Türk basın dünyasının en hareketli ve tartışmalı dönemlerinde adından söz ettiren gazeteci ve yazar İlhan Bardakçı, 22 Şubat 1926 tarihinde Burhaniye'de hayata gözlerini açtı. Anne ve babası Cemal Bardakçı ile Fatma Nuriye Bardakçı'nın yuvasında, ailenin üç evladından biri olarak dünyaya gelen yazar, yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesinde tamamladı. Hukuk eğitimi almasının ardından yönünü medyaya çeviren Bardakçı, profesyonel gazetecilik kariyerine 1948 senesinde adım attı. Sektörde hızlıca yer edinen Bardakçı; Yeni Sabah, Milliyet, Havadis ve Cumhuriyet gibi Türk basın sektörünün amiral gemisi sayılan pek çok farklı gazetede köşe yazarı olarak görev yaptı. Tarih yaprakları 1956 yılının kasım ayını gösterdiğinde ise dünya gündemini sarsan Macar İhtilali'ni yerinde canlı olarak takip eden tek Türk gazeteci sıfatıyla adını meslek tarihine altın harflerle yazdırdı. Ülkesine döndükten sonra da yazın hayatına devam eden ünlü kalem, 27 Şubat 2004 tarihinde Almanya'nın Giessen şehrinde vefat ederek aramızdan ayrıldı.
Fırtınalı Gazetecilik Yılları ve Hapis Cezası
Medya alanındaki tecrübelerini yeni nesillere aktarmak isteyen Bardakçı, 1971 yılında o dönemki adıyla Başkent Gazetecilik Özel Yüksekokulu olan, günümüzdeki Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde gazetecilik teknikleri dersleri vermeye başladı. Bu akademik görevinden yaklaşık on yıl önce, yani 1961 senesinde kendi bağımsız gazetesini kurarak yayıncılık faaliyetlerini sürdürmüştü. Ancak 27 Mayıs askeri darbesinin getirdiği olağanüstü koşullar, yazarın hayatında derin ve sarsıcı izler bırakan bir dönüm noktası oldu. Dönemin Cumhurbaşkanı Celâl Bayar'ın, Harbiye öğrencilerini kıyma makinelerinde doğratıp cesetlerini denize attırdığı yönündeki asılsız haberler ülkede infial yaratmıştı. Bu asılsız iddialara karşı cesurca kalem oynatan Bardakçı, kaleme aldığı yazısında 'Bu haberin rezilane bir yalan olduğunu' ilan etti. Yazdığı bu yazı gerekçe gösterilerek tutuklandı. Tutukluluk sürecini geçirmek üzere Balmumcu Cezaevi'ne sevk edildi. Bu hapishanede, kendisi gibi tutuklu bulunan üniversitedeki hocası ünlü hukukçu Ali Fuad Başgil ile aynı koğuşu paylaştı. Hücrede birlikte vakit geçirdiler. Özellikle 1960'lı yıllar boyunca yazar hakkında ardı arkası kesilmeyen çok sayıda farklı dava açıldı.
Casusluk İthamı, Sürgün ve Almanya'daki Son Yılları
Bardakçı'nın karşı karşıya kaldığı en ağır hukuki süreç ise Türkiye Cumhuriyeti devletine ait gizli resmi belgeleri Irak ve Libya devletlerine sızdırdığı iddiasıyla başladı. Casusluk suçlamasıyla karşı karşıya kaldı. Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı askeri mahkemesinde vatana ihanet suçlamasıyla yargılandı. Yargılama neticesinde mahkeme tarafından 17 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Demir parmaklıklar arkasına girmek istemeyen Bardakçı, yasal yollardan cezaevine teslim olmamak için gizlice Türkiye'den ayrılarak Almanya'ya kaçtı. Böylece yazarın ömrünün geri kalanını şekillendirecek olan sürgün yılları Bonn şehrinde başladı. Gurbette geçirdiği son 14 yıllık ömrü boyunca eşi Tülay Hanım ile birlikte yaşadı. Almanya'da yaşadığı bu dönemde mesleğinden kopmayan Bardakçı, ayrıca Zaman gazetesinde 'Tarihten Bugüne' isimli köşesinde yazılarını yazmayı sürdürdü. Yazılarında 'İlhan Murad' takma adını kullandı. Özel hayatında hayatı boyunca iki evlilik yapan yazar, ilk evliliğini Nemika Bağ ile gerçekleştirdi. Bu evlilikten, günümüzün tanınmış gazeteci ve tarih yazarlarından biri olan oğlu Murat Bardakçı dünyaya geldi. Daha sonra 1966 yılında hayatını birleştirdiği Tülay Hanım ile evlenen Bardakçı, yaşamının son anına dek onunla birlikteliğini sürdürdü.