İbrahim Hulusi Yahyagil, hem Türk askerî tarihinde hem de dinî-tasavvufi düşünce dünyasında derin izler bırakmış önemli bir şahsiyettir. 1895 yılında Ramazan ayının ilk gecesinde Elazığ'ın Kesrik köyünde dünyaya gözlerini açan Yahyagil, Osmanlı'nın son dönemlerinden cumhuriyet yıllarına uzanan fırtınalı bir ömür sürmüştür. Çanakkale Cephesi'nde sergilediği kahramanlıklarla gazi unvanını alan ve albaylık rütbesine kadar yükselen bu vatansever asker, aynı zamanda Risale-i Nur külliyatının müellifi Said Nursi ile kurduğu yakın dostluk ve bu hareketin "birinci talebesi" olmasıyla tanınır. 1986 yılındaki vefatına kadar ömrünü vatanına ve inandığı değerlere adayan Yahyagil, geride silinmez bir toplumsal miras bırakmıştır.
Kuleli'den Çanakkale Siperlerine Bir Askerî Yaşam
Yahyagil'in vatan hizmetiyle geçen gençlik yılları, doğduğu topraklar olan Elazığ'da aldığı ilk askerî eğitimle şekillenmiştir. Askerlik mesleğine olan tutkusu onu İstanbul'a taşımış ve eğitim hayatını Kuleli Askerî Lisesi bünyesinde sürdürmesini sağlamıştır. Buradaki başarısının ardından Harbiye Mektebi sıralarında subay adayı olarak yetişti. Eğitimin hemen sonrasında kendini cihan harbinin tam merkezinde buldu. Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine, 1915 yılında Çanakkale Cephesi'nde görevlendirilmiştir. Genç subay, 3. Kolordu Komutanlığı emrinde en çetin çatışmaların yaşandığı bu cephede kahramanca mücadele ederek gazilik mertebesine ulaşmıştır.
Askerî vazifesini yurdun dört bir yanında ciddiyetle yürüttü. Dersim İsyanı sırasında da bölgede aktif görev aldı. Tarihin bu zorlu ve hassas döneminde üstlendiği vazifede vicdani ve insani duruşundan taviz vermemiştir. Yahyagil, bu süreçte hiçbir insanın zarar görmesine yol açmadan görevini nihayete erdirmeyi başaradığını bizzat aktarmıştır. Orduya uzun yıllar sadakatle hizmet eden bu seçkin asker, takvimler 1950 yılını gösterdiğinde albay rütbesiyle emekliye ayrılarak askerî kariyerine noktayı koymuştur.
Barla Ziyareti ve Risale-i Nur Talebeliği
Emeklilik öncesinde ve sonrasında Yahyagil'in hayatını bütüniyle değiştiren gelişme, İslam alimi Said Nursi hakkında duyduğu olumlu ve övgü dolu sözler olmuştur. Said Nursi ile ilgili duyduğu olumlu referansların etkisiyle onu yakından tanımak isteyen Yahyagil, 1929 senesinde yakın dostu Şeyh Mustafa ile birlikte Barla'daki ikametgahına ziyarete gitmiştir. Bu tarihi ziyaret, onun manevi dünyasında yeni bir sayfa açmıştır. Kendi ifadelerine göre Said Nursi ile yaşamı boyunca toplamda altı kez, kendi deyimiyle "imanın şartı kadar" yüz yüze görüşme imkanı bulmuştur.
Bu sınırlı sayıdaki buluşmaya rağmen, ikili arasında başlayan güçlü manevi bağ, yerini yoğun bir mektuplaşma trafiğine bırakmıştır. Hulusi Yahyagil ile Said Nursi'nin karşılıklı yazdığı bu mektuplar, Risale-i Nur külliyatının en önemli parçalarından biri olan Mektubat isimli eserin temel omurgasını oluşturmuştur. Yahyagil, özellikle talebelerin manevi hayatını tanzim eden ve adeta bir "iç tüzük" olarak nitelendirdiği İhlas Risalesi üzerinde hassasiyetle durmuştur. Risale-i Nur'un en sadık ve birinci talebesi olarak kabul edilen Yahyagil, bu eserlerin geniş kitlelere ulaşması ve doğru anlaşılması için ömrünün sonuna kadar büyük gayret sarf etmiştir.
Elazığ'daki Kanaat Önderliği ve Bıraktığı Eserler
Askerlikten emekli olduktan sonra memleketi Elazığ'a yerleşen İbrahim Hulusi Yahyagil, ömrünün kalan kısmını burada iman dersleri vererek geçirmiştir. Risale-i Nur'un Elazığ ve çevresinde tanınması, kabul görmesi adına yürüttüğü bu samimi faaliyetler onu kısa sürede halkın gözünde bir kanaat önderi konumuna yükseltmiştir. Kendisinin gösterdiği iddia edilen bazı kerametler halk arasında dilden dile yayılmış ve ona olan hürmeti daha da artırmıştır. Hatta Risale-i Nur eserlerinde, büyük İslam mutasavvıfı Abdulkadir Geylani'nin asırlar öncesinden onun ihlasını övdüğü ve ona yönelik takdir ifadeleri kullandığı aktarılmaktadır.
Hakkında çeşitli platformlarda paylaşılan bazı iddiaların aksine, İbrahim Hulusi Yahyagil'in hiç kardeşi bulunmadığı için yeğenine dair anlatılan ailevi anıların tamamı asılsız ve gerçek dışıdır. Yahyagil'in bıraktığı kültürel mirası ve hayat hikayesini ele alan önemli biyografik çalışmalar mevcuttur.
Onun hayatını detaylıca inceleyen biyografi yazarları ve eser sahipleri şunlardır:
- İhsan Atasoy
- Ahmet Özer
- Hüseyin Tobi
Hulusi Yahyagil'in hatırasını yaşatmak adına adı bir okula verilmiştir. Ayrıca her yıl vefat yıldönümünde Elazığ'da geniş katılımlı anma programları tertip edilmektedir. Bu anma törenlerine siyaset, bürokrasi ve sosyal yaşamın farklı kesimlerinden çok sayıda insan iştirak etmektedir. Sevenleri tarafından açılan internet sitesinde ise onun sesli ders kayıtları ve bu kayıtların yazılı deşifreleri yayımlanarak mirası geleceğe taşınmaktadır.