yerkabuğu ve üst manto araştırmalarında verimli bir işbirliği kurdu. Ortak yürütülen çalışmalar esnasında yer yüzeyinin yaklaşık 190 ila 250 kilometre derinliğinde meydana gelen yeni bir sismik süreksizlik keşsetti ve bu önemli bulgu tarihe Lehmann Süreksizliği adıyla kaydedildi. Meslek hayatı boyunca sismolojiye kazandırdığı olağanüstü katkılar sayesinde pek çok saygın ödüle layık bulundu.
- 1960: Harry Oscar Wood Ödülü
- 1964: Emil Wiechert Madalyası
- 1965: Danimarka Kraliyet Bilim Derneği Edebiyat Altın Madalyası
- 1938-1967: Tagea Brandt Rejselegat
- 1969: Fellow of the Royal Society
- 1971: William Bowie Madalyası (Bu ödülü alan ilk kadın bilim insanıdır)
- 1977: Amerika Sismoloji Derneği Madalyası
Danimarkalı efsanevi sismolog, 21 Şubat 1993 tarihinde doğum yeri olan Kopenhag'da 105 yaşında hayata gözlerini yumdu. Bilim dünyası, kazandırdığı başarıların anısını yaşatmak için çeşitli biçimlerde adını ölümsüzleştirdi. Ölümünden kısa süre sonra, 15 Nisan 1993 tarihinde keşedilen Asteroid 5632'ye ünlü sismoloğun ismi ithaf edildi. Florida'da bir köprüye adı verildi. Amerikan Jeofizik Birliği ise 1997 yılından itibaren iki senede bir verilmek üzere onun adına özel bir madalya ihdas etti.
