Hüseyin Avni Ulaş, Türk siyasi tarihinin en çalkantılı geçiş dönemlerinde milletin bağımsızlığı için öne çıkmış idealist bir siyasetçidir. 1887 senesinde Erzurum ilinin Palandöken ilçesine bağlı olan Kümbet köyünde dünyaya gözlerini açan devlet adamı, hukuk eğitimiyle başladığı hayatında her zaman hürriyet ve adalet mücadelesi yürütmüştür. Siyasi kariyeri boyunca milli iradenin tek bir merkezde toplanmasına karşı çıkarak demokratik bir denetim mekanizması oluşturmayı gaye edinmiştir. Cumhuriyet öncesi ve sonrasında mebusluk yapmıştır. Sivil direnişin kongrelerden meclis kürsülerine taşınmasında ve çok partili siyasi hayata geçiş çabalarında kurucu ve öncü roller üstlenmiştir. Bu onurlu ömrünü İstanbul'da tamamlamıştır.
Kongrelerden Meclis Kürsüsüne Uzanan İlk Adımlar
Gençlik yıllarında payitaht İstanbul'a giderek burada hukuk alanında eğitim almaya hak kazandı. Başarıyla tamamladığı hukuk eğitimi, onun ilerleyen yıllarda sergileyeceği ilkeli ve yasalara bağlı siyasi duruşuna güçlü bir dayanak oldu. Anadolu topraklarının işgal tehdidi altında ezildiği o karanlık günlerde sivil direnişe katılmayı vatan borcu olarak gördü. 1919 senesinde gerçekleştirilen hem Erzurum hem de Sivas Kongrelerine katılarak milletin kurtuluş reçetesini hazırlayan kadroların içinde yer aldı. Bu kongrelerde sergilediği kararlılık, onun bölgesel bir aktör olmaktan çıkıp ulusal bir lider haline gelmesini sağladı. Kongre süreçlerinin ardından meşruiyet zeminini korumak amacıyla İstanbul'daki meclis seçimlerine katılarak mebus seçildi. 12 Ocak 1920 tarihinde İstanbul'da ilk tarihi toplantısını gerçekleştiren son Osmanlı Mebusan Meclisi sıralarında Erzurum'u temsil etmeye başladı. İtilaf Devletleri'nin 16 Mart 1920 tarihinde güzel payitaht İstanbul'u resmen işgal etmesi ve milli meclisi kapatarak oradaki milletvekillerini tutuklaması üzerine, vatanın bağımsızlığını korumak adına derhal harekete geçti. Onun için yeni adres Ankara olacaktı. Ulaş, 23 Nisan 1920 günü dualarla açılan Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne katılarak Erzurum mebusu sıfatıyla görevine devam etti.
Birinci Meclis Dönemi ve Muhalif Duruş
Ankara'da açılan yeni mecliste, Erzurum'un diğer saygın milletvekili Celalettin Arif Bey ile omuz omuza çalışmaya başladı. Doğu Anadolu bölgesinde meclis denetiminde özel bir yönetim modeli teşkili için arkadaşıyla birlikte kapsamlı planlar hazırladılar. Fakat bu idari çabalar hedeflenen başarıya ulaşamadı. Bu başarısızlığın ardından Ulaş, gücün tek bir kişide ve merkezde toplanma eğiliminden derin bir rahatsızlık duymaya başladı. Birinci meclis çatısı altında Mustafa Kemal Paşa'nın yetkilerinin olaşanüstü biçimde artırılmasına kararlılıkla karşı duran hareketin içinde konumlandı. Hukuki hassasiyetleri ve denetlenebilir yönetim anlayışını savunarak parlamenter demokrasinin ödünsüz muhafızı olarak sesini yükseltti. Siyasi muhalefeti daha organize hale getirmek için 1921 yılının sonlarında meşhur İkinci Grup oluşumu kurmaya karar verdi. Bu meclis içi grubun kurulmasında ve siyasi hedeflerinin belirlenmesinde başı çeken en etkili isimlerden biri oldu. Kurucusu ve lideri olduğu bu grubun parlamentodaki güçlü desteğiyle önemli bir siyasi başarı elde etti. 9 Kasım 1922 tarihinde yapılan oylamayla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ikinci başkanlığı makamına seçilerek taltif edildi. Bu makam meclis içindeki gücünü perçinledi. Ancak ülkede esen yeni siyasi rüzgarların neticesinde 1923 yılında yapılan genel seçimlerde meclis dışında kalarak parlamentoya veda etti.
Sınavlar, Beraat ve Siyasi Mirası
Siyasetin dışındaki ömrü de sarsıntısız geçmedi. Dönemin en sarsıcı gelişmelerinden olan meşhur İzmir Suikastı girişimi davasına bir şekilde ismi dahil edildi. Dönemin olaşanüstü yetkili İstiklal Mahkemeleri karşısına çıkartılarak çok ciddi iddialarla itham edildi ve yargılandı. Mahkeme heyeti önünde yürüttüğü savunması neticesinde suçsuz olduğu kesin delillerle ortaya kondu. Neticede mahkeme tarafından beraatine karar verildi. Alnının akıyla çıktığı bu yargılamanın ardından uzun yıllar boyunca sessiz ve sakin bir yaşam sürmeyi tercih etti. İkinci Dünya Savaşı sonrasında tüm dünyada başlayan demokratikleşme dalgasıyla birlikte ülkede de aktif siyasete dönme kararı alarak 1945 yılında kurulan Milli Kalkınma Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı. Cumhuriyet tarihinin bu ilk çok partili dönem denemesinde yer alarak Türk demokrasisine son bir hizmette bulunmuş oldu. Ömrünün son demlerine kadar hürriyet idealine ve milli bağımsızlığa sarsılmaz bir inançla bağlı kalan bu büyük vatansever, 23 Şubat 1948 tarihinde İstanbul'da fani dünyaya gözlerini yummuştur. Vefatının ardından naaşı, Boğaz'ın eşsiz manzarasına nazır İstanbul Beykoz'daki tarihi Küçüksu Mezarlığı topraklarına sırlanarak ebedi istirahatgahına tevdi edildi. Hüseyin Avni Bey, kızı Fethiye Hanım'ı Türk fikir hayatının abidevi yazarı Nurettin Topçu ile evlendirerek entelektüel dünyada da bir iz bıraktı. Vefat yıldönümünde Öner Özbek organizasyonuyla kabri başında saygıyla yad edilmektedir.
