Revan hanlarının asil soyundan gelen ve Türk askeri tarihine adını altın harflerle yazdıran Tümgeneral Hüseyin Turgut, Birinci Dünya Savaşı ile Türk Kurtuluş Savaşı'nın zorlu muharebelerinde aktif rol almış ve vatana kırk iki yıl boyunca üstün başarıyla hizmet etmiş kahraman bir Türk subayıdır. 1900 yılının kasım ayında Erivan'da dünyaya gözlerini açan Turgut, hem cephelerdeki kahramanlıklarıyla hem de Türk Hava Küvvetleri'nin modernleşme sürecine yaptığı katkılarla askeri tarihte saygın bir yer edinmiştir. Aynı zamanda genç yaşta adım attığı askeri kariyerinde gösterdiğı üstün başarılar, onu Türk havacılığının öncü isimlerinden biri haline getirmiştir. Ömrünü tamamen vatan savunmasına adadı.
Cepheden Cepheye Bir Gençlik Mücadelesi
Erivan'daki şehir lisesinde eğitim görerek gençlik yıllarına adım atan Hüseyin Turgut, 1917 yılındaki Bolşevik İhtilali sonrasında bölgede patlak veren çatışmalar nedeniyle son derece zor günler yaşadı. Ermeni çetelerin Revan'da gerçekleştirdiğı katliamların ardından ailesiyle birlikte Nahçıvan topraklarına göç etmek mecburiyetinde kaldı. Nahçıvan'ın müdafaasında bir dönem aktif vazife üstlendi. Buradaki savunmanın ardından ailesiyle vedalaşıp Anadolu'ya geçerek Türk ordusunun saflarına katılmaya karar verdi. İlk hedefi Anadolu topraklarına ulaşmaktı. Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde, 1918 yılında orduya resmi olarak katılan Turgut, Birinci Dünya Savaşı'nın çetin cephelerinde kendisini gösterdi. İlk olarak IV. Kolordu bünyesindeki 5. Tümen'de mücadele eden kahraman asker, ardından Doğubayazıt bölgesinde konuşlu olan 11. Tümen safında muharebelere iştirak etti. Harbin son aylarında doğu ve güneydoğu cephelerinde sergilediği yüksek disiplin ve yararlılıklar vesilesiyle ordu yönetimi tarafından Demir Hilal nişanıyla taltif edildi.
Kurtuluş Savaşı ve Gökyüzüne Uzanan Kariyer
Milli Mücadele'nin başlamasıyla birlikte vatan savunmasındaki görevine kararlılıkla devam eden Hüseyin Turgut, doğu cephesinde teğmen rütbesiyle son derece önemli askeri harekatlarda bulundu. Kars, Sarıkamış ve Gümrü'nün düşman işgalinden kurtarılması süreçlerinde aktif rol alan teğmen, cephede sergilediği üstün fedakarlıklar nedeniyle bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Büyük zaferin ardından ordu bünyesinde kalmayı sürdüren Turgut, ülkenin güneydoğu bölgesinde baş gösteren Kürt isyanlarının bastırılması operasyonlarında da aktif sorumluluklar üstlendi. 1930 yılına dek başkent Ankara'da bulunan muhafız alayında görev yapan tecrübeli subay, gösterdiği üstün hizmetlerin bir neticesi olarak Hava Küvvetleri bünyesine tayin edildi.
Hüseyin Turgut'un askeri kariyeri boyunca katıldığı başlıca harekatlar ve aldığı nişanlar şu şekildedir:
- Birinci Dünya Savaşı doğu ve güneydoğu cephelerindeki hizmetleri vesilesiyle layık görüldüğü Demir Hilal nişanı
- Milli Mücadele'deki kahramanlıkları sebebiyle Atatürk tarafından takdim edilen İstiklal Madalyası
- Doğu cephesinde gerçekleştirilen Kars, Sarıkamış ve Gümrü kurtuluş harekatları
- Güneydoğu Anadolu bölgesindeki ayaklanmaların bastırılması operasyonları
Gökyüzündeki 'Jung Dayı' ve Son Yılları
Havacılık alanında kendisini hızla geliştiren Hüseyin Turgut, 1932 senesinde askeri pilotlar arasında tertip edilen yarışmada büyük bir başarıya imza attı. Yarışmayı dereceyle bitiren en başarılı beş pilottan biri olmayı başararak, askeri havacılık alanındaki yenilikleri yerinde incelemek ve ileri düzey eğitimler almak üzere Fransa'ya gönderildi. Buradaki eğitimi yüksek başarıyla bitirdi. Avrupa'daki eğitim sürecini tamamlayarak yurda dönüş yaptı. Altı farklı yabancı dile hakimiyetiyle tanınan donanımlı subay, 1934 ile 1946 yılları arasında göklerin yeni muhafızlarını yetiştirmek amacıyla Türk Hava Küvvetleri bünyesinde öğretmen pilot olarak vazife üstlendi. Havacılık camiasında genç pilotlar tarafından çok sevilen Turgut, ayrıca babacan tavırları nedeniyle Jung Dayı lakabıyla anılmaktaydı. 1946 yılında geçirdiği ağır bir kaza sonucunda sağlığını kaybeden tecrübeli havacı, uçuş eğitmenliği görevine veda etmek zorunda kaldı. Bu kaza hayatında dönüm noktası oldu. Kazanın ardından Hava Küvvetleri bünyesindeki idari kadrolarda farklı görevler yürüten Turgut, kırk iki yıllık hizmetinin ardından 1960 yılında tümgeneral rütbesiyle ordudan emekliye ayrıldı. Askeri üniformasını çıkardıktan sonra sakin bir yaşam süren Turgut, 1971 senesinde Türkiye'de hayata gözlerini yumdu.
