Türk basınının ve Cumhuriyet dönemi düşünce hayatının önde gelen simalarından olan İlhan Selçuk, 11 Mart 1925 tarihinde Aydın'da dünyaya geldi. Kalemiyle ve yazar kimliğiyle Türkiye'nin siyasi ve toplumsal hafızasında derin izler bırakan aydın, uzun yıllar boyunca Cumhuriyet gazetesinin başyazarlığını yürüttü. Fikirleri ve duruşu nedeniyle 12 Mart Muhtırası sonrasında Ziverbey Köşkü'nde tutuklu kalıp ağır baskılara maruz kalan yazar, ömrünün son döneminde de Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Hayatı boyunca inandığı düşünsel değerleri savunan Selçuk, 21 Haziran 2010 tarihinde İstanbul'da yaşamını yitirdi.
Aile Kökleri, Çocukluk Yılları ve Hukuk Eğitimi
Babası Mehmet Kasım Selçuk'un askerlik görevi nedeniyle İlhan Selçuk'un çocukluğu, ülkenin pek çok farklı şehrini gezerek geçti. Annesi Hikmet Selçuk, çocuklarının üzerine titreyen bir kadındı. En büyük ağbey Orhan, Harp Okulu'nda öğrenciyken vefat etti. İlhan Selçuk, Türk sanat dünyasının önde gelen karikatüristlerinden Turhan Selçuk ile Mengü Ertel'in eşi Ülfet Ertel'in kardeşidir. Yazar, yükseköğrenimini 1950 senesinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamlayarak başarıyla mezun oldu. Hukuk eğitiminin ardından bir süre serbest avukat unvanıyla mesleğini icra etse de aklı hep yazın ve basın dünyasındaydı. Sonrasında avukatlığı bırakarak yayıncılığa yöneldi.
Mizah Dergiciliğinden Gazetelerin Köşe Yazarlığına
Yayıncılık dünyasına kardeşi Turhan Selçuk ile birlikte adım atan yazar, 1952 yılında 41 Buçuk ve 1956 senesinde Dolmuş dergilerini kurdu. Yazarlığa ilk adımı 41 Buçuk dergisiyle attı. Ardından 1958 senesinde büyük mizah üstadı Aziz Nesin ve kardeşiyle beraber Karikatür dergisini çıkardılar. Bu popüler dergi, daha sonra Semih Balcıoğlu'nun yayıma hazırladığı Taş dergisiyle güçlerini birleştirerek Taş-Karikatür ismiyle yayın hayatını sürdürdü.
Selçuk, düzenli gazete yazarlığına 1961 yılında başlayarak şu mecmualarda fıkralar kaleme aldı:
- Akşam
- Tanin
- Vatan
- Yeni İstanbul
Aynı yıl içinde bu gazeteler arasında geçişler yapan yazarın hayatındaki en büyük dönüm noktası ise 1962'de Nadir Nadi'nin çağrısı üzerine Cumhuriyet gazetesine katılmasıydı. Burada 1963 senesinde başlattığı efsanevi Pencere köşesini vefatına dek sürdürerek düşünsel mücadelesini devam ettirdi. Yazar, 1991 yılından itibaren ise gazetenin başyazarlığını yürüterek yayın politikasının şekillenmesinde doğrudan rol oynadı.
12 Mart Muhtırası, Cunta İddiaları ve Ziverbey Köşkü Sorguları
Siyasi görüşleri nedeniyle 12 Mart Muhtırası sonrasında, "9 Mart Cuntası" içerisinde yer aldığı savıyla gözaltına alındı. Muhtıraya giden dönemde Doğan Avcıoğlu'nun çıkardığı Devrim gazetesi çevresinde bir araya gelen ve aralarında Emekli Korgeneral Cemal Madanoğlu'nun da bulunduğu "Millî Demokratik Devrimciler", mevcut partilerin demokrasi anlayışının bir oyalama olduğunu savunmaktaydı. Subayları ikna ederek 1917 Rusya'sındaki Ekim Devrimi benzeri bir yöntemle ulusalcı askeri darbe planladıkları, sonraları Hasan Cemal tarafından Cumhuriyet'i Çok Sevmiştim isimli anı kitabında ifşa edilecekti. Selçuk, bu bağlamda Oktay Kurtböke ile beraber sıkıyönetim mahkemelerinde yıllarca yargılandı.
Bu dönemde yaşadığı en ıstırap verici tecrübe ise Erenköy'de bulunan Zihni Paşa Köşkü, bilinen adıyla Ziverbey Köşkü'ndeki sorgularıydı. Burada çok ağır sorgulardan geçti. Yaşadıklarını başlangıçta açıklamayı düşünmüyordu. Fakat 1987 yılında yazdığı Köşk kitabıyla gerçekleri ifşa etti. Kitap, Ziverbey Köşkü'ndeki ürpertici işkence iddialarını ülkede ilk kez tüm çıplaklığıyla ifşa eden tarihi bir belgeye dönüştü. Selçuk, ifadesine gizlice yerleştirdiği olağanüstü bir akrostiş yöntemiyle bu gerçeği dışarıya ulaştırmıştı. Yazdığı ifadede yer alan her cümlenin sondan ikinci kelimesinin ilk harfi yukarıdan aşağıya okunduğunda "işkence altındayım" ifadesi çıkıyordu. Yazar, buranın Cevdet Sunay, Memduh Tağmaş ve Faik Türün cuntasının doğrudan denetiminde kurulan özel bir yasadışı sorgu üsü olduğunu yazmıştı. Köşteki yasadışı sorguların Faik Türün ve (1991'de bir Dev-Sol militanınca öldürülen) Memduh Ünlütürk yönetiminde yürütülerek birçok aydını mağdur ettiği de bu şekilde belgelenmiş oldu.
Ergenekon Gözaltısı, Veda ve Sonsuz Yolculuk
Yaşamının son yıllarında dahi sükunete kavuşamayan İlhan Selçuk, 21 Mart 2008 günü sabah saat 04:30 sularında gözaltına alındı. Ergenekon soruşturması kapsamında yaşanılan bu gözaltı sonrasında iki gün boyunca aralıksız sorgulanan gazeteci, nihayetinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Usta yazar, 21 Haziran 2010 günü vefat etti. Ölüm yeri ise İstanbul'dur. Vefatının ardından naşı Hacıbektaş ilçesindeki ünlü Yıldızlar Mezarlığı'na törenle defnedilerek sonsuzluğa uğurlandı.
