Türkiye'nin yakın siyasi ve hukuki tarihine damgasını vurmuş isimlerden biri olan İlhan Cihaner, 23 Şubat 1968 tarihinde Kars'ta dünyaya geldi. Savcılık görevini yürütürken attığı cesur adımlarla adından söz ettiren ve ardından TBMM çatısı altında milletvekilliği yapan Cihaner, özellikle JİTEM ve cemaat soruşturmalarıyla ülke gündemini derinden sarstı. O, hukukun üstünlüğü mücadelesiyle tanındı.
Hukuk Eğitimi ve Mesleğe İlk Adım
İlköğretim yıllarını doğduğu şehir olan Kars'ta tamamlayan İlhan Cihaner, ortaokul ve lise eğitimi için başkent Ankara'ya yöneldi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Akademik gelişimini sürdürmek amacıyla Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde yüksek lisans yapan Cihaner, buradaki tez çalışmasında bilgi edinme hakkını bir insan hakkı olarak ele aldı.
1991 yılında adli yargı hâkim ve savcı adayı olarak göreve başlayan Cihaner, meslek hayatı boyunca Anadolu'nun farklı bölgelerinde önemli sorumluluklar üstlendi. Görev yaptığı ilçeler ve şehirler arasında şunlar yer almaktadır:
- Reyhanlı, İdil ve Çamlıdere ilçelerinde savcılık görevlerini ifa etti.
- Vezirköprü ve Alaşehir'de başsavcı olarak çalışmalarını yürüttü.
- Erzincan ve Adana cumhuriyet başsavcılığı makamlarında en üst düzeyde sorumluluk üstlendi.
Cumhuriyet başsavcılığı görevi sırasında meslektaşlarına yönelik Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, infaz hukuku, İstanbul Protokolü ve istinaf konularında eğitici sıfatıyla seminerler verdi. Adalet Bakanlığı ve Avrupa Birliği projeleri kapsamında Strasbourg'da insan hakları, Hollanda'da ise istinaf mahkemeleri üzerine inceleme ve eğitim ziyaretlerinde bulundu.
Tarihi Soruşturmalar ve Görevi Başında Tutuklanması
Şırnak'ın İdil ilçesinde görev yaptığı 1999 yılında, 1989'da hayatını kaybeden üç köylünün dosyasını yeniden açarak karanlık noktaları aydınlatmaya çalıştı. Albay Arif Doğan, Cem Ersever, Yüzbaşı Sinan Yaşar ve itirafçı İbrahim Babat'ın da aralarında bulunduğu isimler hakkında kapsamı bir iddianame hazırladı. O dönemde varlığı şiddetle tartışılan JİTEM örgütlenmesine karşı ilk davayı açarak büyük bir cesaret örneği sergiledi. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığına gönderdiği bu tarihi iddianamede, silahlı bir çete oluşturulduğunu ve birden fazla insanın öldürüldüğünü açıkça belirtti.
2007 yılında Erzincan Başsavcılığına atanmasının hemen ardından, İsmailağa cemaati ve Fethullah Gülen grubu hakkında geniş çaplı soruşturmalar başlattı. Medine Vakfı'na bağlı evlerde çocuklara dini eğitim verildiği iddiaları üzerine dinleme kararları aldırdı. Soruşturma derinleştikçe şüpheliler arasında hükümete yakın gazete sahipleri, bakanlar ve büyükşehir belediye başkanı Kadir Topbaş gibi isimler belirdi. Baskınlarda yirmi altı kişi gözaltına alınırken, bu kişilerden yedisi mahkemece tutuklandı. Cemaatin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu'nu da kapsayan geniş operasyon öncesinde Adalet Bakanlığı devreye girdi. İddialara göre bakanlık yetkilileri Cihaner'i arayarak tutukluların serbest bırakılmasını talep etti ve yerinin değiştirilmesi için baskı uyguladı.
Fethullah Gülen grubuna yönelik; kara para aklama, casusluk, KPSS ve polis akademisi sınav sorularını ele geçirme gibi ağır suçlamalarla soruşturma yürüttü. Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal'ın bu soruşturmayı engellediğini Adalet Bakanlığı ve HSYK'ye gizli bir yazıyla bildirdi. Bu bildirimden kısa süre sonra, 2010 yılının şubat ayında görevi başındayken tutuklanan ilk cumhuriyet başsavcısı oldu. Jandarma ile ortaklaşa yürüttüğü bu soruşturmaların yarattığı büyük rahatsızlık, ona karşı kurulan kumpasın temel sebebi olarak gösterildi.
HSYK, bu yetki aşımına imza atan Erzurum'daki savcıların yetkilerini kaldırarak sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu. Adalet Bakanlığı Müsteşarı'nın karara itiraz etmesine rağmen soruşturması elinden alınan Cihaner hakkında yirmi altı yıl hapis istemiyle dava açıldı. Dört ay boyunca cezaevinde tutsak kalan başsavcı, ilerleyen süreçte tahliye edildi. Yıllar sonra bu sürecin büyük bir kumpas olduğu tescillendi ve tutuklamayı yapan savcılar terör örgütü üyeliğinden cezaevine gönderildi.
Parlamento Yılları ve Siyasi Mücadelesi
Uğradığı haksızlıkların ardından adalet arayışını parlamento zeminine taşıyan Cihaner, 2011 seçimlerinde CHP Denizli Milletvekili olarak meclise girmeyi başardı. 2015 genel seçimlerinde ise bu kez İstanbul Milletvekili sıfatıyla yasama faaliyetlerini sürdürdü. Milletvekilliği süresince mecliste aktif çalışmalara katıldı.
Ayrıca 2012, 2014 ve 2016 yıllarındaki CHP kurultaylarında parti meclisi üyeliğine seçilerek bu görevini 2018 yılına kadar devam ettirdi. 2018 genel seçimlerinde aday gösterilmeyen siyasetçi, partinin liderlik yarışına da dahil oldu. 2020 ve 2023 yıllarında yapılan CHP kurultaylarında genel başkanlık makamı için aday adaylığını açıkladı. Yeterli delege imzasını toplayamadığı için resmi adaylık hakkını kazanamadı. İlhan Cihaner, günümüzde de bir hukukçu ve siyaset adamı olarak toplumsal meselelerdeki duruşunu sürdürmektedir.
